AKP'de ve Türkiye’de neler oluyor?

18 yıldan beri Türkiye’yi tek başına yöneten AKP iktidarı, sanayi ve tarımsal üretime dayalı ekonomik politikalar yerine, betona ve inşaata dayalı rant politikaları sonucunda yaşanan ekonomik kriz nedeniyle ülkemizi ağır ekonomik, sosyal ve siyasal bunalımlara sürüklüyor.

“Başkanlık Sistemi Türkiye’yi şahlandıracak” diyerek TBMM’yi işlevsiz hale getiren AKP iktidarı, ülkeyi ve emekçi halkı gırtlağına kadar borca sokarak sermaye sınıfını, yandaş müteahhitleri ve medya patronlarını servet sahibi yaparken, emeği ve alın teri ile geçinen emekçi halkı yoksulluğa ve sefalete mahkum ediyor.

Döviz, faiz ve enflasyon durdurulamıyor. Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkı yok edilmek isteniyor.

Hayat pahalılığı ve zamlar işçi, memur, esnaf, çiftçi, emekli, EYT'li ve işsiz yurttaşların yaşamını cehenneme çeviriyor.

AKP iktidarı koronavirüs salgınını fırsata çevirerek, patronların çıkarları ve serveti için emekçilere karşı adeta biyolojik bir savaş yürütüyor.

Sanki yaşananların sorumlusuymuş gibi Merkez Bankası Başkanı görevden alınarak ileride tekrar görevden alınmak üzere yerine 'yenisi' getiriliyor.

Bülent Arınç, "Ekonomide sıkıntı yok, bu psikolojik" diyen Berat Albayrak'ı eleştirerek, "Ekonomide sıkıntılar mutlaka var. Hatta bakanımız ekonomide sıkıntı yok, bu psikolojik dediği zaman kendisine itiraz ettim" diye açıklama yapıyor. Ardından Maliye Bakanı "sağlık sorunları gerekçesiyle" istifa ediyor.

Siyaset kulislerinde, Berat Albayrak'ın istifadan vazgeçirilerek Bakanlık görevine döndürülmeye çalışıldığı, ikna edilirse istifa haberinin sosyal medya hatası olarak duyurulacağı, 30-40 kadar AKP milletvekilinin partisinden istifa ederek DEVA Partisi’ne katılacağı ve yaşanan siyasi krizin kabine değişikliği ile aşılmaya çalışılacağı konuşuluyor.

Ülkede tüm bunlar yaşanırken, TV'lerde ve siyaset dünyasında emperyalizm işbirlikçisi yerli ve milli Amerikan seviciler birbirleriyle yarışıyor.

AKP'de neler oluyor? Türkiye erken seçime mi gidiyor? Yaşananlara bakılırsa AKP artık ülkeyi yönetemiyor. İktidarda kalabilmek için her yolu deniyor. Peki, ama nereye kadar?

Görünen o ki, AKP artık gidicidir. İlk seçimde, kendisini iktidara taşıyan seçmenler de dahil olmak üzere emekçi yurttaşlardan hak ettiği dersi alarak gümbür gümbür gidecektir. Tarihin çöplüğünde, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğruyol Partisi ve Anavatan Partisi ile birlikte siyasi partiler mezarlığında hak ettiği yeri alacaktır.

Tüm bunlar olup biterken, toplumsal muhalefeti oluşturan ilerici, devrimci, sosyal demokrat, sosyalist ve komünist güçler halka karşı ne yazık ki gerçekçi ve güçlü bir seçenek sunamamaktadır. Ancak, bunun için hala geç kalınmış değildir.

Yerli ve yabancı sermaye sınıfının AKP’den sonra emekçi halka sunacakları sahte seçenekleri yenilgiye uğratabilmek bir araya gelmekle mümkündür.

Yaşamını emeği ve alınteri ile sürdürmeye çalışan işçilerin, köylülerin, memurların, işsizlerin, emeklilerin, EYT’li yurttaşların, küçük esnaf ve sanatkârların mutluluk ve refah içinde insanca ve onurlu bir şekilde yaşayabilmesi; tüm çalışanlara ve işsizlere güvenceli iş, güvenli gelecek; tüm yurttaşlara parasız eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma ve ulaşım hizmeti planlı, kamucu ve toplumcu bir ekonomik program ile gerçekleştirilebilir.

1950’lerden beri Amerikan emperyalizminin sömürgesi durumunda olan ülkemiz üzerindeki Amerikan hegemonyasına son verilerek NATO’dan çıkılması, tüm ABD ve NATO üslerinin kapatılması, ülkemizin ekonomik, siyasi ve askeri bağımsızlığının yeniden kazanılması için; ABD’nin Ortadoğu’daki emperyalist işgal ve saldırılarına karşı Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunarak, Anadolu toprakları üzerinde barış içinde bir arada yaşama koşullarının sağlanabilmesi için; padişahlığa, sultanlığa ve halifeliğe geri dönme girişimlerine karşı gerçek anlamda laikliğin yeniden inşası için; Türkiye'nin işçilerini, emekçilerini, bütün yurttaşlarını temsil eden sendikalar, tüm emek örgütleri, siyasi partiler, tüm ulusal demokratik güçler bir araya gelerek “Birleşik Demokratik Halk Hükümeti” seçeneği oluşturmalıdır.

Gün, kapitalizme, emperyalizme, faşizme, gericiliğe ve sermaye sınıfının neoliberal saldırılarına karşı birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. İşçi sınıfı ve emekçi yurttaşlar için gerçekçi çıkış yolu budur.

09 Kas 2020
paylaş