Erdoğan ve AKP yetkilileri “üst akıl” tamlamasını dillerinden düşürmüyorlar. “Üst akıl” sözü bir örtmece; açık açık emperyalizm diyemedikleri için meramlarını ancak böyle anlatıyorlar.
Oysa dünya tarihini az çok bilen, güncel siyasal gelişmeleri iyi kötü izleyen herkesin bildiği gibi, emperyalizm, hedeflerine ulaşmak için her zaman işbirlikçilere ihtiyaç duyar. İşbirlikçiler olmadan emperyalizm uğursuz planlarını gerçekleştiremez. Emperyalizm devasa tekelci bankalara ve şirketlere hükmeden küçücük bir kapitalist azınlığın azgın sömürüsü için gereken baskı ve kıyım projelerini yerli işbirlikçilerin suç ortaklığıyla hayata geçirir.
Emperyalistler, bu suç ortaklığına soyunan işbirlikçileri ise kendi bencil çıkarları için halklarının ve vatanlarının yüksek çıkarlarını satmaya hazır vurguncular arasından devşirir. Bu vurguncuların halk haini, vatan haini oldukları açıktır.
Gaflet ve dalalet
Halk hainlerinin, vatan hainlerinin aynı zamanda “gaflet ve dalalet” (aymazlık ve doğru yoldan sapmışlık) içinde oldukları görülür. Emperyalist efendilerine bir kez ellerini verdiklerinde kollarını da kaybedebileceklerini, efendilerin işleri bitince uşaklarını bir kenara atabileceklerini akıllarına getirmezler. ABD, AB, NATO’nun büyük planlarında kör bir aletten başka bir şey olmadıklarını kavramazlar. Halklarına ve vatanlarına ihanet ederek yarattıkları yıkımın altında kendilerinin de kalabileceğini, zaten kaybettikleri onurlarının yanı sıra mevkilerini ve servetlerini de kaybedebileceklerini hiç düşünmezler.
İşbirlikçilerin alt aklı
Öyleyse, gaflet ve dalalet içinde olanların aklını gereğince kullanamadığını, öngörüden yoksun olduklarını, akıllarının dünyayı anlamaya yetmediğini, olayların nasıl gelişeceğini kestiremediklerini, aslında düpedüz akılsızlık ettiklerini, akıllarının başkalarının aklıyla kıyaslandığında alt düzeyde kaldığını söyleyebiliriz.
Bir başka deyişle, alt akıl olmadan üst akıl olmaz. İşbirlikçilerin alt aklı olmadan emperyalizmin üst aklı olmaz. Emperyalizm hükmünü icra etmek için yerli işbirlikçilerin alt aklına muhtaçtır. İşbirlikçilerin alt aklı olmadan emperyalizm halkları köleleştiremez. Kanıt mı istiyorsunuz? O kadar çok ki, en yakın örneklerle yetinelim isterseniz.
Alt akıl örnekleri
Emperyalizm bağımsız, bağlantısız ve ilerici Ortadoğu halklarını yeniden sömürgeleştirmek için sefere çıktığında “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduk” diye etekleri zil çalanların alt akıl sahibi oldukları ortadadır.
Türkiye’ye dostluktan başka bir yaklaşım göstermemiş Libya’ya karşı NATO saldırısına şevkle katılıp Libya’daki bütün işlerini kaybetmenin ve hatta Türkiye Büyükelçiliğini kapatmak zorunda kalmanın akılla ilgisini kurmak zordur.
Suriye ve Irak’a karşı dinci terör çetelerini besleyip Kilis, Gaziantep, Urfa, Hatay illerini bu çetelerin insafına terk etmenin ve intihar saldırılarında halkını katlettirmenin akılsızlık olduğu besbellidir.
Türk ve Kürt halklarının samimi barış özlemini sömürüp PKK’yle çözüm süreci yapacağız diye yola çıkarak sözüm ona Türk-Kürt ittifakıyla Osmanlı imparatorluğunu ihya etmek, Suriye ve Irak’ı yeniden topraklarımıza katmak hesabı kuranların ülke içinde kanlı bir isyan ve art arda katliam biçmelerinin alt akıl ürünü olduğu açıktır.
Mısır’da emperyalizmin yönlendirmesiyle gerici-faşist İhvan diktatörlüğünün akıl hocalığını yapıp Mısır halkının düşmanlığını kazanmanın ve Mısır’la konuşamaz, iş yapamaz duruma düşmenin öngörüsüzlük olduğunu herkes kabul eder.
Türkiye’yi Amerikan-NATO üsleriyle donatmanın, İncirlik üssünü emperyalizmin serbestçe kullanmasına izin vermenin, ardından da bu üslerden PKK/PYD’ye destek gidiyor diye sızlanmanın, fakat aynı politikayı sürdürmenin akıllıca olduğu söylenemez.
Almanya’yla para ve siyasal destek karşılığı Suriyeli mültecileri zorla Türkiye’de tutma anlaşması imzalamanın, bu ülkeye İncirlik’te üs kurma izni vermenin, fakat Almanya parlamentosunun üst aklın emriyle Türkiye düşmanı karar aldığını iddia etmenin ağır bir davranış bozukluğu olduğunu kimse inkâr etmeyecektir.
Suriye’de IŞİD ve Nusra çetelerine karşı harekâta katılan Rus uçağını düşürmenin; Türkiye’nin bağımsızlığını kazanmasında, ayakta tutmasında ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden sömürgeleşme sürecinde Türkiye’ye emperyalist boyunduruk altında az buçuk nefes alma imkânı sağlamakta vazgeçilmez bir yeri olan Rusya’ya düşmanlık yaparak kendi ayağına kurşun sıkmanın; Türkiye’yi ekonomik, siyasal, askerî ve diplomatik felakete sürüklemenin düpedüz akıl tutulması olduğu tartışmasızdır.
Emperyalizmle her alanda işbirliğini derinleştirmeye ve üst aklın buyruklarını anında yerine getirmeye devam ederken başımıza gelen her felaketten aynı üst aklı sorumlu tutmanın akılsızlığın tepe noktası olduğunu söylemek sadece malumun ilamıdır.
Halkın aklı
Görüldüğü gibi, üst akıl ile alt akıl tek bir bütünün birbirini tamamlayan ayrılmaz iki parçasıdır. Her kökenden ve inançtan Türkiye halkı, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin aslında ortak uğursuz aklını alt edecek bilince, iradeye, mücadele azmine ve ustalığına sahip olduğunu gösterecektir. Türkiye’yi felaketten çekip çıkaracak ulusal kurtuluş hükümeti bütün Türkiye halkının ortak eseri olacaktır. Bağımsız, demokratik, laik, sosyal hukuk cumhuriyetini emperyalizme ve gericiliğe karşı savunacak birleşik demokratik halk hükümetini kurmayı başaracağız. Halkın aklı önünde kimse duramaz.
- Hülya Kortun
