İnessa Armand'a

“İşçinin vatanı yoktur” – bu (α) onun iktisadi konumunun (le salariat [ücret sistemi – ÇN]) ulusal değil, uluslararası olduğu; (β) sınıf düşmanının uluslararası olduğu; (γ) hakeza kurtuluşu için koşulların da [uluslararası olduğu – ÇN]; (δ) işçilerin uluslararası birliğinin ulusal birlikten daha önemli olduğu anlamına gelir.
Bu, yabancı boyunduruğu silkip atmak sözkonusu olduğunda mücadele etmek gerekmediği mi demektir, buradan bu sonuç mu çıkar? Evet mi, hayır mı?
Sömürgelerin kurtuluşları için savaşı?
- İrlanda’nın İngiltere’ye karşı?
Bir ayaklanma (ulusal bir ayaklanma) anavatan savunması değil midir yoksa?


20 Kasım 1916’da yazıldı.
Zürih’ten Sörenberg’e (İsviçre)
İlk kez 1949’da “Bolşevik” dergisi
No. 1’de yayımlandı.
Eserler, 4. Baskı, Cilt 35, s. 196/197, Rusça

 

Ortodokslarla oportünistler arasında anavatan kavramı üzerine elbette her zaman görüş ayrılıkları olmuştur. (bkz. Plenanov 1907 veya 1910, Kautsky 1905 veya 1907 ve Jaures, “L’armée nouvelle”). Bununla tamamen hemfikirim: burada temel görüş ayrılıkları var. Buna karşı herhangi bir yerde herhangi bir şey söylediğimi sanmıyorum.
Benim de düşüncem, anavatan savunmasına izin vermenin (ne zaman izin vermek) ancak demokrasinin savunusu (ilgili dönemde) olarak mümkün olduğudur.
Elbette proleterler genel-demokratik hareketle asla “kaynaşmamalı”dır. Marks ve Engels 1848 yılında Almanya’da burjuva-demokratik hareketle “kaynaşma”dılar. Biz Bolşevikler, 1905 yılında burjuva-demokratik hareketle “kaynaşma”dık.
Biz sosyal-demokratlar demokrasiye her zaman, “kapitalizm adına” değil, hareketimiz için yolun temizlenmesi adına sahip çıkıyoruz, bu temizlik kapitalizmin gelişmesi olmadan olanaksızdır.


25 Kasım 1916’da yazıldı.
Zürih’ten Sörenberg’e (İsviçre)
İlk kez 1949’da “Bolşevik” dergisi
No. 1’de yayımlandı.
Eserler, 4. Baskı, Cilt 35, s. 198/199, Rusça


Sevgili arkadaş! “Anavatan savunması” ile ilgili olarak aramızda görüş ayrılıkları olup olmadığını bilmiyorum. “Marks’ın Anısına” derlemesindeki makalemle şimdiki açıklamalarım arasında çelişki bulurken ne birini, ne de diğerini tam olarak aktarmıyorsunuz. Bu imaya yanıt vermem mümkün değil. “Marks Anısına” derlemesi elimde yok. Orada yazdığım şeyin metnini elbette anımsayamam. O zamanki ve şimdiki tam alıntılar olmadan, böyle bir argümanınıza yanıt verecek durumda değilim.
Genel bakıldığında, gözlemleriniz bana bir türlü biraz tek yanlı ve formalist geliyor. “Komünist Manifesto”dan bir alıntı alıp (işçilerin anavatanı yoktur), öyle anlaşılıyor ki onu, ulusal savaşların reddine varana dek kayıtsız şartsız uygulamak istiyorsunuz.
Marksizmin tüm ruhu, onun tüm sistemi, her tezin (α) tarihi; (β) diğerleriyle bağ içinde; (γ) tarihin somut deneyimleriyle bağıntı içinde değerlendirilmesini talep eder.
Anavatan tarihsel bir kavramdır. Ulusal boyunduruğun silkilip atılması döneminde ya da daha doğrusu: mücadele sırasında anavatan bir şeydir. Ulusal hareketlerin çok gerilerde kaldığı bir zamanda başka bir şeydir: “3 tip ülke” için (kendi kaderini tayin üzerine tezlerimizin 6. Maddesi) anavatan ve onun savunması tezi her koşul altında aynı biçimde uygulanabilir olamaz.

Komünist Manifesto”da, işçilerin anavatanı yoktur denir.
Haklı olarak. Ama orada sadece bu söylenmez. Orada ayrıca, ulusal devletlerin kuruluşunda proletaryanın özel bir rol oynadığı söylenir. Birinci tezi (işçilerin anavatanı yoktur) alıp, ikincisiyle (işçiler asla burjuvazinin anladığı anlamda olmasa da ulusal düzeyde sınıf olarak teşekkül ederler) bağıntısını unutmak temelli yanlıştır.
Bu bağıntı nedir? Bence, demokratik harekette (böyle bir zamanda, böyle bir somut durumda) proletaryanın demokratik hareketi (dolayısıyla da ulusal bir savaşta anavatan savunmasını) desteklemeyi reddedemeyeceğidir.
Marks ve Engels, “Komünist Manifesto”da, işçilerin anavatanı yoktur dediler. Ama aynı zamanda Marks birçok kez ulusal savaş çağrısında bulundu: Marks 1848’te, Engels 1859’da (Almanların ulusal duygusunun doğrudan körüklendiği; doğrudan ulusal savaşa çağrıldığı “Po ve Ren” broşürünün sonu) Engels 1891’de Fransa’nın (Boulanger) + III. Alexander’in Almanya’ya karşı tehdit eden ve o zamanlar yaklaşan savaşı karşısında “anavatan savunması”nı açıkça tanıdı.
Marks ve Engels, bugün bunu, yarın başkasını söyleyen şaşkınlar mıydı? Hayır. Bence ulusal savaşta “anavatan savunması”nı tanımak Marksizme kesinlikle uygundur. 1891 yılında Alman sosyal-demokratlarının Boulanger + III. Alexander’e karşı bir savaşta gerçekten de anavatanı savunmaları gerekirdi. Bu, ulusal savaşın özel bir varyasyonu olurdu.


30 Kasım 1916’da yazıldı.
Zürih’ten Clarens’e.
İlk kez 1949’da “Bolşevik” dergisi
No. 1’de yayımlandı.
Eserler, 4. Baskı, Cilt 35, s. 200/202, Rusça

04 Nis 2016
paylaş