ABD Emperyalizmi'ne kölece bağımlılığa son verilmeden ulusal bağımsızlık, ulusal onur korunamaz

Ekim / 1984

Amerikan Kongresi’nde, 1915’te Türkiye’de Ermenilere karşı soykırım uygulandığını doğrulayan bir karar alınması üzerine, ülke çapında ABD’ne karşı çeşitli çevrelerde, farklı nedenlere dayansa da, büyük tepki oluştu.

Reagan yönetiminin Türkiye üzerindeki politik baskı ve şantajlarına karşı kamuoyunda öfke ve tepkiler sürerken, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi 17 Eylül günlü bildirisinde, şöyle dedi:

“ABD yönetimine her şeyimize karışma olanağı veren Evren- Özal diktatörlüğüdür. Onlar tarihteki Ermeni soykırımını inkâr ederek, ABD emperyalizminin “Ermeni teröristlerini” kışkırtmasına yardımcı oluyorlar. Hem de ülkemizin ekonomisini, dış politikasını, ulusal güvenliğini, eğitimini, her şeyini ABD emperyalizmine bağlayarak, ona her an yeni baskı ve dayatmalarda bulunma olanağı veriyorlar.

TKP’nin onlarca yıldır vurguladığı gerçek, ABD emperyalizminin halkımızın dostu olmadığı gerçeği, bugün daha somut ortaya çıkmıştır. Amerikan Kongresi’nin son kararına karşı halkımızın sıralarından, barış ve demokrasi güçlerinin sözcülerinden yükselen tepkiler esas olarak halkımızın Amerikan köleliğine karşı, ulusal bağımsızlık, egemenlik istemlerinin bir ifadesidir.”

SODEP Genel Başkanı İnönü’nün açıklamasında ise, “ABD ile ilişkiler gözden geçirilmelidir” dendikten sonra, “ABD’nin Türkiye’ye verecek dersi bulunmadığı” vurgulandı. DYP Genel Başkanı Yardımcısı Gökberk Ergenekon da, “Dostluklar karşılıklı saygıya ve menfaatlere dayanırsa uzun ömürlü olabilir. Amerikan dostluğu ise sahtedir” dedi. Refah Partisi Genel Sekreteri Ahmet Nedim Çetin ise, “Türkiye bulunduğu jeopolitik konumu bakımından ABD’ye muhtaç değildir. Türkiye’nin kuru gürültüye bırakacak pabucu yoktur” dedi. Eski Dışişleri ve Savunma Bakanlarından Hasan Esat Işık, “Türkiye Birleşik Amerika seçimleri sırasında istendiği gibi harcanacak bir ulufe paketi değildir” dedi. Işık demecinde, Özal hükümetinin tepkileri hasıraltı etme çabasını da eleştirerek, “bu tutuma itidal değil, acz denir” dedi. Dışişleri eski bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil hükümetin “hiçbir şey olmamış gibi” bir tutum takınmasına karşı çıktı: “ABD’ye layık olduğu mukabeleyi ve müeyyideyi mutlaka göstermeliyiz” dedi.

Evren-Özal ikilisi ise, Reagan yönetiminin doğrudan uyarısıyla, kamuoyunda yükselen tepkileri yatıştırmaya kalkıştı, “sorunun büyütülmemesini” istedi. Bu tutum hükümetin, Türkiye’den çok ABD yönetiminin hükümeti olduğunu açıkça gösterdi. Öte yandan bugün en önemli ulusal sorun olan Türk Amerikan ilişkileri konusunda parlamentonun genel görüşme açılması önerisini reddetmesi, parlamentonun hiçbir biçimde ulusal bir niteliğe sahip olmadığını gözler önüne serdi.

Tüm bu gelişmeler olurken, Amerikan bütçesinde 70 yıldan bu yana, hayali bir Ermenistan devleti ile olan alacak hesaplarına yer verildiği ortaya çıktı. Bu durum, hem ABD’nin daha o zamanlar, Osmanlı baskısını, ulusal ezgiye karşı çıkan Ermeni halkının tepkisini istismar ettiğini, hem de bugün aynı tutum içinde olduğunu, sorunu sürekli gündemde tuttuğunu gösterdi.

Bu tutum, “Ermeni terörü”nün ardında ABD emperyalizminin çıkarlarının yattığını söyleyen sol güçlerin ne kadar haklı olduklarını da gözler önüne serdi.

Şimdi Evren-Özal ikilisinin anti ulusal, Amerikancı, kraldan fazla kralcı kişiliği apaçık ortadadır. Ancak burada bir tehlikeyi görmek gerekiyor. Evren-Özal ikilisinin tutumu, yalnızca ulusal onurun çiğnenmesi ve ülkenin Washington karşısında acz içinde kalmasını getirmiyor. Daha da önemlisi dünya çapında bir nükleer savaşa hazırlık yapan Reagan yönetiminin Türkiye’yi askersel serüvenlere sürüklemesi ve çıkarılacak bir nükleer savaşta yok olmayla karşı karşıya bırakması tehlikesinin sürdüğünü de gösteriyor. Bu tehlike gizlenmeye çalışılıyor.

O nedenle TKP MK’nin 17 Eylül 1984 günlü bildirisinde şöyle deniyor:

“Halkımızın ulusal çıkarları savunma bilincinin bulandırılmasına sessiz kalınmamalıdır. Dikkatinin sahte hedeflere çekilmesine izin verilmemelidir.

ABD emperyalizmine kölece bağımlılığa son verilmeden ulusal bağımsızlık, ulusal onur korunamaz.

17 Şub 2022
paylaş