tüik

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Ağustos 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdiği raporunda; • Geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 17,1, işsiz sayısının 5 milyon 430 bin olduğu, • Yüksek öğretim mezunlarında işsizliğin patladığı, • Her dört isşizden birinin yükseköğretim mezunu olduğu, • Yüksek öğretim mezunlarında işsiz sayısının 743 bini bulduğu, • Geniş tanımlı işsizliğin yükseköğretim mezunu kadınlarda % 30’a ulaştığı, değerlendirmelerinde bulunurken, 2014'te ki işsizlik oranlarının neredeyse 2009 kriz döneminde yaşanan işsizlik oranlarını yakaladığı kaydediliyor. İşsiz Yüksek Öğretim Mezunu sayısı “255 Bin” Kişi Arttı Yüksek öğretim mezunları arasında işsiz sayısı yeni seriye göre Şubat 2014 döneminden bu yana 255 bin kişi artarak 743 bine ulaştı. Buna karşın Şubat 2014 döneminden bu yana resmi işsiz sayısındaki artış 119 bin seviyesinde kaldı. İşsiz sayısı lise altı eğitime sahip olan ya da okuma yazma bilmeyenler için toplamda 171 bin kişi azalırken, meslek, teknik ve düz lise mezunları için 26 bin üniversite mezunları için yukarıda belirtildiği gibi 255 bin kişi arttı. İşsizliğe yükseköğretim mezunu işsizler damgasını vurdu. Yükseköğretim Mezunu İşsizlerin Büyük Bir Bölümü Kadın Özellikle yükseköğretim mezunu kadınlar işsizliğin hedefi oldu. Yükseköğretim mezunu kadınlar yeni işsizlerin % 60’ını oluşturdu. Yükseköğretim mezunu kadınlar için geniş tanımlı işsizlik oranı % 30 oldu. Kadın işsizlerin % 37’si yükseköğretim, % 64’ü lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip.    
Dünya'da bilgisayarlılaşma oranındaki artışa bağlı olarak özellikle son yıllarda Türkiye'de de bireysel bilgisayar kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Bilgisayar kullanımına ilişkin istatiklerde ise çarpıcı rakamlar var. Geçtiğimiz günlerde milletvekili Özcan Yeniçeri, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın yanıtlaması istemiyle mecliste bir yazılı soru önergesi verdi. Yeniçeri'nin sorusuna Yılmaz da yazılı olarak cevap sundu. Bakanın verdiği veriler Türkiye'deki bilgisayar kullanım oranına ilişkin resmi tabloyu da göstermesi açısından önemliydi. Taşınabilir bilgisayar oranı 7 yılda 7 kat arttı Yılmaz, Türkiye'de her 100 kişiye düşen bilgisayar sayısına ilişkin net veri bulunmadığını, TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknoloji Araştırması'nda bilişim teknolojilerinin hanelerde bulunma oranının 2007'den beri düzenli olarak sorulduğunu belirtti. Yanıta göre hanelerde masaüstü bilgisayar sayısı 2007'den bu yana hemen hemen aynı düzeyde seyrederken, taşınabilir bilgisayar sayısında ciddi artış olduğu dikkati çekiyor Hanelerdeki masaüstü bilgisayar bulunma oranı 2007'de yüzde 24, 2008'de yüzde 28.1, 2009'da yüzde 30.7, 2010'da yüzde 33.8, 2011'de yüzde 34.3, 2012'de yüzde 31.8, 2013'te yüzde 30.5 ve 2014'te yüzde 27.6 düzeyinde gerçekleşti. Dikkat çekici bir başka nokt ise hanelerdeki taşınabilir bilgisayar oranlarında. Taşınabiir bilgisayar bulunma oranı 2007'de yüzde 5.6, 2008'de yüzde 9.1, 2009'da yüzde 11.2, 2010'da yüzde 16.8, 2011'de yüzde 22.6, 2012'de yüzde 27.1, 2013'te yüzde 31.4 ve 2014'te yüzde 40.1 oldu. Tablet kullanımı okullarda artıyor Bakan Yılmaz, Fatih Projesi kapsamında ülke genelinde öğrencilere toplam 601 bin 131, öğretmenlere 130 bin 755 adet tablet bilgisayar dağıtıldığını belirtti. Cevdet Yılmaz, 3 bin 657 okulda 84 bin 921 derslikte etkileşimli tahta kurulduğunu ifade ederek, 13 bin okul için yerel alan ağı altyapı ve 10.6 milyon tablet bilgisayar seti alımına yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Haziran 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi. Yenidünya'nın da haberleştirdiği TÜİK Raporunda Haziran 2014 dönemine ait işsizlik verileri %9,1 ve 2 milyon 654 bin olarak açıklanmıştı. DİSK-AR’ın açıklaması ise resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. İşte DİSK-AR'ın raporu: MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ RESMİ İŞSİZLİK ORANI SON 42 AYIN ZİRVESİNE ULAŞTI GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 18’E YAKLAŞIRKEN, İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 168 BİN OLARAK GERÇEKLEŞTİ KADINLAR İÇİN GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 24 SEVİYESİNE ULAŞTI 1) Mevsim etkilerinden arındırılmış resmi işsizlik oranı yeni seriye göre % 9,9 ile son 42 ayın zirvesine ulaştı. İşsizlik oranı ekonomik krizin etkisinin ağır bir biçimde yaşandığı 2009 yılı ile 2010 yılından sonra en yüksek seviyesine yükseldi. İşsizlik oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 1 puan, artış gösterdi. Bu durum ekonomideki yavaşlama ile paralellik gösteriyor. Türkiye ekonomisi 2014 yılının ikinci çeyreğinde % 2,1’lik büyüme oranı ile 2002 yılından bu yana krizin etkilerinin en ağır biçimde yaşandığı 2009 yılı hariç en düşük oranında gerçekleşti. 2) Haziran 2014 döneminde umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 4 haftadır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar) da dahil edildiğinde işsizlik oranı % 9,1 değil, % 17,8, işsiz sayısı da 2 milyon 654 bin değil, 5 milyon 168 bin kişi olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik kadınlar için % 24 seviyesine yükseldi. 3) Kendine uygun tam zamanlı bir iş bulamadığı için çeşitli işlerde 1 saatliğine bile olsun çalışıyor görünenler ile çalıştığı işten memnun olmayıp değiştirmek isteyen çaresizlerin sayısı ise 1 milyon 131 bin olarak gerçekleşti. Çaresizler, umutsuzlar ve resmi işsizlerin toplam sayısı 6 milyon 298 bin oldu. Geniş istihdam içinde umutsuzların, çaresizlerin ve resmi işsizlerin payı % 21,6 düzeyindedir. 4) Türkiye İstatistik Kurumu Şubat 2014 dönemiyle birlikte yeni bir hesaplama yöntemi ve seri kullanmaya başladı. Uluslararası norm ve standartlar dikkate alınarak veri derleme araçları zenginleştirildi. Ancak aynı zamanda resmi olarak işsiz sayılanların kapsamı da daraltıldı. Önceki uygulamada, referans dönemi içinde “son üç ay” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak değerlendiriliyordu. Yeni uygulamada ise yalnızca “son dört hafta” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanan ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak ele alınıyor. Yani 1,5-2 ay önce iş başvurusu yapmış olan ve işe başlamaya hazır bir kişi işsiz kategorisi dışına çıkartıldı. Bu kişiler “işgücüne dahil olmayanlar” başlığında, “İş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar” kategorisinde “diğer” sınıflandırmasında değerlendirildi. Bir önceki seri için geçtiğimiz yıl Haziran döneminde bu kategori (diğer) içerisinde yer alan kişi sayısı 1 milyon 480 bin kişi iken yeni seride mevcut dönem için bu rakam 1 milyon 930 bin olarak gerçekleşti. İki ayrı seride iki farklı yılın aynı dönemler için yaşanan 450 bin kişilik bu artışın önemli oranda yöntem değişikliğinden kaynaklı olarak yaşandığı ve bu kişilerin işsiz kategorisi dışına atıldığı söylenebilir. 5) TÜİK’in ekonometrik modelle Şubat 2014 serisi için tahmin ettiği geçmiş ayların verilerine göre Haziran 2013 döneminde işsizlik oranı yüzde 8,1, işsiz sayısı ise 2 milyon 263 bin olarak tespit edildi. Oysa önceki 2005 serisinde Haziran 2013 dönemi için bu oran ve rakam sırası ile yüzde 8,8 ve 2 milyon 525 bin idi. Buna göre TÜİK’in resmi işsiz oranı geçtiğimiz yılın haziran dönemi için yeni seriye göre yapılan tahminde, eski seriye göre 0,7 puan düşük çıktı. Eski seriye göre Haziran 2014 verisinin kaç olacağını tahmin etmek yöntem değişikliği nedeniyle mevcut veriler üzerinden mümkün görünmemektedir. Bu konuda gerekli hesaplamaları yapmak TÜİK’in sorumlulukları arasındadır. 6) Yine TÜİK’in yeni seri için tahmin ettiği verilere göre Haziran 2014 dönemi için işsizlik oranı geçtiğimiz yılın Haziran dönemine göre % 0,6 puan artış gösterdi ve yeni seriye göre yüzde 9,1 oldu. İşsiz sayısı ise 288 bin artışla 2 milyon 551 bin oldu. 7) TÜİK’in yeni yöntemi ve yaptığı tahmini hesaplara göre hem isşizlik oranı hem de işsiz sayısı azalmış görünmektedir. Oysa Türkiye’de işsizlik gerçeğinde bir değişiklik olmadı. Sadece işsizlik daha da gizlenmiş oldu. Örneğin son 1 aydan 3 aya kadar başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ancak işe başlamaya hazır olanlar önceki hesaplamalarda işsiz kategorisinde değerlendirilirken yeni seride istihdamda kabul edilmiyorlar. 8) TÜİK yeni serisinde daha önceki seride olan ve anket soru formunda yer alan işin sürekliliği ile ilgili verileri açıklamaktan vazgeçmiştir. Geçici çalışanların sayısındaki gelişim istihdamın niteliği açısından son derece önemli bir değişkendir. Bu verinin artık paylaşılmaması son derece sakıncalıdır. Bu keyfi tutumdan vazgeçilmelidir. Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin uygulama açısından gündemindedir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu stratejinin sonuçları Soma’da, Mecidiyeköy’de ve Türkiye’nin dört bir yanında acı bir biçimde görülmektedir. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi, işletmelerin karını insanların yaşamının önüne alma stratejisidir. İşsizlikle gerçek mücadele için; 1. Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir. 2. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır. 3. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır. 4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 5. Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir. 6. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır. 7. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır. 8. Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK tarafından hazırlanan resmi raporlara göre Haziran 2014 döneminde Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2 milyon 654 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise %9,1 seviyesinde gerçekleşirken, işsizlik oranı erkeklerde %8,3 kadınlarda ise %10,9 oldu. Tarım dışı işsizlik oranı %11,1 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı %16,7 iken,15-64 yaş grubunda bu oran %9,3 olarak gerçekleşti. Kayıt dışı çalışma ise %36,4 oranında gerçekleşti. Haziran 2014 döneminde, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısı bir önceki döneme göre 115 bin kişilik artış gerçekleşirken, işsizlik oranı ise 0,4 puanlık artış ile %9,9 oldu. Bu rakamlar bir önceki yıla göre neredeyse bütün katagorilerde artarken, işsizlerin büyük oranda genç nüfus içinde olması da uygulanan sermaye politikalarının sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Peki ya resmi rakamlara yansımayan? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hane Halkı İşgücü İstatistikleri verilerine göre işsizlik oranı %9,7, işsiz sayısı ise 2 milyon 747 bin oldu. İşsizlik oranı erkeklerde %9,1, kadınlarda ise %11 oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı %11,6 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı %16,7 iken,15-64 yaş grubunda bu oran %9,9 olarak gerçekleşti.  2014 yılı Mart döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı %34,4 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe %80,5 iken, tarım dışı sektörlerde %22,3 oldu.  Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında bir önceki döneme göre 25 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile %9,1 oldu. Uzmanlar bu sayıların sadece kayıtlı çalışma oranları olduğu ancak emek gücünün büyük bir bölümünün halen daha kayıt dışı olduğu için resmi rakkamlara fazla güvenmemek gerektiği noktasında uyarıyorlar.

Sayfalar