Çağrı

Eylül / 1977

Gerici faşist karması hükümet yinelendi. Böylece ülkenin içine düştüğü bunalım daha da derinleşiyor, anayurdumuzun karşı karşıya bulunduğu tehlike daha da büyüyor. TKP, bu gerçeği halkımıza sürekli açıklamış, onu bu yönde uyarmıştır. Bugünkü hükümeti kuran partilerin anayasa dışına düştükleri, özellikle onların son 26 aylık kanlı işlemleriyle gözler önüne serilmiştir. İşbirlikçi burjuvazinin, toprak ağalarının temsilcisi bu partiler, halkı yıldırma, aldatma yoluyla, hileyle, hırsızlıkla, emperyalizmin geniş parasal ve her yönlü desteğiyle oy topladılar. Bu partilere bağlı saylavların kendi hükümetlerine verdikleri «güven» oyları geçerli değildir. Kurdukları hükümet anayasa dışıdır. Halk çoğunluğunu temsil etmeyen, halkın kanlı bıçaklı düşmanı olan bu hükümeti devirmek, bütün yurttaşlar için anayasal bir görevdir. İşçi sınıfının örgütleri, ayrıksız tüm demokratik güçler bu gerçekleri görüyor, hükümete çöreklenen bu gerici, faşist takımını devirmek, yerine demokratik bir hükümeti işbaşına getirmek isteminde birleşiyorlar. Bu yolda bir araya gelmek, güç birliği yapmak zorunluğunu duyuyorlar.

Bu girişimin, bu savaşın başını işçi sınıfı çekiyor. Bugün onun en deneyimli, savaşkan kesimi, Maden-İş’e bağlı metalürji işçileri yerli yabancı tekellere karşı yürüttükleri yiğit grev eylemiyle, işbirlikçi burjuvazinin gerici-faşist hükümetine karşı direnişin ön sıralarında yer alıyor, ülkemizde işçi sınıfının devrimci birliğine doğru güçlü bir yöneliş var. İşçi-köylü bağlaşıklığının oluşma süreci ilerliyor. Emekçi yığınlar, orta katmanlar, ilerici gençlik, yurtsever aydınlar, demokratik basın, ilerici kadınlar bu direnişin içinde yerlerini alıyor. TİP ve TSİP gibi sosyalist partilerde ve değişik meslek örgütlerinde de bu eğilim gelişiyor.

TKP’nin savaş ilkeleri, ulusal demokratik cephe belgisi gitgide daha geniş çevrelerce benimseniyor. Bu yöndeki çağrılar yığınları sarıyor. Böylece anti-emperyalist, anti-faşist savaş yeni bir aşamaya yükseliyor.

Ulusal çapta, ülke çapında böylesi yığınsal çıkışlar CHP içinde de geniş yankılar uyandırıyor. Emekçi halkımız, seçmenlerin büyük bir çoğunluğu seçimlerde bu partiye oy verdi. Ona, kendisinin ulusal bağımsızlık, barış, demokrasi ve özgürlük istemleri yönünde oy verdi. CHP yöneticileri, bu gerçeği görmezlikten gelemezler. Bugünkü gerici faşist karması hükümeti alaşağı etmek, demokratik bir hükümeti işbaşına getirmek savaşımına meclis içinde ve dışında destek olmalıdırlar.

Anayurdun bağımsızlığından yana ulusal bir ordu olmak, NATO’nun, Amerikan generallerinin komutasından çıkmak, halkın can güvenliğinin sağlanmasına yardım etmek isteyen yurtsever er ve subaylar böylesi ulusal demokratik bir direnişin dışında kalamazlar.

Anayurdumuzu, içine sürüklendiği ağır politik, sosyal, ekonomik bunalımlardan çekip çıkaracak, ileri demokratik devrim aşamasına bir basamak olacak hükümet nasıl bir politik plâtforma dayanmalıdır? Böylesi bir plâtform, anti-emperyalist ve anti-faşist bir nitelik taşımak zorundadır. İşçi sınıfına, halkımıza ağır bir sömürü ve yağma düzenini, enflâsyon, pahalılık ve işsizliği dayatan, faşist saldırıları örgütleyen egemen çevrelere karşı savaş, onların dayanağı Amerikan emperyalizmine, NATO’lara, ikili kölelik anlaşmalarına, topraklarımızdaki yabancı saldırı üslerine karşı savaştan ayrılamaz. Bu savaşın amacı, anayurdun politik bağımsızlığıyla birlikte ekonomik bağımsızlığını da öngören, köklü bir toprak reformu uygulayacak, pahalılık ve işsizliği önleyecek, işçi sınıfına, halkımıza özgürlük, genlik getirecek, ulus, din, mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm yurttaşlarımıza, özellikle Kürt halkına hak eşitliği sağlayacak demokratik bir hükümeti işbaşına getirmektir.

Böylesi bir hükümeti işbasına getirmek için kullanılacak bütün yöntemler, her tür savaş biçimi demokratiktir. İşçi sınıfının elinde güçlü bir silâh olan genel grev, bu demokratik yöntemlerin arasındadır. Bugün işçi sınıfı genel grev istemini ileri sürüyor. böylesi bir eylem, kimilerin düşündüğü gibi bir “APCHP koalisyonu” için değil, bugünkü eli kanlı hükümeti yıkmak, halkımızın istediği demokratik bir hükümeti işbaşına getirmek için bir araçtır. Bu eylemi yığınsal bir biçimde örgütlemek, bunun çevresinde tüm demokratik güçlerin kenetlenmesini sağlamak, dayanışmayı geliştirmek gündeme gelmiştir. Emperyalizmin, işbirlikçi çevrelerin, Maocuların, bozguncu akımların, genel greve karşı duran sarı sendikacıların provokasyonlarına, hareketi soysuzlaştırma çabalarına karşı uyanık olmak gerek. Direnişin yığınsal ve örgütlü olması, işçi sınıfının birlikte hareketinin sağlanması başarının garantisidir. İşçi sınıfının DGM’ne karşı direnişte, 1 Mayıs gösterilerinde, bu eylemleri örgütleyen komiteleri oluşturmada zengin deneyler vardır. Bu deneylerden çıkarılan dersler, başarının anahtarıdır.

Türkiye Komünist Partisi, tüm demokratik güçlerin üzerinde anlaşabilecekleri böylesi bir eylem plâtformu önerisini ileri sürüyor. Ulusal Demokratik Cephe sorunu, sınıf sendikalarının, ilerici güçlerin atılımlarıyla daha da güncelleşiyor. Bu yolda somut adımlar atmak gerekiyor. Böylesi bir adım, ulusal demokratik güçlerin, örgütlerin temsilcilerinin bir araya gelmesiyle, bir forum toplanmasıyla atılabilir. Bu forumun amacı, ona katılan güçlerin önerilerini ele almak, ortak istemleri saptamak, ortak bir plâtform hazırlamak, savaş biçimlerini seçmek, bunu uygulayacak örgütü oluşturmaktır. Ancak böylesi somut bir amaca yöneldiği, ortak düşmana karşı savaş ilkesinden ayrılmadığı zaman bu forum başarılı olur.

Türkiye Komünist Partisi, tüm ulusal demokratik güçleri, partileri, sendikaları, örgütleri, kişileri böylesi bir formu oluşturmaya çağırıyor.

14 Ağu 2020
paylaş