“Esnaf ‘gerektiğinde asayişi tesis eden polis’, ‘gerektiğinde adaleti sağlayan hâkimdir’” dedi Padişah!
Ve bir esnaf, karlı bir günde “kartopu” bahanesiyle sapladı bıçağı göğsüne Nuh Köklü’nün…
Kartopu oynayanlar asayişi mi bozmuştu? Adaleti sağlamak “öldürmek” mi demekti, esnafa mı düşmüştü görev?
Mesele “cama kartopu geldi” meselesi değil, hepimiz biliyoruz bunu. Mesele AKP’nin karşısında olma, yarattığı bu gerici düzenle mücadele ediyor olma meselesi. Zira o gün orada kartopu oynayanlar Gezi sürecinin akabinde ortaya çıkan forumlardan biri olan Yel Değirmeni Dayanışması’nda omuz omuza duran insanlardı ve İç Güvenlik Yasası’nı protesto eyleminden dönüyorlardı. Ve orada herkes birbirini tanır, kimin ne olduğu bilinir. İşte bu nedenle mesele AKP düzeninde esnafın gerektiğinde “AKP’nin polisi” olması, AKP adına sokaklara hükmedebileceğini sanması meselesidir.
Esnaf polis olursa; polis ne olur?
Günlerdir konuşuluyor İç Güvenlik Yasa Tasarısı. Tüm muhalif kesimler bu yasanın AKP’nin kanunları da arkasına alarak kendini sağlama alma çabası; milyonlara dayattığı gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimini kökleştirme gayreti içinde olduğunu dile getiriyor.
Mecliste tansiyonun yükselmesi, bu yasanın ayrıntılarının görüşüldüğü sırada AKP’li milletvekillerinin muhalefetteki milletvekillerine saldırması Türkiye’nin içine düşeceği karanlığın provası gibi…
Padişah tarafından esnafın “polis, hâkim” ilan edildiği bu süreçte polislerin neye dönüşeceğini salık veriyor bu yasa tasarısı. Yani esnafı polis yapan hükümet; polisi cellat yapmaya niyetlenmiş.
AKP’nin pençesi halkın boğazında
Korkunç bir kabus görüyoruz sanki, uyanmak için 8 Haziran sabahını bekler gibiyiz. Çocuklarımıza hurafeler öğretiliyor okullarda, eğitim sistemi çökmüş vaziyette. AKP döneminde kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı, AKP’nin gerici söylemleri önce kadınları vuruyor. Yüzden fazla gazeteci iktidar hakkında gerçekleri yazdığı için yargılanıyor. Keyfi uygulamalarla insanlar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Yargı AKP’nin avucunda, kendinden olmayanı aforoz ediyor istediği an. AKP kendi ordusunu yaratabilmek için İç Güvenlik Paketi’nin kabul edilen yedi maddesi doğrultusunda Polis Meslek Yüksek Okullarını kapatıyor, binlerce kişiyi Emniyet teşkilatından uzaklaştırıveriyor.
Devletin tüm kurumlarına yandaşlarını hile hurda ile yerleştirmiş; devleti hanedan, kendini de padişah bellemiş bir iktidar var karşımızda. Ülkenin sahibi o! Kendinden olmayan, kendi gibi düşünmeyen, kendi gibi yaşamayan hak etmiyor yaşamayı onun nazarında. Koltuğunu bırakıp gitmeye de hiç niyeti yok! “Seçimler” ise meşruiyetini kaybetmiş bir televizyon şovuna dönüşmüş durumda.
Pek yakında…
Bizi evlerimize sokamayacakları günler yaklaşıyor yeniden. Ne kadar dayanabilir insanlar bu sömürüye, bu gericiliğe, vurgunculuğa, bu savaş düzenine? İçine sürüklendiğimiz bu karanlığın içinden bizi alıp aydınlığa çıkaracak tek şey yine “Biziz”. AKP’nin zulmüne sokaklarda son vereceğiz. Bu arada, belli ki Padişah zulmü artan kralın başına ne geldiğini bilmiyor.
Esnaflara gelince;
Son sözümüz yine esnaflara “Barikat yıkılınca caddeye girenler sizin müşterileriniz değil, alacaklılarınız” olacak; uluslararası mağaza zincirleri, büyük sermaye sahipleri karşısında eriyip gitmemek için barikatın arkasında durun.
- Nurdan Aktaş
