Mart / 1974
Bundan 64 yıl önce, kadınların eşit haklara kavuşması, çocukların barış içinde, mutlu bir dünyada büyüyüp yetişebilmesi, insanın insan onuruna lâyık bir hayat yaşayabilmesi için bütün hayatlarını mücadeleye adamış komünist, devrimci, ilerici kadınların çeşitli ülkelerden temsilcileri 8 Mart 1910’da Kopenhag’da toplandılar. Uluslararası ve Almanya işçi hareketinin tanınmış militanlarından Klara Zetkin’in teklifi üzerine 8 Mart, dünya kadınlarının mücadele ve dayanışma günü olarak ilân edildi.
O tarihten beri “8 Mart” kapitalist ülkelerdeki kadınların demokrasi, özgürlük, barış ve kadın haklarını savunma uğrundaki savaşta yeni bir atılım günüdür. Sömürü düzenini temelden yıkarak yepyeni bir düzen kuran sosyalist ülkelerde ise, kadınların bayramı ve dayanışma günüdür.
Türkiye’de
Bizde Uluslararası Kadınlar Günü ilk defa, 8 Mart 1921’de tertiplendi. Bunu komünist kadınlar, TKP üyeleri örgütledi. TKP, daha 10 Eylül 1920 tarihlerinde yapılan ilk Kuruluş Kongresi’nde kadınları ilgilendiren sorunlara ayrı bir önem vermişti. Kadınları sosyal ve politik hayata çekmek, bağımlı durumdan kurtarmak, okutmak, uyarmak, aydınlatmak görevini ortaya koymuştu.
TKP, Ulusal Kurtuluş Savaşı’na gönüllü hemşire olarak katılan öğretmen Cemile Yoldaş gibi, Zekiye, Emine yoldaşlar gibi birçok kadını parti kademelerinde, Kadın-Kolu’nda çeşitli sorumlu görevlere getirdi. Böylece, kadına tarihimizde ilk defa politik hayatta kendi kaderi üzerinde söz sahibi olma hakkını tanıma örneğini verdi. Ve günümüze kadar da, Türk kadınlarını sorunlarına sahip çıkma yönünde aydınlatma eylemlerinde daima başı komünistler, devrimciler çekti. Komünistler, ekonomik ve politik bağımsızlık olmadan özgür yaşanmayacağını hayatları pahasına da olsa yığınlara anlata gelmişlerdir.
Bugün yurtsever, devrimci yeni bir kuşak yetişmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında grevlerde ön saflarda erkek işçi kardeşleriyle omuz omuza patronlara, polise karşı savaşan işçi kadınlarımız; ağalığın gasp ettiği toprakları kurtarma savaşında jandarmaya göğüs geren köylü kadınlarımız; demokratik haklar, özgürlükler, bağımsızlık ve barış uğrunda eylemlere katılan aydın kadın ve genç kızlarımız böyle bir tarihi mirastan kuvvet alıyorlar. Ne sıkıyönetim, ne barbarca işkenceler, ne idam sehpaları, ne zindan hiçbir şey onları yıldırmamıştır. Bugün halkımız Hatice Alankuş’larla, Behice Boran’larla, Ayşe Mesçi’lerle gurur duyuyor. Bu yıl da komünist kadın ve kızlarımız bütün yığınsal örgütlerde, mesleki kuruluşlarda, fabrikada, tarlada, okulda demokratik hakların, kadın haklarının savunucusu, onları örgütleyici olmalıdır.
- Atılım
