
Tekgıda-İş Sendikası, işvereni, “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre greve çıkan işçiler hiçbir şekilde işten çıkarılamaz” diye uyardı.
Tekirdağ Çerkezköy’de faaliyet gösteren ve körili, sebzeli, tavuklu hazır makarnalar üreten AdkoTurk fabrikasında, patronun, örgütlenerek yetki alan Tekgıda-İş Sendikasıyla sözleşme masasına oturmadığı için pazartesi günü grev başlayacak. Grevde sözleşmenin yanı sıra sendikalı olduğu için işten atılan 15 işçinin işe iadesi ve tazminatları da talep edilecek.
Çerkezköy’de faaliyet gösteren Suriye ve Endonezya sermayeli AdkoTurk fabrikasında Tekgıda-İş Sendikası 2017 yılında örgütlenerek Çalışma Bakanlığı’ndan yetki aldı. Ancak patron yetkiye itiraz etti. 4 yıl süren yargı sürecinin ardından geçen Mart ayında kesin karar işçi ve sendika lehine oldu. Bunun üzerine sendika toplu sözleşme talep etti. Ancak patron toplu sözleşmeye oturmak yerine 15 işçiyi tazminatsız kovdu. Bunun üzerine fabrikada direniş başladı. İşçilerin direnişinin 129’uncu gününde fabrikada grev başlayacak.
Tekgıda-İş Sendikası, 23 Ağustos’ta greve çıkacakları AdkoTürk’te işverenin işçilere baskı yaptığını, işten atmakla tehdit ettiğini belirtti. Sendika, Indomie Hazır Noodle’ın Türkiye’deki üreticisi olan AdkoTurk’te 4 yıl önce örgütlenmeye başladı. Ancak işveren yetki tespitine itiraz etti. 4 yıl süren hukuk mücadelesini geçen şubatta kazanan sendika, Çalışma Bakanlığı tarafından taraflara gönderilen toplu iş sözleşme yetki belgesi sonrasında toplusözleşme sürecine girdi, işveren ise toplusözleşme sürecinin hiçbir aşamasına uymadı ve sözleşme taslağını da kabul etmedi. Bunun üzerine sendika, yasal sürecin sonunda zorunlu olan kanuni grev kararını aldı.
Tehdit- e-devlet şifresine el koyma
Sendikal örgütlenmeyi kırma isteyen işveren ve işveren vekilleri, çalışma izin belgesi çıkaracakları bahanesiyle işçilerin e-Devlet şifrelerini topladı ancak şifrelerin hangi işçilerin sendikalı olup olmadığının tespit edilmesi için alındığı ortaya çıktı. İşçilere yönelik baskılar artarken bugüne kadar 21 işçi tazminatsız olarak işten atıldı. İşyeri yönetimi her işçinin başına bir postabaşı dikerek sendika ile irtibatını engellemeye çalışıyor, işçilerin kendi aralarında yaptığı yazışmalar kontrol ediyor, kamera olmayan revir bölümüne götürülerek e-Devlet üzerinden sendikaya üye olup olmadıkları kontrol ediliyor.
Sendika Örgütlenme Uzmanı Yunus Durdu ise sürece dair şöyle konuştu: “İşveren grevi duyunca arkadaşlarımızı tehdit etmeye başladı. Arkadaşlarımıza greve çıkanın bir daha işine dönemeyeceği yönünde bilgiler veriliyor. Bu tehdittir. İşveren, işyerinde sürekli toplantılar yaparak sendikadan ne olduğu belli olmayan bir “örgüt” olarak bahsediyor, greve çıkacak üyeleri etkilemek için kahvaltılar veriyor, makinaların arkasında mangallar yapıyor. Grev kırıcılığı yapılan Bel Karper fabrikasının yönetiminden ve daha önce direnişin kırıldığı Döhler fabrikasının işveren avukatından bir ekip oluşturdular. Bunlar AdkoTurk işçisinin ve direncini kırmaya yönelik birlik olmuş durumdalar.”
Durdu, işverenin, greve çıkması halinde işçilerin tazminat alamayacağını, başka yerlerde iş bulamayacağını söyleyerek işçilerin kafasının karıştırıldığını, buna karşı yasal olarak da suç duyurusunda bulundukları bilgisini verdi.
İşveren ittifakı
İşverenin sendikal örgütlenmeyi engellemek için Türkiye’deki yasal boşlukları kullandığını belirten Durdu, işletmelerin bu konuda birbirleriyle iletişim halinde olduğuna dikkat çekti. Durdu “Buradaki Adkoturk işvereni ta Karaman’daki Döhler fabrikasının sendikayı nasıl içeri sokmadığını araştırıp Döhler’in avukatlarıyla çalışma aşamasına geldi. Buradaki insan Kaynakları Müdürünün Bel Karper’deki insan Kaynaklan Müdürüyle sürekli temas halinde olması, işveren ve patronların ne kadar örgütlü olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu da sendika ve işçi sınıfının düşünmesi gereken bir şey. Bu hukuksuzluk, bireysel olarak bir işletmenin değil tamamen organize işlenen bir suç.” diye konuştu.
Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı firmaların, bu tutumunun arttığını vurgulayan Durdu “Sendika olarak verdiğimiz mücadelenin son aşamasına doğru yürüyoruz. Her türlü hukuk mücadelesini verdik. Biz kazandık. Yargıtay işverenin bütün iddialarını reddetti. Çalışma Bakanlığının yetkisiyle de 126 gündür (dün) buradayız. Biz doğruları anlattık, birileri yalanlar anlattı.” dedi.
Son kararı işçi arkadaşlarının vereceğini belirten Durdu “Buradaki mücadelenin Türkiye’de hem işçi sınıfı hem sendikalar hem de hukukçular ve Türkiye’yi yönetenlerin doğru okuması gerektiğine inanıyorum. Biz dünyanın öbür ucundan gelmiş bir firmanın kanunsuzluklarını buradaki Türklere yapmalarını asla içimize sindiremiyoruz.” diye konuştu.
