Çalışma Bakanlığı 2. maddeyi niçin değiştirmek istiyor?

İş Kanunu madde 2’nin son paragrafı şöyle: “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.”

Dünden bugüne
Turgut Özal hükümetleri dönemi, özelleştirme saldırılarının en yoğun olduğu, işçi örgütlerinin sürekli saldırılarla güçten düşürüldüğü dönemdir. “Devlet don lastiği mi üretirmiş” denilerek Sümerbank dahil kamu işletmeleri yok pahasına özel sektöre peşkeş çekilmiştir.

Doğrudan mal üreten kamu işletmelerinin çoğu elden çıkarılmıştır. Hastaneler, posta hizmetleri, sosyal hizmetler, belediye hizmetleri, gaz, su, elektrik gibi devredilmesi hemen mümkün olmayan yerlerde ise çalışanların durumu değiştirilmiştir. Bu türden işyerlerinde artık, kadrolu olarak sadece bir müdür, birkaç müdür yardımcısı varken, geriye kalan personel yıllık ihalelerle çalıştırılan taşeron işçilerden oluşuyor. Konunun yabancısı olanları yanıltmayalım, bu taşeron işçiler içinde üniversite mezunu öğretmen de var, sosyolog da, sosyal hizmet uzmanı da var, mühendis de.

Taşeron çalşmanın ilk yılları, işçiler için çok derin mağduriyetlerle geçti. İşçi bir yıl çalışıyor, taşeronu değişiyor, karşısında yıllık iznini isteyebileceği kimse yok. Bu her yıl tekrarlanınca, işçi, aynı işyerinde, aynı işi yaptığı hâlde, kağıt üzerinde taşeronu her yıl değiştiği için yıllarca izin hakkını kullanamadı. Fazla mesailerinin karşılığını alamadı. Neredeyse eskinin amele pazarı usulü yani.

Mücadele
Bu yeni durum, işçinin sendikal örgütlülüğüne muazzam bir saldırı oldu. Klasik mevzuat ve alışkanlıklar çerçevesinde hareket etmeye alışmış sendikaların da ilgisi dışında kaldı taşeron çalışanlar. Taşeron işçisi yeni duruma uygun örgütlenmeye, protesto yöntemleri geliştirmeye başladı. Bütün bu dönem içinde iş yavaşlatma, fiili iş bırakma, işyerleri önünde çadır kurma, yürüyüşler, basın açıklamaları ile kendilerini sürekli gündemde tutmayı başarabildiler.

Yine aynı dönem içinde farklı işyerleri için, taşeron işçilerinin, işyerinin asıl işçisi olduğunu belgeleyen, kanıtlayan muvazaa (hileli çalıştırma) kararları aldırdılar. Muvazaa kararlarına rağmen yapılmak istenen hukuksuz ihaleleri zaman zaman engelleyebildiler. Taşeron çalışmanın katmerli adaletsizliğini ülkenin gündemine yazdırabildiler.

Kamu kurumlarında işçiler keyfi fazla çalışmaları engellemiş, yıllık izinlerini kullanabilir hâle gelmişlerdir. Kıdem tazminatı içinse, üst işverenler aleyhine açılmış yüzlerce dava vardır. Ve 4857 no’lu İş Kanunu’nun 2. maddesi orada dururken, davalar ne kadar uzarsa uzasın, çoğunlukla işçilerin lehine sonuçlanmaktadır.

Vay kurnazlar!
Şimdi işçiler yıllarca mücadele ederek bireysel haklarında belli ilerlemeler kazanmışken Çalışma Bakanı Faruk Çelik, taşeron işçisi için üzüntülerini dile getiriyor. Zavallı taşeron işçisi yıllık iznini kullanamıyor, fazla mesai yapıyor, parasını alamıyor, kıdem tazminatı alamıyor diye ağlamaklı.

Peki ne öneriyor bunun yerine?
Kıdem tazminatını sadaka miktarına indirip fona devretmeyi öneriyor.

Yasadaki “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kısmını kaldırmayı öneriyor. Yani taşeron çalışmayı her alanda esas hâline getirmeyi öneriyor.

İşçilerin, yıllara dayalı emek ve mücadeleyle kazandıklarını bir çırpıda silkelemek istiyor. Bunu yaparken de işçilerin mağduriyetini gideriyorum görüntüsü vermeye çalışıyor.

Hükümet ne yapmalı?
Taşeron sistemi, haksızdır, adaletsizdir ve toplum için daha pahalıdır. İşçiden esirgenen paralar bedavadan taşeron patronuna verilmektedir. Hükümet muvazaa kararlarını hemen uygulamalıdır. Bütün taşeron işçiler kadroya alınmalıdır.

07 Şub 2013
paylaş