Kıdem tazminatıma dokunma!

AKP hükümeti, hileli sonuçlarla elde ettiği referandum sonucuna pek sevinmiş olacak ki, kıdem tazminatının fona devredilmesini hızlandırmaya hazırlanıyor. Baştan yazalım, kıdem tazminatının fona devredilmesi demek bilfiil bu hakkın ortadan kaldırılması demektir. Daha önce uygulanan tüm fon tipleri gibi kıdem fonunun da patronlara sermaye aktarımı için kullanılması demektir.

Ancak, hükümet Zorunlu BES uygulamasında emekçinin cayma hakkını yüzde 60'dan fazla kullandığını gördüğünden olsa gerek, kıdem fonu uygulamasını yumuşatma kararı almışa benzer. Yani, şimdilik tüm çalışanların fona zorunlu geçişi değil de, yeni işe girenlerin sisteme dahil olması hedefleniyor. Şu an çalışmakta olanlar için gönüllük esasına göre sisteme geçiş tasarlanıyor. Düzenlemede 12 ay çalışma karşılığı 30 günlük kıdem tazminatı elde etme, her nasılsa korunmuş.

Fon düzenlemesi hedeflerinden biri de, her zaman olduğu gibi patronun fona katkısını rahatlatmak için devletin fona destek sağlayacak olması. Böylece patronların yükü hafifletilip devlet kasasından fona girdi sağlanacak. Sanki devletin kasasını yurttaşlar doldurmuyormuş gibi, bir cebimizden öbür cebimize aktarma yapacağız, olan yine işçi-emekçi kitlelere olacak. Hem kıdem tazminatı hakkımızı kaybedecek, hem de patronlarımızı daha da zengin etmek için cebimizden ödeme yapacağız.

Hükümetin iddiaları
AKP hükümeti, kıdem tazminatının fona devredilmesi için şu iddialarda bulundu;

1- 13 milyon çalışandan sadece 2 milyonu kıdem tazminatı alabiliyor, yüzde 70’i alamıyor. 100 işçiden 15’i kıdem tazminatına hak kazanıyor.

2- Kayıt dışılık nedeniyle 100 çalışandan 35’inin kıdem hakkı bulunmuyor.

3- Geçen sene 13 milyon çalışana karşılık 19 milyon çıkış bildirgesi yapıldı, çıkanların sadece yüzde 15’i kıdemini alabildi.

4- Bir işçinin yılda birkaç kez işe giriş çıkışı yapılıyor.

5- Çıkış bildirgelerinin yüzde 80’i bir yıldan az çalışan işçilerden oluşuyor.

6- Mahkemelerdeki iş uyuşmazlığı davalarının yüzde 70’i kıdem tazminatı alamamaktan kaynaklanıyor.

7- İflas eden şirketlerde çalışanlar kıdem tazminatlarını alamıyor.

(Noyan Doğan/ Hürriyet/19 Nisan 2017)

AKP hükümetinin bu iddaları her ne kadar gerçeği yansıtıyor gibi görünse bile, bu hukuksuzlukların sonucu kıdem tazminatını fona devretmek değildir.

Çözüm basit, önce emekçiyi düşün
Sorunların çözümü kolay ve mümkündür. Çözüm için atılacak adımlar basittir;

1- Kayıtdışı çalıştırma engellenmelidir. Yaklaşık 3 milyon emekçi kayıt dışı çalışmaktadır. Bunun çözümü de iş müfettişleri sayısının artırılmasından geçmektedir. Bugün sayıları 600 civarında olan iş müfettişleri ile 13 milyon çalışan denetlenemez.

Kayıt dışı çalışmanın denetlenmesi demek, hazineye vergi girdisi demektir. Tüm kurallı devletler bunu bilir.

2- Yılda birkaç kez işe giriş yapılması denetlenebilir. Çünkü çalışanların kayıtları artık bilgisayar ortamında tutulmaktadır. Günümüz teknolojisi ile bunu tespit etmek ya da engellemek mümkündür. Böylece, hem yılda birkaç kez giriş çıkış engellenir, hem de 12 ayı geçen çalışma süreleri tespit edilebilir. Veya 12 ay altında çalışanlara da çalıştığı ay kadar kademeli olarak kıdem tazninatı hakkı getirilerek hem kayıt dışı, hem de işe giriş çıkışlar engellenebilir.

3- İflas sonucunda, devlet önceliği çalışanların alacağını tahsil edebilir, kendi alacaklarını sonraya bırakır. Kıdem tazminatı ödemeyen patronlara hukuki yaptırım uygulanarak caydırıcılık yaratılabilir.

4- Üstteki maddeleri uygulanabildiğinde mahkemelere giden dosya sayısı da otomatik olarak düşecektir.

 

Kıdem tazminatı kaldırıldığında;
a- Artık kıdem tazminatı alma şansımız olmayacaktır. Çünkü şu an 15 yıllık çalışan veya 3 bin 600 işgününü dolduran çalışan kıdem hakkını elde etmektedir. Çıkartılması düşünülen fon yasasında bu haklar kaldırılacaktır. Türkiye'de çalışma süreleri düşünüldüğünde fon yasası ile kıdem hakkımızı elde etmek mümkün olmayacaktır.

b- İşten çıkarmalar kolaylaşacaktır. Kıdem tazminatı hakkımız, çalışanlar açısından en önemli iş güvencesidir. Çünkü patronun kasasından çıkmaktadır. Özellikle toplu işten çıkarmalarda patron açısında en büyük engeli oluşturur.

c- Kıdem Tazminatı Fonu, Zorunlu Tasarrufu Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Hesapları, İşsizlik Fonu gibi fonlar eliyle geliştirilen yağma düzeninin devamından başka bir şey değildir. Sadece İşsizlik Fonunda 31 Aralık 2016 tarihi itibarı ile 151 milyar lira birikmiştir. İşsizlik Fonunda biriken paranın sadece yüzde 9,5 kadarı işsizlere ödenmiştir. 9 Şubat 2017'de çıkan 687 sayılı KHK ile patronlara işsizlik fonundan istihdam adı altında sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 lira ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar patronun hesabına yatırılacaktır. Kısacası her yeni fon işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin gelecek güvencesini sağlamayı değil, patronların zenginleşmesini sağlamayı hedeflemektedir.

 

Kıdem hakkımızı vermeyiz
Kıdem Tazminatı Hakkının kaldırılması 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları arasında yer almış, sonrasında kurulan hemen hemen tüm hükümetlerin programında yer almasına karşın, işçi sınıfından gelecek tepkilerden dolayı uygulamaya konamamıştır.

Kıdem Tazminatı Hakkı, ilk defa 1936 yılında yasalarda yer almış ve işçi sınıfının uzun yıllara yayılan mücadeleleri sonunda yeni haklar elde edilerek bugünkü hâlini almıştır.

İşçi sınıfının sendikal örgütlenmesinin daha güçlü olduğu 60'lı, 70’li ve 80’li yıllarda toplu sözleşmeler ile yasanın da üzerinde haklar alınarak kıdem tazminatı hakkı geliştirilmiştir.

Kıdem tazminatının fona devredilmesini, esnek çalışmayı kalıcılaştırma, işçi büroları (özel istihdam büroları) eliyle kiralık işçilik, zorunlu arabuluculuk sistemi, taşeron çalışmanın yaygınlaştırılması, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılacak değişiklikle performans sisteminin getirilerek iş güvencesinin kaldırılması ile birlikte ele almalıyız.

Kıdem Tazminatı Hakkımız, iş güvencesi hakkımızdan ayrı düşünülemez. Her yıl iki bin civarında çalışanın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, iş cinayetlerinin 'fıtrat' diyerek geçiştirildiği, köle işçilik uygulamalarının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günümüz Türkiye'sinde, insanca yaşam, güvenceli iş için mücadele “Kıdem Tazminatı Hakkı”nın savunulmasından geçiyor.

Türkiye işçi sınıfı, şehir ve köy emekçileri bunu başaracak güçtedir. Önce silkinip ayağa kalkalım, sonra bir adım, bir adım daha... Gelecek güzel günler ellerimizdedir.

22 Nis 2017
paylaş