AKP-MHP ittifakının YSK üzerindeki baskılarıyla, İstanbul yerel seçim sonuçlarının hâlâ netleşememiş olması; iktidarın seçim sonuçlarını kabullenemeyip halkı bölen politikaları derinleştirmesi; Kılıçdaroğlu'na karşı tezgâhlanan linç girişimi; doğal olarak bütün dikkatleri üzerine topluyor.
Bu hay huy içerisinde, Türkiye'nin, Rusya Federasyonu'ndan almak için anlaşma imzaladığı S-400 füze sisteminin teslim tarihi yaklaştıkça ABD emperyalizminin ikna çabaları, yerini açık tehditlere bırakıyor.
Tehditler, sizi F-35 savaş uçağı projesinden çıkarırızla başlıyor, ekonominizi mahvederizle devam ediyor, NATO'dan atarızla sonlanıyor.
ABD'nin bunu yapması, kendi emperyalist karakterinin sonucudur; 15 Temmuz 2016'da FETÖ eliyle kalkıştığı başarısız darbe teşebbüsüyle kıyaslandığında hafif bile kalıyor, sonuç olarak, hiç de şaşırtıcı değil.
1 Mart 2003 Tezkeresi
ABD, 2003 yılında Irak'a yapmayı düşündüğü yıkım ve istila seferinde Türkiye topraklarını askerî garnizon gibi kullanmak istedi. ABD yönetimi, AKP'ye iktidar yolu döşenirken verdiği desteğin karşılığını istedi, AKP iktidarı bunun için tezkere hazırlayıp meclise sundu.
O dönemde liderliğini Deniz Baykal'ın yaptığı CHP, kararlı bir şekilde tezkereye karşı çıktı. Baykal'ın yakın çalışma ekibindekilerden biri de milletvekili Şükrü Elekdağ idi.Tezkerenin geçmemesi için o da çok çabaladı. AKP'li bir kısım milletvekilinin de red oyu vermesiyle tezkere reddedildi. Türkiye topraklarının, limanlarının meclisin izniyle, onbinlerce Amerikan askerinin işgalinden kurtarılması sağlandı. Sonuç hem AKP yönetimi, hem de Amerikan yönetimi için sarsıcı oldu. ABD tezkerenin reddini içine sindiremedi, Baykal aleyhinde FETÖ organizasyonuyla gizlice elde edilmiş kaset basına servis edildi, Baykal CHP genel başkanlığını bıraktı.
Bugün hâlâ, sivil, asker, gazeteci, politikacı; memleketin bütün Amerikancıları, tezkerenin reddiyle neler kaybettiğimizi anlatmaya devam ediyorlar. Komşu bir ülkenin yıkımından elde edilebilecek bir kazancın ahlâk dışılığını dikkate almadan, ABD ile yapılan mutabakatla Irak sahasında Türkiye'nin olası kazançlarını anlatıyorlar.
Şükrü Elekdağ, yapılan mutabakatı madde madde inceleyerek böyle olanakların olmadığını usanmadan anlattı.
Yol ayrımı
S-400 füze sisteminin Türkiye'ye teslim tarihinin yaklaştığı, bu günlerde Uğur Dündar, Şükrü Elekdağ ile iki bölüm hâlinde yayınlanan bir röportaj yaptı. Sözcü gazetesinde yayınlanan röportajın tamamını yenidünya gazetemizin 'karşı' köşesinde okuyabilirsiniz.
Elekdağ, S-400'ler alınırsa, Türkiye'nin NATO'dan kopacağını, dolayısıyla bunun AB'den de uzaklaşmayı beraberinde getireceğini anlatıyor uzun uzun. NATO'nun sağladığı koruma olmadan Türkiye'nin ayakta kalamayacağını belirtiyor.
NATO'da olmanın bugüne kadar Türkiye'ye ne kaybettirdiğinin cevabı yok.
Türk ordusu, daha NATO'ya girerken, 1950 yılında, Menderes hükümetinin, meclise bile haber vermeden aldığı kararla, Kore'deki halkçı yönetimi boğmak için, ABD güdümlü saldırıya ortak edildi.
Yaşı yetenler kendi yaşamlarından da hatırlayacaklar, genç kuşaklar okuduklarından bileceklerdir; Vietnam, Afganistan, Irak, Libya doğrudan doğruya ABD-NATO eliyle yakılıp yıkıldı.
Suriye 2011 yılından beri gerek doğrudan, gerek dolaylı saldırı altında hâlâ direniyor.
Daha birkaç gün önce, 30 Nisan 2019'da Venezuella'da tezgâhlanan başarısız darbe teşebbüsü ABD kaynaklı.
Ama onlar NATO üyesi değil
Elekdağ'a sorarsak o ülkelerin NATO üyesi olmadığını, NATO korumasından yararlanamadıkları için NATO'nun saldırısına uğradıklarını mı anlatacak bize?
O zaman Elekdağ'a soralım, Türkiye NATO üyesiyken, tamamı NATO-ABD askeri karargâhlarında yetişmiş generaller eliyle kotarılan 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe teşebbüsünü nereye koyacağız. FETÖ darbesi ülkemizi parçalamayı, dinci ortaçağ karanlığına gömmeyi hedeflemiyor muydu?
Düşmanı tanımak
Düşmanın kim olduğunu tespit edemeyen boşa çabalar, yağmadan, yıkımdan kurtulamaz.
Asya, Afrika ve Latin Amerika halkları ile Rusya ve Çin'in, emperyalist üçlüye (ABD-AB-Japonya) karşı birleşmesi ihtiyacı önümüzdedir. Bu barbarlıktan kurtulmak için ilk iş olarak NATO'dan çıkılmalıdır.
- Fatih Kaplan
05 May 2019
