Akşam olup hani havaya puslu bir sessizlik çöker ya, işte öylesine el ayak çekilir, tüm şehirler evlere kapanırdı o yıllar. Sanırım 80'li yıllardı Dallas adında bir dizi. Tek kanallı ve renksiz ekrandan insanların beyninin adeta uyuşturulduğu yıllar. Acımasız ve kalleş J.R., Bobby ve Sue Ellen'lı bu dizinin gösterildiği yıllardı zannediyorum. Bir dizi daha ekranlardaydı o yıllar yanlış anımsamıyorsam “Run Joe, Run”. Bu dizide eğitimli bir Kurt köpeği, aldığı “Yakala Co” komutuyla inanılmaz marifetli cengaverlikler yapardı. Biz de çocuksu duygular içinde seyrederdik. Günümüze kadar da bu “Yakala Co” emri şaklabanlık yapmak istediğimiz zamanlarda, zaman zaman kullanıla gelmiş, hatta internet üzerinden tüketime davet olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Aman sakın kaçırma en ucuzu burada, “Yakala Co”yu tıkla ayağınıza gelsin. Hem köpek ol, hem de para kazandır adamlara. “Yakala Co”
Bir başka yer ve ortamlarda da çok sık rastlarız bu “Co”ya. Neredeyse yanımızdan geçen her üç tırdan birinin üzerinde gözlemleriz. Traverten Co., Transatlantik Co. gibi. İngilizce'de “Company” yani şirket sözcüğünün kısaltılmışıdır bu “Co”. Çok meraklıyızdır yabancı dilleri kullanmaya, bize ayrı bir hava, ayrı bir üstencilik, gelişmişlik duygusu yarattığı izlenimi sanrısı verir. “Yakala Co”
Bir de kimyada “Co” vardır. Sonuna 2 geldiğinde, Co2 Karbondioksit, sonuna 2 gelmediği zamanlarda da “Co” yani Karbonmonoksit. Bu yapısında bir karbon atomuyla bir oksijen atomu bulunduran bir molekül. Renksiz, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz. Yapısındaki 2 Oksijen bulunduran Co2 Karbondioksit, Karbonmonoksite nazaran daha masum dur bu hâliyle. Co Karbonmonoksit, kandaki oksijeni taşıyan Hemoglobine çok kısa sürede geçtiğinden, bir o kadar kısa süre içinde de, beyne giden eksik oksijenli kan nedeniyle önce bilinç kaybına, daha sonra da ölüme yol açar. “Yakala Co”
Maden fakültelerinde çok önemli, önemli olduğu kadar da çok zor bir ders vardır. Öğrenciler buna kısaca “MUSA” der. Madenlerde Ulaşım ve Su Atım'dır açılımı. Öyle ki bu dersi veremeyen bir mühendislik öğrencisi asla fakülteyi bitiremez. Gerek açık işletme, gerekse kapalı işletme diye adlandırdığımız maden ocaklarının olmazsa olmazıdır çünkü Musa. Bugünlerde yüzlerce maden işçimizin katledilişinin haberlerini içimiz yanarak, kan ağlayarak, öfkeyle izleyip dinliyoruz. İşçinin biriyle yapılan röportajı izliyorum. Ocağa işe giriyorum bir buçuk kilometre yürüyorum, anca çalıştığım noktaya varıp mesaime başlayabiliyorum diye yakınıyor. Anlaşılan Musa, İsa tek amacı daha fazla sömürerek kazancına kazanç katmak olan patron için önemli değilmiş diye aklımdan geçiriyorum. Oysa bu tip açık işletmelerde çoğunlukla işçiler raylı bir sistemle üretim noktasına kadar ulaştırılır. “Yakala Co”
Akepenin başı ekranlara çıkıyor bir kez daha, bu işin fıtratında bu tür kazaların olduğundan bahsediyor. Yetmiyor... 1800'lü yıllardan, Ortaçağın madenciliğinden yola çıkarak maden kazalarından dem vurarak karşılaştırmalar yapıyor. Halkımızın gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Cinayeti kadere bağlıyor. Bugün Avustralya'da 110 bin dolar, ABD'de 100 bin dolar yıllık gelire sahip maden işçilerinin, 9 bin dolar yıllık gelirle gırtlağına kadar borçlandırılmış işçimizin hazin durumunu ve çalışma şartlarını karşılaştırmaya gelince, sahte kabadayı eşkıyamız adam dövmekten bile kaçınmayacak kadar cüretkârlaşabiliyor. “Yakala Co”
Tüm kâr eden, katma değeri olan işletmelerin özelleştirilip peşkeş çekilmesi ve taşeronlaşmanın gelebileceği en son vahim noktalara kadar getirilmesi karşısında bu cinayetlerin daha da devam edeceği görülüyor. Öyle ki bu sömürü ve cinayetlerin sorumluları adeta hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi cinayetlerin üzerini kader ve fıtrata bağlayarak örtbas edecek kadar pişkin ve insan aklıyla, zekasıyla alay edebiliyorlar. “Yakala Co”
Her vardiyasında 700 üzerinde işçinin girdiği ocakta, hiçbir işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına riayet edilmeyen işletmeden, insan hayatını hiçe sayarak çalışmaya maruz bırakılmalarının sorumlularından hesap sorulmalı. En başta maden işletme ve ruhsatı verme hakkına sahip iktidarın başı Tayyip, Enerji Bakanı, Çalışma Bakanı, SGK Başkanı, Ocakta denetimden sorumlu İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanları, Maden Mühendisleri, tüm bunların yanında da en önemlisi de sahip oldukları görünen Sarı Sendika'dan hesap sorulmalı. Bu hesaplar sorulmadıkça, taşeronlaşma kaldırılmadığı sürece, emekçiler sarı sendikaların elinde sınıf sendikacılığı bilincinden uzak tutuldukça çok daha bu tür acılar çekmeye mahkûm olacaktır bu ülke.
Soma gözünü kâr kırsı bürümüş bu katillerin eline bırakıldığı sürece, işçilerimiz emekçilerimiz çok geçmez birkaç ay içinde “Yakala Co” der, yine yeni cinayetlerin önünü açılmış olur.
Halkımız er ya da geç bu cinayetlerin hesabını, bu kan emici sülüklerden sormalıdır. Sorulacaktır da. İktidar da, onun borazanlığını yapan yandaş medya da bunun farkına varmaya başladı. Sırf bu nedenle her geçen gün sertleşiyor, baskı ve zulümlerini artırıyorlar. Ne var ki tüm diktatörlerin ve yandaşlarının sonu gibi bunların sonu da hesap vermekle sonlanacaktır. Aksi takdirde “Yakala Co” komutunun peşinden giden bir sürüden farkımız kalmayacaktır.
- Mehmet Yaycı
