Atatürk’ün olumlu mirası

Mayıs / 1981

Atatürk’ten günümüze kalan olumlu miras nedir? Bu, her şeyden önce emperyalizme karşı ekonomik ve politik bağımsızlık, ulusal bir ağır endüstri, çağdışı yobazlığa karşı bilim ve teknik, barışçı bir dış politika, Sovyetler Birliği ile dostluk ve dayanışma ilkeleridir!

Burjuvazi Atatürk’ün koyduğu bu hedeflerin hiçbirine sadık kalmadı. Daha onun sağlığında bunlardan yüz çevirmeye başladı; tekelleşmeyle de emperyalizme teslim oldu. Öte yandan Atatürk’ün görüşlerini kendisine temel alan hiçbir politik hareket bugüne dek işbirlikçilerle büyük burjuvazinin çemberini kıramadı! İnönü, Bayar’a; 27 Mayıs Demirel’e; 8-9 Mart 12 Mart’a teslim oldu. Yön hareketinin devrimci demokratlığı, Ecevit’in reformizmi bir çıkış yolu oluşturmadılar.

Atatürk’ün görüşlerinin politik önemi kendisiyle birlikte mezara mı gömüldü? Bunun böyle olmadığını, hem gericilik güçlerinin bu görüşleri kendi işbirlikçi, halk düşmanı politikalarına maske yapma çabalarının artması, hem de Kemalizm’in bağımsızlıkçı geleneğinden vazgeçmeyen Atatürkçülerin varlıklarını zayıf da olsa sürdürmesi gösteriyor. Bunun böyle olmadığını, daha da açıklıkla cuntanın bir başka tür Atatürkçülüğü uygulamasına temel ilan etmesi gösteriyor: Bu, ordu tepesinde egemen olan, NATO’ya bağımlılık ve tekelcilik koşullarına uyumlu kılınmış, anti-emperyalist içeriği boşaltılmış, biçimsel yanları ağır basan bir Atatürkçülük.

Egemen Sınıfın sözcülüğünü yapan kimi basın organları da, “Katı ilkeciliğe karşı olma” maskesi altında Kemalizmi faydacılığa indirgiyor, özellikle politik ve ekonomik bağımsızlık ilkesine daha da açık karşı çıkıyorlar. Onların bu ilkeleri sınırlandıran açıklamalarından yararlanıyorlar. Bunlar Atatürk reformculuğu çarpıtarak Stolipin reformculuğuna dönüştürmek istiyorlar.

Uluslararası ve ulusal güçler oranının bugünkü koşullarında, ordu içinde ve dışındaki, ulusal bağımsızlığı önde tutan Kemalistler ne yapacak? Atatürk’ün hâlâ gerçekleştirilmemiş anti-emperyalist hedefleri için bu kez başarılı bir savaşım verebilecekler mi?

Bunun için, yığınlarla, onların günlük savaşIarıyla bağlanmak, yığınlardan kopuk, tepeden inme yöntemlerin çıkar yol olmadığını görmek, ardıcıl demokrasiden yana olmak gerekiyor. Kürt halkı üzerindeki ulusal baskılara ardıcıl karşı çıkmak, anti-komünizmin, anti-Sovyetizmin körleştirici etkisine kapılmamak gerekiyor. İşçi sınıfının politik ve sendikal örgütleriyle, tüm ulusal demokratik güçlerle birlikte savaşmak gerekiyor. Bağımsızlık ve demokrasiden yana her Kemalist’in cumhuriyet tarihinden alması gereken en önemli ders budur.

Komünistler Türkiye toplumunu gerçek çağdaş uygarlığa, sosyalizme ulaştırmak için savaşıyorlar. Ama tarihimizdeki, çağının gereklerine sınırlı da olsa, belli bir süre için de olsa uymuş her kişiye, her politik akıma, bu yanlarıyla, halkımızın toplumsal ilerleme özlemlerini dile getirdiği için sahip çıkıyorlar, çıkacaklar.

07 Ara 2021
paylaş