4688 sayılı yasa değişikliği ile, 20 yılı aşkın bir süredir sürdürdüğümüz grevli toplu sözleşme mücadelemiz tamamen yok edilmeye çalışılıyor.
Kamu emekçileri, grevli toplu sözleşme hakkını, örgütlenme özgürlüğünü, özlük ve demokratik haklarını yok sayan, tamamen yandaş konfederasyonun taleplerine uygun olarak hazırlanan söz konusu yasa tasarısına karşı, taleplerini ifade eden onlarca eylem ve etkinlik gerçekleştirdi.
Kamu emekçilerinin kararlı mücadelesine rağmen, 35 maddelik yasa 5 Nisan'da Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Peki, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası'nda yapılan önemli değişiklikler neler? Bir göz atalım:
Devlet, grev hakkını yok sayarak, tek tip sözleşme getiriyor!
- Her şeyden önce "toplu görüşme" yerine "toplu sözleşme" sözcüğü getirilerek, her hizmet kolunda ayrı ayrı toplu sözleşmeler yerine, toplu sözleşmenin merkezi düzeyde 'tek tip' ve en çok üyeye sahip konfederasyonla yapılması planlanıyor. Bu değişiklik ile grev hakkını içermeyen, daha önceki “toplu görüşme” den bile daha geri bir sendikal düzen getirilmeye çalışılıyor. Uluslararası sözleşmelere, evrensel sendikal hak ve özgürlük normlarına aykırı davranılıyor. Oysa ki; Türkiye’nin onayladığı 87 sayılı ILO sözleşmesi ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne göre kamu çalışanlarının (memurların) grev hakkı yer alıyor.
- Önceden 1 yıl olan toplu sözleşme süresi 2 yıla çıkarılıyor. Toplu sözleşmenin içerik ve kapsamı sadece mali ve sosyal haklarla sınırlı tutuluyor. Böylece diğer sorunların çözümü konusunda sendikaların önüne set konmuş oluyor.
- Toplu sözleşme görüşmelerinde; sadece aylık ücretlerdeki oransal artış ve kamu görevlilerinin yararlanacağı genel konular konuşulabileceği maaş ve ücret sisteminde değişiklik talebinde bulunulamayacağı bir düzenleme de yapılmak isteniyor. Bu değişiklik ile hizmet kollarında örgütlü sendikaların etkinliği zayıflatılarak, demokratik ve siyasal talepler görmezden geliniyor.
Değişiklikle toplu sözleşmeler ‘uzlaşmalar diyarı’ haline dönüşüyor!
- Değişiklikle toplu sözleşme masasında kamu emekçisini temsilen Memur Sen’den 3, Kamu Sen’den 2, KESK’ten 1 yetkili olacak. Yasa taslağının hazırlanış sürecinin her adımında sadece iktidara yakınlığı ile bilinen konfederasyonun talepleri dikkate alınmış, diğer konfederasyonların görüş ve önerileri görmezden gelinmiştir. Bu şekli ile toplu sözleşmenin ‘uzlaşmalar diyarı’ olacağını tahmin etmek hiç de zor değil.
Değişiklik ile bütün yetkiler yandaş konfederasyonda!
- Toplu sözleşmede uzlaşma sağlanmaması halinde atılacak imzanın yetkisi üye sayısı fazla olan Memur Sen’e veriliyor.
Değişiklik ile örgütlenmenin önündeki engeller korunuyor!
- Özel güvenlik görevlilerine sendika üyesi olma yolu açılırken meclis çalışanlarının, yargı mensupları (hakim ve savcılar da içinde olmak üzere) askeri işyerlerinde çalışan sivil personelin, ceza infaz kurumu çalışanlarının, denetim elemanlarının, polislerin, askerlerin sendikalara üye olma yasağı devam ediyor. Oysa ki; ILO normlarına göre asker ve polis dışında hiçbir kamu görevlisinin sendika üyeliği sınırlanamaz.
Tabanın katılımı iyice kısıtlanıyor!
- Yapılan yeni düzenlemede sendika işyeri temsilcilerinin sayısı da azaltılarak, tabanın katılımı iyice kısıtlanıyor.
Sendikaların iç işleyişine müdahale ediliyor!
- Sendikaların kendi tüzüklerini belirleme yetkileri de ellerinden alınıyor. Sendika tüzüklerine kadar müdahale edilip, isimsiz ihbarlarla dahi sendikaların mali hesapları denetlenebilecek. Kısacası devlet kamu çalışanları sendikalarını, devletin uzantısı birer sivil toplum örgütlerine dönüştürmeyi planlıyor.
Kamu emekçileri ne talep ediyor ve sendikaların tutumu ne olmalıdır!
Bütün bu hak gaspına karşı ise kamu emekçileri; “tek tip toplu sözleşme” anlayışının olmamasını her türlü demokratik hakların toplu sözleşme kapsamına dahil edilmesini ve grev hakkının yasal teminat altına alınmasını talep ediyor. Kamu emekçilerinin bu taleplerinin karşılanması, sendikal hakların genişletilmesi ile birebir örtüşüyor. Bu durumda kamu emekçilerinin yapması gereken çok açık ve nettir. Kamu emekçilerinin grev ve toplu sözleşme hakkını kullanabilmesi kendi öz örgütlüğünden geçiyor. Her türlü hakkın işyerinde, sokakta mücadele ile kazanılacağının bilinci ile hareket ederek grevli, toplu sözleşmeli sendika mücadelesini daha da yükseltmelidir. Geçmişten beri mücadele eden ve sokakta fiili, meşru, militan bir hat üzerinden kendini var eden KESK, bundan sonra da kamu emekçilerinin haklarına yönelik saldırılara karşı tutum almalıdır. KESK, yeni yasaya karşı üyelerin istekleri doğrultusunda tabanın da fikrini alarak, gücünü ortaya koymalı, fiili ve meşru hatta yoluna devam etmelidir. Kamu emekçileri sendikal hakların yasalaşmasının fiili ve meşru mücadeleden geçtiğini unutmamalıdır.
- Pınar Altuntaş
