8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun

Kadınlar arasında çalışma özel bir propaganda, ajitasyon ve örgütlenmeyi gerektirir. Bu çalışmanın biçimi komisyonlar, komiteler, çalışma grupları, vb., Lenin’in belirttiği gibi herhangi bir örgüt biçimi olabilir.

Marksist-Leninist hareket içinde özgül bir kadın hareketinin yaratılması sorunu, başlangıçta oldukça tartışılmıştır. Kadının, “emekçi kadın”ın kurtuluşunun sosyalizmde olduğu, kadının kurtuluşunun, proletaryanın kurtuluşundan ayrılamayacağı ilkesi kabul edilmekle birlikte, kadınların sosyalizm ülküsüne, savaşımına ne şekilde çekileceği, bunun ayrı bir örgütlenme gerektirdiği düşüncesi zaman zaman ihmal edilmiştir.

Manifesto’dan bu yana kadının sömürüsünün özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla başladığı ve yine özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla özgürlüğüne kavuşacağı kabul edildi. Ancak geniş kadın yığınlarının örgütlenmesi sorunu, bir süre sosyal demokratların ellerinde kaldı. Kadınlar arasında özgül örgütlenmeler reformizm olarak değerlendirildi.

Daha sonraları, dünya işçi sınıfının büyük öğretmeni Georgi Dimitrov, “Faşizme Karşı Birleşik Cephe ve Kadınlar” konusunda şöyle demiştir: “Emekçi kadınları devrim hareketine çekmeye çalışırken, bu amaçla gerekli olan yerlerde ayrı ayrı kadın örgütleri de kurmaktan korkmamalıyız. İşçi hareketinde ‘kadın-erkek ayrımı’na karşı mücadele etmek amacıyla, kapitalist ülkelerde komünist partilerin yönetiminde bulunan kadın örgütlerinin kaldırılması gerektiğini ileri süren bu kör inanç çok kere büyük zararlara yol açmıştır.”

Clara Zetkin’in Lenin’den anılar adlı kitabının bir bölümünde, Lenin'in kadın sorununu ele alışı, bu konuda son derece eğitici ve öğretici bir yazıdır. Büyük Ekim Devrimi önderi ile Alman proletaryasının seçkin önderlerinden Clara Zetkin arasında geçen bu tarihî konuşma bugün de geçerliliğini aynı derece korumaktadır. Lenin de ayrı kadın örgütlenmeleri kurma gereğini ve onların somut talepleri için kavga vermenin reformizm olmadığını vurgulamıştır. Marksist-Leninistlerin kadınlar arasında çalışmalarının, işçi sınıfı partisinin kadın üyeleri için ayrı bir çalışma, ayrı bir örgütlenme yapmak ile karıştırılmaması gerektiğini belirtmiştir. Yani bir proletarya partisi içinde, tıpkı işçi ve aydın arasında hak ve görevler bakımından bir fark olmadığı gibi, kadın ve erkek parti üyeleri arasında da bir fark yoktur ve olamaz. Bu açıdan oluşturulacak örgütlenme kesinlikle Marksist-Leninist kadınların örgütlenmesi demek değildir.

Lenin bugün bile rastladığımız bir ikinci yanlışa işaret etmiştir. Bu yanlış, “kadınlar arasında çalışmanın sadece kadın devrimcilere ait olduğu” düşüncesidir. “Bu ikinci derecedeki (!) önemli işin sadece kadınlara bırakılmasıdır.”

Bugün pek çok bilinçli işçi, genç, aydın şu soruların yanıtını kolaylıkla verebilir mi: “Eşimin, anamın, kızkardeşimin veya kızımın sosyal savaşım içinde yer alması için yeterince çaba sarfettim mi?”, “Fabrikamda, işyerimde, okulda, üniversitede kadın ve genç kızları savaşıma katmada onların özel sorunlarını göz önüne alarak çalıştım mı?” Bu sorulara olumlu yanıt verenlerin sayısı pek çok olmayacaktır.

Bu bakımdan kadın sorunu ve önemi sadece kadınlara değil, erkeklere ve gençlere de anlatılmalıdır. İnsanlığın yarısını ilgilendiren bir soruna, öbür yarısının ilgisiz kalması beklenemez. Pek çok bilinçli işçinin teorik olarak kadınların iki kez sömürüldüğünü kabul etmelerine karşın, pratikte ya bu çalışmaları küçümsediğini ya da konunun kendi yaşamını değiştirici yönüyle ilgilenmediğini, örneğin, kendi karısını pek de bu ezilen emekçi kadınlar arasında düşünmediğini görmekteyiz.

Oysa eğitilmemiş, bilinçsiz bir emekçi kadın çoğu zaman erkek işçilerin sosyal savaşımlarında fren vazifesi görmektedir. Bu, işyerindeki işçi kadın arkadaşlar için de doğrudur. Bujuvazi eğitilmemiş geniş işçi kadın kesimini genellikle daha bilinçli erkek işçilere karşı silah olarak kullanmaktadır. Aynı şey, aile içindeki kadınlar, analar, eşler ve kızkardeşler için de bir o kadar doğrudur. Burjuvazi, grev ve direnişleri kırmak için, işçilerin eşlerine mektup yollamaktan, özel ziyaretler yapmaktan her zaman medet ummuştur.

Demokratik kadın hareketinin yönlendirilmesi ile ilgili ilişkin bir diğer konu da, ülkenin somut koşullarına göre biçim alan bu örgütlenmenin kapsamına tüm kadınların katılabileceği olgusudur. (Bir avuç kapitalist sınıf dışında), sermaye yalnız işçi kadını değil köy kadınını, öğretmeni, aydını vb. çift taraflı ezmektedir. Bu kadınların hepsi savaşımın içinde olmalıdır. Kıyısında değil. Elbette, sosyal gericiliğe karşı savaşta, kadınların kurtuluşu bizzat kadınların kendi aktif katılımı ile işçi kadınların nicelik ve daha çok nitelik olarak ağırlıkta olması ile sağlanır.

Demokratik ve ilerici kadın hareketi sadece Marksist-Leninist kadınların hareketi olmayacağı gibi, sadece işçi kadınların hareketi de değildir. Hele ülkemizdeki koşullarda, bir avuç para babasının eşi, kızı dışında geniş kadın yığınları, hayat pahalılığının, işsizliğin, düşük ücretlerin ve taşeronlaşmanın kurbanıdırlar. Üstelik bugün anaların yüreği, Mayıs-Haziran 2013 Büyük Halk Direnişi'nden sonra bir de evlat acısı ile doludur. Giderek faşizme kayılan koşullarda kadın nüfusunun büyük çoğunluğu objektif olarak kazanılabilir durumdadır.

İşte bu anlayış ve duygular içinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

08 Mar 2014
paylaş