Aylardır işçi arkadaşlarımız sorar dururlar, bize kadro geliyormuş doğru mu diye. Anlatmaya çalışırız, hayır bize gelmiyor, gelmesi gerekir, mahkeme kararları uygulansa biz kadrolu işçi oluruz ama hükümet uygulamıyor diye.
Kamuda taşeron uygulaması o kadar yaygın ve sorunları üst üste birikmiş ki, bu hâliyle sürdürülmesi iktidara sürekli baş ağrısı veriyor. Konu birçok yönüyle iktidarın gündeminden çıkamıyor.
Aslında sorunun çözümü çok basit. Üniversiteler, hastaneler, belediyeler, elektrik, doğalgaz, su, karayolları ve benzer kamu kurumları için, müfettiş raporları işçilerin muvazaalı (hileli) çalıştırıldığını söylüyor. İşçilerin asıl işverenin işçisi olduğuna hükmeden onlarca mahkeme kararı var. Müfettiş raporları ve mahkeme kararları uygulandığında sorun ortadan kalkacak, işçiler kadrolu olarak şu an zaten yapmakta oldukları işleri yapmaya devam edecekler.
Şu anda taşeron işçileri ve Çalışma Bakanlığı yol ayrımında
İşçiler taşerona mahkûm edilerek aslında örgütsüzlüğe, sendikasızlığa, güvencesizliğe mahkûm edildiler, en acımasız şekilde çalıştırıldılar, yıllık izinleri gasbedildi, çalışma saatleri yasalara aykırı şekilde artırıldı. Yarınından kuşkulu işçi, beğenilmezsem veya haklarımla ilgili itirazda bulunursam, tazminatsız işten atılırım korkusuna itildi.
Tüm bu zorluklara rağmen işçiler, ellerinden alınmış, gasbedilmiş hakları için çok yönlü mücadele verdiler. Sendikalı oldular, bazen iş bıraktılar, bazen iş yavaşlattılar, protesto gösterileri düzenlediler, işyerlerinde inatçı direniş çadırları kurdular. Kendilerini itildikleri çaresizlikten çıkarmak için uğraş verdiler.
Bu aralıksız çabaların sonucu olarak taşeron işçileri gasbedilmiş haklarının bir kısmını, yıllık izin haklarını, haftada kırk beş saat olan çalışma süresini, fazla mesai yaparsa, ücret veya izin hakkını tekrar kullanabilir hâle geldi.
Kamuda taşeron firma ne iş yapar?
Taşeron firma, söz konusu iş için yılda bir defa ihaleye katılır, kazandığında yapacağı iş her ay sonu gerekli evrakları hazırlayıp hak edişini almaktan ibarettir. Hak edişini aldıktan sonra işçilere maaşlarını yatırdığında işi bitmiş olur. Öyle ki, yüzlerce, binlerce işçi çalıştırıyor görünen kocaman taşeron firmalar, bir kasa, bir masa, bir banka hesabından ibarettir. Kamu kurumundaki işin sevk ve idaresiyle hiçbir ilişkisi olmaz, işin nasıl yürüdüğünü de bilmez.
Çalıştırdığı varsayılan işçileri tanımaz, işçiler de onu tanımaz. İşlerin yürütülmesi, kamudaki kadrolu müdürler ve yardımcılarıyla sağlanır. Halktan, işçiden, memurdan, esnaftan toplanan vergilerle oluşan kamu parasının önemli bir kısmı, bu parazit, asalak taşerona bol keseden sunulur.
Daha birkaç gün önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik devlet bütçesinin yaklaşık 3’te 1’inin personel giderine ayrıldığını, bu kaynağı verimli kullanmak ve vatandaşa kaliteli hizmet sunmak için gerekli mevzuat düzenlemesini yapacaklarını söyledi. Çalışanın emeğinin tam karşılığını veren, kamu hizmetinde verimliliği esas alan, Türkiye’nin dinamizmine ayak uyduran sistemi hayata geçirmemiz lazım diye ekledi.
Bakanın söylediklerini duyunca insan, herhalde taşeron sistemi kaldırılıyor ki, emeğin karşılığı tam alınıyor diye düşünüyor. Yazık ama, Bakan böyle bir müjde vermiyor. Ve Devlet bütçesinin 3’te 1’i personel gideri derken, taşerona bedavadan aktarılan miktarı da personele verilmiş gibi söylüyor. Personel giderlerinden sürekli olarak yakınanlar, taşerona verilen, aktarılan miktarlardan hiç söz etmezler, bütçenin yüzde kaçı olduğunu merak bile etmezler.
Sadece kamu kurumlarında yarım milyonu aşkın taşeron işçisi çalışıyor, bu hâliyle sistem tıkanmış durumda. Hükümet ve Çalışma Bakanlığı da bunun farkında ve en azı vererek işçileri razı etmenin yollarını arıyor. Taşerona müjde diye bir yıllık ihaleleri üç veya beş yıla çıkaracağını söylüyor. Kıdem tazminatını fona devredip, herkesin ulaşabileceği hâle getireceğini söylüyor. Bu ise, şimdiki miktarın yarısından daha aza karşılık geliyor.
Sendikalarımızın tavrı önemli
Taşeron işi, bu günlerde emek dünyasının en önemli gündemlerinden biri hâlinde. Sendikalı işçi sayısının bu kadar düşük olmasında, kamudaki yaygın taşeron çalışmanın payı büyük. Maden, enerji, sağlık, belediye, yol, sosyal hizmetler işçileri başta olmak üzere taşeron işçilerini üye etmiş sendikalar hızla güçlerini birleştirip, topluca haklarını aramalı, üyelerinin kadro sorununu seslendirmeliler.
Hükümet ve Çalışma Bakanlığı, acilen müfettiş raporlarını, mahkeme kararlarını uygulamalı, taşeron sistemine son vermelidir. Bu sadece taşeron işçilerinin değil, tüm emekçi halkın ve kamunun yararına olacaktır.
- Ali Uğur
