Cumhuriyet okurunun ilgiyle okuduğu yazarlardan biridir Ergin Yıldızoğlu, yazdıklarıyla belli bir çevreyi etkileyebildiğini de söylememiz gerekir.
Dün çıkan (18.12.2017) "Dikkat! Çok önemli bir sorun!" başlıklı yazısını dikkatle okumakta yarar var gerçekten.
AKP iktidarının "Olağan koşullarda, özgürce yapılacak adaletli bir seçimi kazanamayız" sonucuna vardıklarını, bunu aşabilmek için üç taktik belirlediklerini söylüyor.
AKP, birinci taktik olarak, "Karşısındaki gücün sandığa yansıyan etkisini gizleyerek, gene seçimleri çalmaya çalışacak."
İkinci taktik olarak, "Bu hırsızlık gerçekleştiğinde gelecek itirazları bastıracak güçleri bugünden hazırlamak için, toplumu siyasi ve kültürel tercihler, yaşam tarzları, dini aidiyetler üzerinden kutuplaştırmayı hızlandırıyor, böylece kendi tabanının sadakatini güçlendirmeye ve öfkesini körüklemeye çalışıyor."
AKP’nin "Partilerin sandık müşahitlerini sınırlandırmaya çalıştığını, sandık kurulu başkanlarının devlet memurlarından oluşmasını sağlamaya, böylelikle oy sayım süreçlerini ve seçim sonuçlarını yerinde belirlemek, yolsuzlukları gizleyebilmek, itiraz kapılarını kapatmak istediğini" belirtiyor. Böylece "Seçimleri de parlamento gibi, sürekli AKP rejimini onaylayacak bir işleme, sonuçları önceden belli bir oyuna dönüştürdüğünü" söylüyor.
Buraya kadarki tespitlere katılmayan hiçbir solcu, sosyalist, komünist, demokrat olduğunu sanmıyoruz. AKP’nin bu yöndeki sicili, ideolojisi apaçık belli, her türlü hile, aldatma, hukuku çiğneme, zor kullanma için elinden geleni yapmaya çalışacak. Ulusal demokratik güçler de buna karşı koyacak ve boşa çıkaracak.
Üçüncü taktik...
Ergin Yıldızoğlu sonunda baklayı ağzından çıkarıyor, AKP’nin ilk iki taktiği konusunda hepimizin hemfikir olduğu şeyleri, antidemokratik uygulamaları, despotizmi güzel güzel anlattıktan sonra, Türkiye’nin şu an güçler dengesinde kendine yeni bir yer aradığını, bunun da Mısır-Suudi Arabistan-BAE ile İsrail arasında şekillenmekte olan bir ittifakın karşısında konumlanmak olduğunu söylüyor.
Nedir bu ittifakın karşısındaki güçler? Rusya,Çin, İran, Irak, dolaylı olarak Suriye ve bütün ikircikli hâlleri, zikzaklarıyla Türkiye. Bu bileşim, Yani NATO’dan uzaklaşmak Türkiye’ye zarar vermez yarar getirir. Burada bize düşen Türkiye’nin AKP yönetiminde böyle bir bileşimi sağlıklı sonucuna ulaştıramayacağı, emperyalizme kararlı karşı duruş geliştiremeyeceği, bu yüzden yerini ulusal demokratik bir hükümetin alması gerektiğidir. Yani AKP’nin ehliyeti yoktur, eksiktir, bu yolu gitmeye mecali yetmez.
Ergin Yıldızoğlu korkutuyor!
"Askerî yapılanması ABD-NATO standartlarına göre şekillenmiş, Rusya’dan gelecek S-400’ler için Rusya’dan kredi almak zorunda kalan bir Türkiye’de, ordunun yeniden yapılanması hangi teknolojik zemine ve finansal kaynaklara dayanacaktır" sorusunun gerçekçi bir cevabı olmadığını söylüyor.
65 yıllık NATO üyeliğinin Türkiye’ye kaybettirdiklerini, ABD’nin direktifiyle Kore işgaline asker göndermeyle başlayan bu maceranın Türkiye'de gericiliğin, darbeciliğin,sosyalizm düşmanlığının kaynağı olduğunu söylemiyor.
Ergin Yıldızoğlu,bu kadarla da kalmıyor, "Rus basınındaki kimi yorumlara göre, Rusya ve İran, Türkiye’nin Azerbaycan'daki etkisini kırmak için işbirliği" yaptığını, "Çünkü Yeni İpekyolu projesinin, Bakû, Tiflis, Kars demiryolu üzerinden Avrupa’ya geçmesinden özellikle Rusya’nın kaygılandığını" söylüyor.
Bu yazının önermesi ne?
Sakın ha Rusya ile işbirliği yapmayalım.
ABD-NATO’daki yerimizden memnun olalım.
- Ali Uğur
