“Yokluk yok, yoksulluk var!”

30 Eyl 2022
“Yokluk yok, yoksulluk var!”

    • Mutfak enflasyonu aylık %5,15 ve son on iki aylık %130,01 oranında artış gösterdi…
    • Açlık sınırı 7.245 TL hesaplandı ve asgari ücretin 1.745 TL üzerinde oldu!
    • “Yokluk yok, yoksulluk var!” dört kişilik ailenin yapması gereken toplam harcama (Yoksulluk sınırı) 23.600 TL!
    • Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 9.470 TL‘ye ulaştı!

Türk-İş’in “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Eylül 2022” raporu sonuçları açıklandı.
Raporda şunlara yer verildi:
TL değer kaybediyor, fiyatlar doludizgin artıyor, alım gücü hızla düşüyor. Sabit gelirliler dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenebilmekten bile yoksunluk duyuyorlar. Talepten maliyete ve beklentilere kadar enflasyonun her türlüsü tüm varlık, mal ve hizmet fiyatlarını bozarken, bu geçici yoksunluk ön görülebilir gelecekte kalıcı yoksulluk haline dönüşme tehlikesi barındırıyor.
İnsan önce karnını doyurmak, sonra barınma ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı içindedir. Açlık, insani değerleri törpülerken toplumun dengesini sarsar. Yaz henüz biterken gıda fiyatlarındaki bu şiddetli artışın en temel sebebi Türk Lirasındaki özellikle son bir yılda oluşan yüksek değer kaybıdır. Üretimden tedariğe girdilerde ithal bağımlılığı yüksek hâle gelmiş olan Türkiye ekonomisi, dünyada enflasyonun yükselmeye başlaması ve başta FED olmak üzere hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerin peşi sıra faiz artırımları yoluyla parasal sıkılaşmaya gitmeleri karşısında geleneksel iktisadi öğretiden farklı bir yol izliyor. Bu tavır, yüksek enflasyonist ortamın oluşmasının en önemli nedeni oldu. 2021 Eylül ayından başlayarak bu aya kadar politika faizini %19’dan %12’ye çeken ekonomi yönetiminin hedefinin üretimi arttırmak, özellikle ihracat yolu ile cari açığı düşürmek, büyümeyi yüksek bir seviyede sürdürmek olduğu belirtilmişti.
Fakat bu gün dünyada hiç bir ülkede enflasyon ile faiz arasındaki makas Türkiye’deki kadar açık değil ve enflasyon artarken gelen faiz indirimleri ile yıl içinde riskler çok hızlı şekilde yükseldi. Kur baskılanmasına rağmen TL Dolar karşısında %100’den fazla değer kaybederken Türkiye, iç karışıklıklarla boğuşan Zimbabve, Lübnan, Suriye, Sudan, Venezüella’dan sonra resmi verilerle dünyadaki en yüksek 6. enflasyona sahip ülke konumuna geldi. Dış ticaret açığı geçen 1 yılda 25,5 milyardan 62,1 milyar dolara çıktı. Döviz kurlarını tutmak için döviz satarak müdahale eden TCMB’nin rezervlerinden milyarlarca dolar eksildi. Kur korumalı mevduat hesaplarında, bir gün çözülecek olan 1,3 trilyon TL para birikti ve bunun Hazine’ye maliyeti -şimdilik- resmi açıklamaya göre 76,5 milyar TL oldu. İlgili kanun ile KKM’yi şirketlere cazip hâle getirmek için milyarlarca liralık vergi gelirinden vazgeçildi. Diğer yandan artan oranlı gelir vergisi sebebiyle bir çalışan hâlâ ocak ayında aldığı ücretini aralık ayında alamıyor. Ekonomi 2022’nin 2. çeyreğinde %7,6 büyüdü ama işgücü ödemelerinin milli gelirdeki payı yılın aynı döneminde 2021’e kıyasla artmak bir yana %7,2 azaldı. Vatandaşın devlete olan borcuna %30 gecikme faizi uygulanırken, vatandaşın devletten alacağına uygulanan faiz %9’da kaldı.
Tüm bu olumsuz sonuçların maaşlı, ücretli, yevmiyelilere yansıması ücretlere zam yapılarak bertaraf edilmeye çalışılıyor. Lakin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın beklentileri çıpalayamadığı bir ortamda enflasyon beklentisi gerçekleşen enflasyonla şekilleniyor. Bu da kendi kendini besleyen bir enflasyonist atmosfer yaratıyor. Sonuç olarak Ankara’da asgari ücret alan bekâr bir çalışanın, aylık yaşama maliyetini karşılayabilmesi için 3970 TL daha bulması gerekiyor.

Emekçiler tüketiminden kısıyor
Türk-İş Araştırmasının 2022 Eylül ayı sonucuna göre;
- Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 7.245,18 TL’ye,
- Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 23.599,93 TL’ye,
- Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 9.469,35 TL’ye yükseldi.

Yeni eğitim-öğretim ve çalışma dönemi başlarken başka şehirlere göçmek zorunda kalan öğrenci ve çalışanların en kaygı duydukları konu kira ve ev fiyatları olmakta. Son resmi verilerle bir yılda inşaat maliyet endeksi %114,7 artarken bu inşaatlarda çalışan işçilerin maliyeti sadece %83,9 arttı. Bunun yanında konut fiyat endeksi %173,8 oranında artarken özellikle İstanbul’da ve birçok deniz kıyı şehrinde %200’ü aşan fiyat artışları yaşandı. Bu süreçte asgari ücrete %94,6’lık bir artış yapıldı. Yani asgari ücretle çalışan birisi ev alabilmek için geçen yıla kıyasla bu sene %40,7 daha fazla süre boyunca çalışmak durumunda kalıyor. Kira fiyatlarında ise ortalama %160’lık bir artış söz konusu oldu. Sabit gelirlilerin kazançlarının bu fiyatlar kadar artmadığı bir ortamda öğrenciler ve çalışanlar daha kalabalık evlerde kalmayı tercih ediyor, kamu personelleri büyük kentlerden ve sahil beldelerinden tayin istiyor. Yüksek kiralara mahkûm olanlar ise gıda, giyim gibi giderlerinde kısabildiği sınıra kadar kadar tüketimlerini kısmaya çabalıyor. Özellikle market markalı (private label) ürünlerin satıldığı indirim market zincirlerinin perakende sektöründeki payının %79’a çıkmış olması ve bazı giyim perakendecilerinin 2. el kıyafet satışlarına başlamış olmaları da başta dar gelirliler yönünden hayatı idame ettirebilmenin zorluğunu kanıtlar nitelikte.

On iki aylık artış yüzde 130
Türk-İş’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Eylül 2022 itibariyle şu şekildedir:
● Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre % 5,15 oranında gerçekleşti.
● Son on iki ay itibariyle artış oranı % 130,01 olarak hesaplandı.
● Dokuz aylık değişim oranı ise % 76,80 oranında oldu.

Ürün gruplarında durum
Türk-İş hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Eylül 2022 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:
● Süt, yoğurt, peynir grubunda;
Ulusal Süt Konseyi son tüketiciye yansıyan süt ve süt ürünlerindeki fiyatların yükselmesinin önüne geçmek için çiğ süt fiyatını 15 Mayıs 2022’den bu yana 7,5 TL’de tutmakta. Üretici kazanamazken dar gelirli vatandaş ise süt ve süt ürünlerini satın almakta zorlanmakta. Bu durum piyasa dinamiklerini bozmakta ve masraflarını karşılayamayan üreticilerin süt ineklerini kesip piyasayı terk etmelerine hatta bazı köylerde süt kalmamasına neden olmakta. Süt üretimindeki düşüş eğilimi resmi verilerle ortadayken geçici olarak fiyatların baskılanması ilerleyen süreçte ithalat ile bile çözülemeyecek pahalılığa gebe bir süt piyasası doğurmakta. Bu ay süt ve peynir fiyatları gerilerken yoğurt fiyatları sabit kaldı.

● Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohum ürünlerinin bulunduğu grupta;
Av sezonunun açılmasıyla balıketi %15 gerileyerek Ankara’da Eylül ayında ortalama 100 TL’den tezgâhlarda yer buldu. Dana etinin fiyatı geriledi. Bir ayda kuzu eti fiyatı %7, tavuk eti %8, yumurta %11 zamlandı. Geçen ay küçükbaş üreticileri için ifade ettiğimiz kesime gönderme konusu büyük baş üreticileri için de geçerli olmaya başladı. Düşük süt fiyatları ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle  hayvanlarını satan çiftçiler köylerini boşaltırken aile işletmelerinin yerini büyük çiftlikler alıyor, hayvan ve toprak servetleri ailelerden şirketlere geçiyor. Tüketici ise alım gücü düştüğünden kırmızı ete erişmekte çok zorlanıyor. Baklagillerden yeşil mercimeğin fiyatı düştü. Nohut ve kırmızı mercimek zamlandı. Kuru fasulye %21, yağlı tohumların ortalama satış fiyatı %7 yükseldi.

● Ekmek ve tahıllar grubunda;
Karadeniz’den tahıl ihracının sürmesine ayrıca küresel buğday, pirinç, arpa fiyatlarında gerileme olmasına rağmen bu ay Ankara’da tahıllar yine zamlandı. Aylık tabanda bulgur %7, makarna %6 fiyat artışı yaşadı. Pirinç ve irmik fiyatları da yükseldi. Un ve ekmek fiyatı -şimdilik- aynı kaldı.

● Taze sebze-meyve grubunda;
Semt pazarlarında maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin ve pırasa, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yükseldi. Patates fiyatları değişmedi. Soğan ve domates fiyatı geriledi. Salatalık, biber, patlıcan, kabak fiyatları arttı. Meyvelerden kavun fiyatı gerilerken elma sabit kaldı. Karpuz ve çilek fiyatları yükseldi. İncir fiyatı düşerken şeftali, erik gibi sert çekirdekli meyvelerin fiyatı artmaya başladı. Ortalama sebze kg fiyatı 16,56 TL, ortalama meyve kg fiyatı 17,81 TL oldu. Hesaplamada 26’sı sebze ve 12’si meyve olmak üzere toplam 38 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 17,69 TL olarak tespit edildi.

● Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta;
Ayçiçek yağının fiyatı değişmedi. Margarin fiyatı düştü. Zeytinyağı bir ayda %12 zamlandı.

● Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden;
Çay ve ıhlamur fiyatları gerilerken şeker fiyatı sabit kaldı. Raflarda özel şeker markalarındaki çeşitlilik sınırlı hâlde ve görece düşük fiyatlı kamu üretimi şekerler de marketlere geldiklerinden kısa süre içinde tükeniyor. Son bir ayda bal %27, pekmez %21, reçel %19, yeşil zeytin %27, siyah zeytin %18, baharatlar %9 zamlandı. Salça %51 artışla bu ayın en çok zamlanan gıdası oldu. Üstelik raflarda salça marklarındaki çeşitlilik de yeni mahsulün üretimden dolayı azalmış durumda.

paylaş