• Geniş tanımlı işsizlik yüzde 28,8
• Geniş işsiz sayısı 10 milyon 382 bin
• Kadın işsizliği (geniş) yüzde 37,7
• Genç işsizliği (geniş) yüzde 43,5
• Ümidini kaybeden işsiz sayısı 1 milyon 674 bin
• Covid-19 nedeniyle aylık ortalama iş kaybı 4,4 milyon
DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan TÜİK Kasım 2020 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçlarını değerlendiren raporunu kamuoyu ile paylaştı.
Rapordan özet bulgular şöyle:
• Covid-19’un Yarattığı İstihdam Depremi Sürüyor.
• Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 28,8, Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 10 Milyon 382 Bin.
• Genç İşsizliği (Geniş) Yüzde 43,5, Kadın İşsizliği (Geniş) 37,7
• Covid-19 Etkisiyle Revize Geniş Tanımlı İşsizlik İse 11 Milyon 768 Bin Olarak Gerçekleşti.
• İstihdam Bir Yılda 1 Milyon 103 Bin Kişi Azaldı.
• İş Başında Olanların Sayısı İse 2 Milyon 217 Bin Azaldı.
• Ümidi Kaybeden İşsiz Sayısı 1,7 Milyona Yaklaşıyor.
• Covid-19 Döneminde Aylık Ortalama İş Kaybı 4 Milyon 388 Bin.
TÜİK Kasım 2020 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçlarını 10 Şubat 2021’de açıkladı. Kasım 2020 verileri salgının en yoğun geçtiği Nisan ve Mayıs aylarından sonra kısmi bir gerilemenin görüldüğü ve ekonominin açıldığı dönemi yansıtıyor. Ancak istihdam ve işsizlikteki vahim tablo sürüyor.
TÜİK’e göre dar işsizlik oranı (standart işsizlik oranı) 0,4 puanlık azalış ile yüzde 12,9 seviyesinde gerçekleşti. Yine TÜİK’e göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2020 Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 303 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu. TÜİK açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranı ve işsiz sayısı ile Covid-19’un istihdam üzerinde yarattığı tahribatı yansıtmıyor, tersine saklıyor.
Nisan 2020’den bu yana uygulanan işten çıkarma yasağı nedeniyle TÜİK’in dar tanımlı/standart işsizlik verileri işgücü piyasalarındaki gerçek tabloyu yansıtmıyor. TÜİK’in verileri perdelenmiş verilerdir.
TÜİK verileri hatalı
TÜİK’in Kasım 2020 dönemine ait sonuçlarında yer alan dar tanımlı (resmî) işsizlik oranı ve işsiz sayısı Covid-19 döneminde yaşanan istihdam ve iş kaybını yansıtmayan ve tamamen TÜİK’in işsizlik hesaplama tekniğinin yetersizliğinden kaynaklanan bir sonuçtur.
TÜİK’in işsizlik hesaplama tekniği Covid-19 gibi bir salgının etkilerini yansıtmaktan uzaktır. TÜİK, sadece araştırmanın yapıldığı referans haftasından geriye doğru 4 hafta içinde iş arayanları işsiz sayıyor. Oysa Covid-19 döneminde işten çıkarma yerine yaygın olarak kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin ödeneği uygulanması nedeniyle milyonlarca işçi çalışmadığı halde istihdamda gözükmektedir.
TÜİK’in yöntemine göre, kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin ödeneği alan işçiler iş aramadıkları için işsiz sayılmıyor. İŞKUR’a göre bugüne kadar yaklaşık 3,6 milyon işçi kısa çalışma ödeneği ve 2 milyon 217 bin işçi de ücretsiz izin ödeneği (nakdi ücret desteği) aldı. Ancak TÜİK bu işçileri istihdamda kabul ediyor.
Öte yandan kısa çalışma ödeneği alamayan, kayıt dışı veya kendi hesabına çalışıp işsiz kalanların önemli bir bölümü ise Covid-19 nedeniyle iş arama eğiliminde olmadığından işgücü piyasası dışına çıktılar. TÜİK onları da dar tanımlı işsizler içinde saymıyor. TÜİK kendi verilerinin ayrıntılarında yer alan geniş işçilere ilişkin veri açıklamıyor, geniş tanımlı işsizlik hesaplaması yapmıyor.
ILO işsizlik yöntemleri farklı
TÜİK verilerine göre işgücü son bir yılda 1 milyon 406 bin azalarak 32 milyon 477 binden 31 milyon 71 bine geriledi. İstihdam, Kasım 2019-Kasım 2020 arasında 1 milyon 103 bin azalarak 28 milyon 169 binden 27 milyon 66 bine geriledi. Kasım 2019’da 27 milyon 455 bin olan istihdam içinde olup işbaşında olanların sayısı 2 milyon 217 bin kişi azalarak 25 milyon 238 bine geriledi.
TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı işsizlik istidamdaki daralmayı ve Covid-19 nedeniyle yaşanan iş kaybını açıklayamıyor. Oysa Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Covid-19 nedeniyle yaşanan iş kaybını ölçmek için yeni bir yöntem öneriyor. Eşdeğer tam zamanlı iş kaybı olarak ifade edilen bu yöntemin ayrıntılarına ilişkin dipnottaki kaynaklara ve raporun sonundaki yöntemsel açıklamaya bakılabilir.
TÜİK HİA Kasım 2020 verilerini ILO tarafından da kullanılan eşdeğer tam zamanlı istihdam kaybı yönetimini kullanarak yeniden hesapladık ve Covid-19 döneminde yaşanan iş kaybını, diğer bir ifadeyle geniş tanımlı işsizliği yeniden hesapladık. Bunu Covid-19 etkisiyle revize geniş tanımlı işsizlik olarak ifade ettik.
Bilindiği gibi TÜİK istihdamda olup işbaşında olmayanların sayısını ayrıca açıklıyor. Bunlar istihdam ilişkisi devam eden ve üç ay içinde işlerine döneceklerini düşünenler ile işbaşında olmayıp gelirinin en az yarısını elde edenlerdir. Dolayısıyla kısa çalışma ödeneği ile ücretsiz izin alanlar bu kapsamdadır.
ILO, Covid-19 nedeniyle çalışılmayan süreyi eşdeğer tam zamanlı istihdama dönüştürerek Covid-19 nedeniyle meydana gelen iş kaybını hesaplıyor.
ILO’nun hesaplama yöntemini kullanırken mevsim etkisini ortadan kaldırmak için geçen yılın aynı dönemini (Kasım 2019 tarihini) baz aldık. Bu tarihte işbaşında olanların sayısını haftalık ortalama fiili çalışma süresiyle çarparak o dönemki toplam çalışma süresini hesapladık. Aynı işlemi Kasım 2020 için de yaptık. Böylece çalışma süresinde meydana gelen toplam kaybı ve toplam işgücü kaybını haftalık 45 saatlik çalışmaya bölerek eşdeğer tam zamanlı iş kaybını bulduk.
ILO metodolojisinden yararlanarak yaptığımız hesaplamaya göre Covid-19 nedeniyle meydana gelen eşdeğer iş kaybı 2 milyon 829 bin olarak gerçekleşti. Kasım 2020’de revize edilmiş geniş tanımlı işsiz ve iş kaybı sayısı (tam zamanlı istihdam kaybı dahil) Kasım 2019’a göre 1 milyon 386 bin artarak 11 milyon 768 bine yükseldi. 36 milyon 5 bin olarak hesapladığımız geniş işgücüne göre revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik (istihdam kaybı dahil) oranı ise yüzde 28,8 olarak hesaplandı.
İş bulma ümidini yitirenler artıyor
Son bir yılda toplam işgücü 1 milyon 406 bin azalarak 32 milyon 477 binden 31 milyon 71 bine geriledi.
İşgücüne katılım oranında büyük düşüş yaşanmaya devam ediyor. Kasım 2019’da yüzde 52,5 olan işgücüne katılma oranı son bir yılda 3,2 puan gerileyerek yüzde 49,3’e düştü.
Kadın işgücü son bir yılda 867 bin kişi azalarak 10 milyon 596 bin ve erkek işgücü ise 538 bin azalarak 21 milyon 343 bine geriledi. Böylece son bir yılda toplam işgücü yüzde 4,3, erkek işgücü yüzde 2,5 ve kadın işgücü yüzde 8,2 azaldı.
Ücretsiz izin uygulamalarının başlamasıyla beklendiği üzere işbaşında olanların sayısında ciddi düşüşler meydana geldi. Buna göre işbaşında olanların oranı kadınlarda ciddi bir biçimde azalmaya devam ediyor. İşbaşında olanların toplam sayısı son bir yılda yüzde 8,1, erkeklerin sayısı yüzde 6,5 ve kadınların sayısı yüzde 11,5 azaldı.
Kısa çalışmanın ve ücretsiz izin uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte çalışma saatlerinde de bir düşüş meydana geldi. Kasım 2019’da 44,9 saat olan işbaşında olanların haftalık ortalama çalışma süresi, Kasım 2020’de 43,8’e geriledi.
İşgücüne dahil olmayanlar kategorisinde olan iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve ümitsizlerin sayısında patlama yaşanmaya devam ediyor. İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar son bir yılda 1 milyon 647 bin artarken, ümitsizler 959 bin arttı. Kadın ümitsizlerin oranında vahim bir artış yaşandığı görülüyor. Ümitsiz işsizlerin sayısı genelde yüzde 134,1, erkeklerde yüzde 107,9, kadınlarda yüzde 171 arttı.
Erkeklerde Kasım 2019’da yüzde 15,6 olan geniş̧ tanımlı işsizlik oranı yüzde 24’e ve kadınlarda ise Kasım 2019’da yüzde 28,5 olan geniş̧ tanımlı işsizlik oranı yüzde 37,7’ye yükselmiştir. Geniş̧ tanımlı işsizliğin artışının en önemli nedeni ümidini yitiren işsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısında Covid-19 döneminde meydana gelen artıştır.
Kasım 2020’de dar tanımlı toplam işsiz sayısı 4 milyon 5 bin, kadınlarda 1 milyon 458 bin ve erkeklerde 2 milyon 547 bin olarak açıklanmıştır.
Covid-19 etkisiyle revize geniş tanımlı işsiz ve iş kaybı ise Kasım 2020’de toplamda 10 milyon 382 bin, kadınlarda 4 milyon 764 bin ve erkeklerde 5 milyon 619 bin olarak gerçekleşti.
TÜİK’in işbaşında olanlara ilişkin verisi istihdamda olup referans döneminde en az bir saat çalışmış olanları kapsamaktadır. İstihdamda olup işbaşında olanların sayısında salgının etkisiyle Kasım 2020’de bir düşüş yaşandı. Kasım 2019’da 27 milyon 455 bin kişi işbaşında iken, Kasım 2020’de bu sayı 2 milyon 217 bin kişi azalarak 25 milyon 238 bine geriledi.
İstihdamda olup işbaşında olmayanlar özellikle kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin kullandırılan işçilerin durumunu göstermesi açısından önemlidir. İşbaşında olanların sayısındaki azalmayı ILO’nun kullandığı tam zamanlı eşdeğer iş kaybı hesaplamasında dikkate aldık.
İşgücüne dahil olmama nedenleri kategorisinde yer alan ve son dönemlerde artış eğiliminde olan ümitsiz işsizler ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanların (diğer) sayısı Covid-19 nedeniyle artmaya devam ediyor. Son bir yılda ümitsiz işsizlerin sayısı 959 bin kişi artarak 1 milyon 674 bine ulaştı.
İş aramayıp çalışmaya hazır olanların toplamı ise 3 milyon 158 bine yükseldi. Bu durum iş arama eğiliminin azalmasına işaret etmektedir. Dar tanımlı işsizliğin düşük görünmesinin önemli nedenlerinden biri işsizlerin iş bulamayacaklarını veya iş olmadığını düşünerek iş arama eğiliminde olmamalarıdır.
Gençlerde gerçek işsizlik yüzde 43,5
Covid-19 döneminin işgücü piyasalarında yarattığı tahribattan gençler daha fazla etkileniyor. Covid-19 salgınından önce 2019 yılı sonu itibarıyla küresel düzeyde genç işsizliği yüzde 13,6 seviyesindeydi. Ancak Covid-19 salgını nedeniyle dünya genelinde her 6 gençten biri işsiz kaldı.
Türkiye, Covid-19 nedeniyle genç işsizliğinin arttığı ülkelerden biri. Kasım 2020’de yüzde 28,8 olan geniş tanımlı işsizlik oranına göre yaklaşık 1,5 kat daha fazla olan geniş tanımlı genç işsizliği Covid-19 salgınından en fazla etkilenen gruplar arasındadır. Kasım 2019’da genç işsizliği oranı yüzde 32,9 iken Kasım 2020 itibarıyla geniş tanımlı genç işsizliği oranı yüzde 43,5’e yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı genç işsizliği 10,6 puan arttı.
Kadınlar istihdam dışına çıktı
Bütün veriler kadın işgücünün erkeklere göre Covid-19’dan daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Kadınlar Covid-19 döneminde ücretli istihdamdan daha fazla çekilmek zorunda kaldılar. Bütün veriler kadın işgücünün erkeklere göre Covid-19’dan daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Kadınlar Covid- 19 döneminde ücretli istihdamdan daha fazla çekilmek zorunda kaldılar. Covid-19 bakım emeğine (hasta bakımı, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, ev hijyeni gibi) olan ihtiyacı artırdı. Bu duruma çözüm üretilemediği için kadınlar daha fazla istihdam dışına çıkıyor. Öte yandan işletmelerde yaşanan zorluklar da kadınların Covid-19 döneminde erkeklere göre daha fazla istihdamdan ayrılmasına yol açıyor. Sonuç olarak Covid-19 döneminde kadınların ev içi iş yükü çok daha fazla arttı.
Kasım 2019’da kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,9 iken Kasım 2020’de bu oran yüzde 30,6’ya düştü. Kasım 2019’da yüzde 71,6 olan erkeklerin işgücüne katılma oranı Kasım 2020’de yüzde 68,4’e geriledi. Kasım 2019’da toplam istihdam oranı yüzde 45,6 iken Kasım 2020’de 2,7 puan azalarak yüzde 42,9’a geriledi. Kasım 2019’da yüzde 63,3 olan erkeklerin istihdam oranı 3,1 puan gerileyerek Kasım 2020’de yüzde 60,2’ye geriledi. Kasım 2019’da yüzde 28,3 olan kadınların istihdam oranı 2,3 puan gerileyerek Kasım 2020’de yüzde 26’ya geriledi. Toplam istihdam son bir yılda yüzde 3,9 azalmışken kadınlarda yüzde 6,5 ve erkeklerde yüzde 2,7 azalmıştır.
tüik
Enflasyon sepetinde ekmek ve makarnanın dayanılmaz ağırlığı!
Yıllık enflasyon son 17 ayın en yüksek seviyesine çıkıp, işsiz ya da kısa çalışma ödeneğine mahkûm kalan milyonlarca vatandaş da artık eti hayal eder duruma gelip karbonhidratla beslenince, TÜİK’in sepetinde de ekmek ve makarnanın ağırlığı arttı, etinki azaldı.
Merkez Bankası’nın ise 2021 yılı için enflasyon beklentisi yüzde 9,4. Merkez Bankası’nın hedefinin gerçekleşmesi için aylık enflasyonun yıl boyunca yüzde 0,7 düzeyinde gerçekleşmesi gerekiyor. Ocak’ta aylık enflasyon yüzde 1,68 seviyesinde gerçekleşti.
Ekmek ağırlığını artırdı
Salgınla birlikte son yıllarda artan ekonomik krizle yoksullaşmanın etkisi, gıda sepetinde yer alan maddelerin ağırlıklarındaki değişimde de görüldü. Ekmeğin ağırlığı yüzde 2,17’den yüzde 2,47’e, makarnanın ağırlığı yüzde 0,15’den yüzde 0,16’ya, pirincin ağırlığı yüzde 0,30’den yüzde 0,36’ya yükseldi. Dana etinin ağırlığı yüzde 2,14’den yüzde 2,01’ye kuzu etinin ağırlığı yüzde 0,97’den yüzde 0,98’ye, tavuk etinin ağırlığı yüzde 0,83’den yüzde 1,14’e, sakatatın ise ağırlığı yüzde 0,03’den yüzde 0,05’e yükseldi.
Etin ağırlığı azaldı
TÜİK’in açıkladığı yüzde 14.97 yıllık enflasyon son 17 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Ekmek ve makarnanın sepetteki ağırlığı artarken dana etinin ağırlığı azaldı. Ocak ayı zam şampiyonu mandalina oldu. TÜİK verilerine göre, son 1 yılda ekmek fiyatları yüzde 17,78, makarna fiyatları yüzde 20,53 artış gösterdi. Ekmek ve makarnadaki artış oranı yüzde 14,97 olan enflasyon oranının belirgin şekilde üzerine çıktı.
Salgın harcama davranışlarını etkiledi
Geçen ay en fazla fiyat artışı yüzde 26,77 ile mandalinada yaşandı. Pazarda kilosu 6-7 lira arasında değişen kış meyvesi mandalinanın fiyatı TÜİK’e göre ortalama 5 lira 40 kuruş. Aralıkta ise 4 lira 30 kuruştu. Mandalinadaki fiyat artışını yüzde 25,5, otoban geçiş ücreti, yüzde 21,29 ile salatalık izledi. 2020 yılının Ocak ayına göre ise en çok zamlanan meyve portakal oldu. Yine kış meyvesi olan portakalın fiyatı bir yıl içinde yüzde 70’e yakın zamlandı.
Artan gıda harcamalarının sepet içerisindeki payı da artırıldı. Salgın ve ekonomik kriz nedeniyle geliri azalan milyonların gıda harcamaları artarken giyim, eğitim, lokanta ve otel harcamaları azaldı.
Geniş kesimlerde meydana gelen bu değişim TÜİK’in hesaplamalarına da yansıdı. Buna göre, gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı yüzde 22,77’den yüzde 25,94’e çıkarıldı. Öte yandan salgın sürecinde önemi artan sağlığın ağırlığı ise yüzde 2,80’den yüzde 3,25’e yükseltildi.
Salgın ve son yıllarda ekonomik krizle artan yoksullaşmanın etkisi, gıda sepetinde yer alan maddelerin ağırlıklarındaki değişimde de görüldü. Tavuk etinin ağırlığı yüzde 0,83’den yüzde 1,14’e, sakatatın ağırlığı yüzde 0,03’den yüzde 0,05’e yükseldi.
İŞKUR’un yolu da unutuldu
TÜİK’e göre işsiz sayılmayan umutsuz işsizler, İŞKUR verilerine de yansıdı. Ülke genelinde bir milyon 500 kişi umudu olmadığı için artık iş aramıyorken İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı da son bir yılda yüzde 19,3 azaldı.
BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, salgınla daha da büyüyen ekonomik kriz ve işsizlerin iş bulma umudunu yitirmesinin sonuçları rakamlara yansıyor. Ocak ayında işverenlerin İŞKUR’dan işçi talebinin yanı sıra işsizlerin iş başvurusu da azaldı. Salgın ve krizin etkisi nedeniyle ekonomi yeni iş yaratamıyor, istihdam azalıyor, işletmeler kapanıyor veya üretime ara veriyor.
İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı geçen yılın Ocak ayında 3 milyon 613 bin 786 kişiyken bu yıl yüzde 19,3 azalarak 2 milyon 916 bin 783’e geriledi. 2019 yılında kayıtlı işsiz sayısı 4 milyona kadar çıkmıştı. Peki, azalan işsizlik mi yoksa artan umutsuzluk mu?
Salgına yönelik endişelerin azalmaması ve ekonomik krizin derinleşmesi iş bulamama umutsuzluğunu beraberinde getirdi. TÜİK’e göre ülke genelinde işsiz sayısı 2020 Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 391 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bine geriledi. Ancak bu rakamlar perdenin arkasını kapatır nitelikte. Zira iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramayanlar TÜİK’e göre işsiz değil. Fakat korkutucu tablo burada ortaya çıkıyor. Ümitsizlerin sayısı son bir yılda yüzde 122,5 oranında arttı. TÜİK’e göre iş bulma ümidini kaybedenlerin sayısı ilk kez 1 milyon 500 binin üzerinde çıktı. Toplam işgücü ise son bir yılda 1 milyon 288 bin kişi azalarak 31 milyon 452 bine geriledi. İşgücüne katılım oranında büyük düşüş yaşanmaya devam ediyor. Hal böyle olunca iş bulma ümidini kaybedenler işgücüne dâhil olmuyor, iş aramaktan vazgeçiyor. İŞKUR’a dahi kayıt yaptırmıyor.
İŞKUR’da iş kalmadı
Bir dönem AKP’nin seçim ofisi gibi çalışan kurum üzerinden işe yerleştirme ve açık iş sayıları da azalıyor. Kurum üzerinden işe yerleştirme sayıları geçen yıla göre yüzde 19,2 oranında azaldı. 2020’nin Ocak ayında 87 bin 387 kişi işe yerleştirilirken bu yıl 70 bin 589 kişi işe yerleştirildi.
Seçim dönemlerinde ise bu rakam yüzbinleri aşmıştı. Örneğin 31 Mart yerel seçimlerinde kurum üzerinden 121 bin 371 kişi İŞKUR üzerinden işe yerleştirildi.
Öte yandan işveren de artık işçi aramıyor. Zira geçen yıla göre açık iş oranı yüzde 44,4 azaldı. 2020’nin ocak ayında 173 bin 473 olan açık iş sayısı bu yıl 96 bin 428’e geriledi.
1 milyon 500 bin kişi başvurdu
Ocak-Aralık döneminde toplam 1 milyon 510 bin 856 kişi işsizlik maaşına başvurdu. Ancak yalnızca 509 bin 538 kişi alabildi. Başvuran 3 kişiden 1’i işsizlik maaşından faydalanabildi.
Salgın nedeniyle 17 Nisan’da işten çıkarma yasakları başladı. Fakat salgın bahanesi ile işten çıkarmalar mart ayında sert bir şekilde arttı. İşveren küçülmeye gitme ve Kot 29 gerekçeleri ile işçi sözleşmelerini sonlandırdı. Bu nedenle çok sayıda çalışan işsiz kaldı.
Geçen yılın Ocak- Şubat döneminde 281 bin 540 olan işsizlik maaşı başvuruları Mart sonunda yüzde 78 artarak 502 bin 196’ya çıktı. Nisan-Aralık döneminde ise 1 milyon 8 bin kişi işsizlik ödeneği almak için İŞKUR’a başvurdu. Bu başvurulardan sadece 269 bin kişi işsizlik maaşı alabildi. Başka bir ifade ile Nisan'dan yılsonuna kadar işsizlik maaşına başvuran 4 kişiden sadece biri işsizlik ödeneği alabildi.
İşsizlik ödeneğinden en fazla 10 ay faydalanılabiliyor. Salgın döneminde kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasaklarının süreleri uzatıldı. Ancak ödeneğe başvuruların patladığı bu dönemde işsizlik maaşı ile ilgili bir düzenleme yapılmadı.
Kayıtlı genç işsizler artıyor
İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı her geçen ay azalsa da kayıtlı işsizler içerisinde genç işsizlerin oranı dikkat çekici. Kuruma kayıtlı her 100 işsizden 35,7’sini 15-24 yaş aralığındaki genç işsizler oluşturuyor.
Ocak’ta kuruma kayıtlı 2 milyon 916 işsizden 1 milyon 40 bini genç. Kurumda 2015 yılında da 2 milyon civarında kayıtlı işsiz bulunuyordu. Ancak bu işsizlerin yüzde 20,4’ü 15-24 yaş aralığındaki genç işsizlerden oluyordu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2020 dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. İşsizlik oranı yüzde 12,9 seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 303 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,4 puanlık azalış ile %12,9 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 0,6 puanlık azalış ile %14,8 oldu.
İstihdam edilenlerin sayısı 2020 yılı Kasım döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 103 bin kişi azalarak 27 milyon 66 bin kişi, istihdam oranı ise 2,7 puanlık azalış ile %42,9 oldu.
Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 361 bin, sanayi sektöründe 91 bin, hizmet sektöründe 751 bin kişi azalırken inşaat sektöründe ise 101 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin %16,7'si tarım, %20,9'u sanayi, %6,2'si inşaat, %56,2'si ise hizmet sektöründe yer aldı.
İşgücü 2020 yılı Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 406 bin kişi azalarak 31 milyon 71 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 3,2 puanlık azalış ile %49,3 olarak gerçekleşti.
Kayıt dışı çalışma
Kasım 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 4,1 puan azalarak %29,7 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,8 puan azalarak %19,0 oldu.
Genç nüfusta işsizlik
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,9 puanlık artışla %25,4, istihdam oranı ise 3,0 puan azalarak %29,6 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 3,6 puanlık azalışla %39,6 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,9 puanlık artışla %27,1 seviyesinde gerçekleşti.
Mevsim etkisinden arındırılmış değişim
Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki döneme göre değişim göstermeyerek yüzde 12,9 oldu. İşsiz sayısı bir önceki döneme göre 8 bin kişi azalarak 4 milyon 6 bin kişi olarak gerçekleşti.
Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı bir önceki döneme göre 0,1 puan azalarak yüzde 43,1 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 24 bin kişi azalarak 27 milyon 140 bin kişi olarak tahmin edildi.
Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puan azalarak yüzde 49,4 oldu. İşgücüne katılan sayısı 32 bin kişi azalarak 31 milyon 146 bin kişi olarak tahmin edildi.
Ekonomik faaliyete göre, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam, sanayi sektöründe 83 bin kişi artarken, tarım sektöründe 62 bin kişi, inşaat sektöründe 6 bin kişi, hizmet sektöründe 38 bin kişi azaldı.
Son 8 yılda her 100 çiftçiden 22'si tarımı bıraktı
2013’ten bu yana ülke nüfusu yüzde 9 artarken köy nüfusu yüzde 11 azaldı. Memleketin köylerine ölü toprağı serpilmiş durumda. 35 yaş altındaki genç çiftçiler akın akın kentlere göç ediyor ve ucuz işgücü talebini besliyor. Son 8 yılda köylerde yaşayan 100 çiftçinin 22’si tarımı bırakarak kente göç etti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan “Adrese dayalı nüfus kayıt istatistikleri” köyden kente göçün devam ettiğini gösterdi. Verilere göre 2013’te 6 milyon 633 bin olan belde ve köy nüfusu 2019’da 6 milyon 3 bine, 2020’de ise ilk kez 6 milyonun da altına inerek 5 milyon 878 bine geriledi. Buna göre Türkiye nüfusunun yüzde 9 oranında arttığı 2013-2020 arasında köy nüfusu yüzde 11,4 azaldı.
Peki, göç edenler kim ve neden göç ediyorlar? Göç yolunun sonu yine İstanbul’a mı çıkıyor? Yakından incelediğimiz veriler bir yandan da halkın içinde bulunduğu sosyal krizi de tüm yönleriyle ortaya koyuyor.
Gençler göç ediyor, yaşlıların durumu kötüleşiyor
BirGün’den Ozan Gündoğdu’nun haberine göre, köylerin durumuna ilişkin en çarpıcı veri, köy nüfusunun dramatik biçimde azalmasıysa, en az onun kadar çarpıcı diğer gelişme de, göç edenlerin yaşı. Verilere göre yaşlı köy nüfusu artarken, gençler köyleri boşaltıyor. 65 yaşının üzerindeki köy nüfusu 2013’te 896 binken, 2020’de 1 milyon 49 bine çıkarak yüzde 17 oranında yükseldi. Buna karşılık 65 yaş altı köy nüfusu 2013’te 5 milyon 737 binken, 2020’de 4 milyon 828 bine geriledi. Üstelik nüfusun yaşı azaldıkça kentte yaşama isteği de artıyor. 2013’te 35 yaşın altında köy nüfusu 3 milyon 500 bin kişiyken, 2020’de 2 milyon 717 bin kişiye düşmüş durumda. Başka bir hesapla 2013 ile 2020 arasında köylerde yaşayan 35 yaş altındaki her 100 kişiden 22’si kente göç etti.
1927’deki köy nüfusu bugünün 2 katıydı
İlk nüfus sayımının yapıldığı 1927’den bu yana geçen 93 yılda ülke nüfusu 13,6 milyondan 83,6 milyona yükseldi ancak köylerde yaşayan nüfus neredeyse yarı yarıya azaldı. 1927’deki köy nüfusu 10,3 milyonken 2020’de bu sayı 5,9 milyon. Ancak bu durum özellikle AKP dönemindeki boşalan köyler gerçeğini yeterince açıklayamıyor. Zira Cumhuriyet tarihi boyunca köyden kente göç devam etse de köy nüfusu kendi içinde artmaya devam ediyordu. Böylece 1927’de 10,3 milyon olan köy nüfusu 2000 yılına gelindiğinde 23,8 milyona yükselmişti. Başka bir ifadeyle kente göç devam etse de köyler yaşamaya devam ediyordu. Ancak özellikle AKP dönemiyle beraber uygulanmaya başlayan IMF politikaları küçük çiftçiliği bitirerek tarımı büyük şirketlere emanet etmeyi amaçladı. Böylece 21’inci yüzyılla beraber köy nüfusu azalmaya başladı. 2000’de 23,8 milyon olan köy nüfusu 2012’de 17,2 milyona geriledi. O yıl yürürlüğe giren büyükşehir yasası ile binlerce köy mahalle haline getirilerek kentlere bağlandı. Bu nedenle 2012’de 17,2 milyon olan köy nüfusu 2013’te 6,6 milyona geriledi. (Bu nedenle karşılaştırmayı 2013-2020 arasıyla sınırlı tuttuk.)
Genç çiftçiler, kentte ucuz işgücüne dönüşüyor
Sorunun bir boyutu sosyolojik olsa da, kente göçün nedenlerinin altında küçük çiftçiliğin tasfiye edilmesi yatıyor. Genç çiftçiler neden kente göç edip ucuza çalışmayı tercih ediyor? Bu soruyu Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem’e sorduk. Erdem, konuya ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı;
►Çoğu köyde okul bile yok, genç çiftçi mecburen kente göç ediyor.
►Tarımdan para kazanamayan çiftçi borçlanmak zorunda. Göçün altında yatan en önemli neden çiftçilerin yüksek borçluluğu.
►Köyler giderek yaşlanıyor. Çalışan genç çiftçi sayısı azaldıkça, yaşlı çiftçiler daha fazla mevsimlik işçi çalıştırmak zorunda kalıyor. Bu da ekonomik sorunları derinleştiriyor.
►Köylerde yaşlı nüfus için sağlık ocağı yok. Köylerdeki yaşlı nüfusun sağlık sorunları görünmüyor.
► Kente göçün sonucunda genç çiftçiler, kentte işçileştiriliyor, ucuz işgücü haline getiriliyor.
Danış: En temel gerekçe ekonomik
Göç üzerine çalışmalarıyla bilinen Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Didem Danış, köyden kente göç davranışının altında yatan en büyük nedenin ekonomik olduğu görüşünü savunuyor.
Danış’a göre sadece kente göç değil, aynı zamanda nüfus artış hızının da azalmasının en önemli nedeni ekonomik bunalım. Bilindiği üzere 2019’da binde 13 olan nüfus artış hızı 2020’de binde 5,5’e gerilmişti. Konuya ilişkin yorumlarını bizimle paylaşan Danış’ın tespitleri şu şekilde;
►Sorun ekonomik, köylerde geçim sıkıntısı çok büyük.
►Kırsal kesimde yaşlanma çok ciddi boyutlara vardı. Gençlerin köyleri boşaltması sonucu köydeki kuşaklar arası dayanışma çöktü.
►Göç edenler eskiden İstanbul’a giderdi, son yıllarda daha çok köyün bulunduğu kent merkezine göç ediliyor. Bunun en temel sebebi İstanbul’daki geçim sıkıntısı.
►Göç edenlerin büyük kısmı kentte hizmet sektörünün ucuz işgücü talebini karşılıyor.
►Göç edenler kentte, köy derneği, whatsapp grupları vb. yollarla kendi köylüleriyle dayanışmayı sürdürüyor.
►2020’de görülen trend 2021’de de devam edecek. Çünkü ekonomik sorunlar büyüyor.
İstanbul’dan göç edenler de var!
Köyden kente göçün bu zamana dek en önemli adresi “taşı toprağı altın” denen İstanbul’du. Ancak uzun yıllardan sonra ilk kez 2020’de İstanbul’un nüfusu azaldı. 2019’da 15 milyon 519 bin olan megakentin nüfusu, 2020’de 15 milyon 462 bine geriledi. Bu durumun nedenlerini sorduğumuz Doç. Dr. Didem Danış’ın tespitleri şunlar oldu.
1- Ekonomik bunalım yüzünden doğurganlık hızı azaldı.
2- Emekli maaşıyla geçinmenin imkansız olduğu İstanbul’dan Anadolu’ya göç yaşanıyor.
3- Sanayinin İstanbul dışına taşınmasıyla İstanbul’dan özellikle Tekirdağ ve Kocaeli’ne işçi göçü yaşanıyor.
35 yaş altı köyleri boşaltıyor
Nüfus verilerine göre 35 yaş altındaki yurttaşlar köylerde yaşamak istemiyor. Sadece 13 yılda köylerin değişen demografisi oldukça çarpıcı. 2007 yılında köy nüfusunun yüzde 60,3’ü 35 yaşın altındayken bu oran 2020’de yüzde 46,2’ye gerilemiş durumda.
Neoliberalizm küçük çiftçiliği öldürüyor
Cumhuriyet tarihi boyunca köyden kente göç devam etse de köy nüfusu azalmıyordu. Ta ki, 1980’e kadar. 1980 nüfus sayımına göre 25,1 milyona ulaşan köy nüfusu bir daha bu sayıdan daha büyüğünü göremedi. 1980-2000 arasında kısmen yatay bir seyir izleyen köy nüfusu 2000’li yıllarda küçük çiftçiliği baltalayan IMF politikalarıyla birlikte sert biçimde azalmaya başladı. Son 8 yıl ise köyler için adeta bir yıkıma dönüşmüş durumda. 2012’deki Büyükşehir Yasası’nın ardından kağıt üzerinde 6,6 milyona gerileyen köy nüfusu, o günden bugüne yüzde 11 azaldı.
TÜİK, Türkiye'nin nüfusunun 83 milyon 614 bin 362 olduğunu açıkladı. Nüfus 2020'de bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi arttı. Nüfus artış hızı ise düştü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi artarak 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı. Yıllık nüfus artış hızı 2019 yılında binde 13,9 iken, 2020 yılında binde 5,5 oldu.
Erkek nüfus 41 milyon 915 bin 985 kişi olurken, kadın nüfus 41 milyon 698 bin 377 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,1'ini erkekler, %49,9'unu ise kadınlar oluşturdu.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 197 bin 770 kişi azalarak 1 milyon 333 bin 410 kişi oldu. Bu nüfusun %49,7'sini erkekler, %50,3'ünü kadınlar oluşturdu.
Türkiye'de 2019 yılında %92,8 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2020 yılında %93 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı %7,2'den %7'ye düştü.
İstanbul’un nüfusu düştü
İstanbul'un nüfusu, bir önceki yıla göre 56 bin 815 kişi azalarak 15 milyon 462 bin 452 kişiye düştü. Türkiye nüfusunun %18,49'unun ikamet ettiği İstanbul'u, 5 milyon 663 bin 322 kişi ile Ankara, 4 milyon 394 bin 694 kişi ile İzmir, 3 milyon 101 bin 833 kişi ile Bursa ve 2 milyon 548 bin 308 kişi ile Antalya izledi.
Bayburt, 81 bin 910 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt'u, 83 bin 443 kişi ile Tunceli, 96 bin 161 kişi ile Ardahan, 141 bin 702 kişi ile Gümüşhane ve 142 bin 792 kişi ile Kilis takip etti.
TÜİK ocak ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 14,97, aylık yüzde 1,68 arttı. Ekonomistler, Ocak ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 1,48 artmasını beklediklerini açıklamıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Yeni yılın ilk ayında enflasyon, beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşerek, bir önceki aya göre yüzde 1,68 arttı. Buna göre, ocak ayında yıllık enflasyon yüzde 14,97 olarak gerçekleşti.
TÜİK, 2019 Aralıkta yıllık enflasyonu yüzde 14.60 olarak açıklamıştı.
Ekonomistler, Ocakta Tüketici Fiyat Endeksi'nin yüzde 1,48 artmasını bekliyordu. Ekonomistlerin Ocak ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 14,60 olan yıllık enflasyonun yüzde 14,75'e çıkacağı hesaplanıyordu.
Ocak 2021'de, endekste kapsanan 415 maddeden, 92 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 30 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 293 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.
Ocak ayında fiyatı en çok artan ürün yüzde 26,77 ile mandalina oldu. Otoban geçiş ücreti de yüzde 25,50 ile ikinci sırada yer aldı. Yüzde 21,29 ile salatalık da 3. sırada yer aldı.
Ana gruplar
Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri incelendiğinde, ara malında yüzde 34,08, dayanıklı tüketim malında yüzde 29,87, dayanıksız tüketim malında yüzde 21,02, enerjide yüzde 3,22, sermaye malında yüzde 28,34 artış yaşandı.
Bu grupların aylık değişimlerine bakıldığında ise ara malında yüzde 2,25, dayanıklı tüketim malında yüzde 4,34, dayanıksız tüketim malında yüzde 3,28, enerjide yüzde 2,99, sermaye malında yüzde 1,48 artış görüldü.
Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 2,12 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 6,13 ile eğitim ve yüzde 6,32 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 24,53 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 23,25 ile ev eşyası ve yüzde 21,43 ile ulaştırma oldu.
Ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Ocak ayında azalış gösteren diğer ana grup yüzde 0,03 ile eğitim oldu. En az artış gösteren gruplar ise, yüzde 0,31 ile haberleşme, yüzde 0,67 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 1,12 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Ocak ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 4,25 ile sağlık, yüzde 3,02 ile konut ve yüzde 2,90 ile ev eşyası oldu.
Yıllık en düşük artış yüzde 0,02 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı ürünlerinde gerçekleşti. Bunu yüzde 3,39 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 3,41 ile kok ve rafine petrol ürünleri izledi. Buna karşılık ana metaller yüzde 56,85, kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 42,55, metal cevherleri yüzde 42,28 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.
En fazla aylık azalış yüzde 1,61 ile metal cevherleri, yüzde 0,31 ile bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler, yüzde 0,18 ile diğer mamul eşyalar olarak gerçekleşti. Buna karşılık su ve suyun arıtılması ve dağıtılması yüzde 15,61, tütün ürünleri yüzde 15,44, diğer ulaşım araçları yüzde 10,15 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olarak kayda geçti.
DİSK-AR işsizlik ve istihdamın görünümü raporu yayımlandı. Rapora göre,
- Covid-19 salgınının işgücü piyasalarına etkisi sürüyor: İşsizlik artıyor!
- Covid-19 etkisiyle geniş tanımlı işsiz sayısı 10,7 milyon!
- Ümitsiz işsiz sayısı 1,5 milyona ulaştı!
- İstihdam 896 bin azaldı
- Covid-19 etkisiyle geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 41’e ulaştı!
- İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 4,3 milyona ulaştı!
İşsizlikte vahim tablo
TÜİK Ekim 2020 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçlarını 11 Ocak 2021’de açıkladı. Ekim 2020 verileri salgının en yoğun geçtiği Nisan ve Mayıs aylarından sonra kısmi bir gerilemenin görüldüğü ve ekonominin açıldığı dönemi yansıtıyor. Ancak istihdam ve işsizlikteki vahim tablo sürüyor.
TÜİK’e göre dar işsizlik oranı (standart işsizlik oranı) 0,7 puanlık azalış ile yüzde 12,7 seviyesinde gerçekleşti. Yine TÜİK’e göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2020 Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 691 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu. TÜİK açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranı ve işsiz sayısı ile Covid-19’un istihdam üzerinde yarattığı tahribatı yansıtmıyor, tersine saklıyor.
Nisan 2020’den bu yana uygulanan işten çıkarma yasağı nedeniyle TÜİK’in dar tanımlı/standart işsizlik verileri işgücü piyasalarındaki gerçek tabloyu yansıtmıyor. TÜİK’in verileri perdelenmiş verilerdir.
TÜİK’in Ekim 2020 dönemine ait sonuçlarında yer alan dar tanımlı (resmî) işsizlik oranı ve işsiz sayısı Covid-19 döneminde yaşanan istihdam ve iş kaybını yansıtmayan ve tamamen TÜİK’in işsizlik hesaplama tekniğinin yetersizliğinden kaynaklanan bir sonuçtur.
Rapordan özet bulgular şöyle:
• DİSK-AR, ILO’nun yöntemini esas alarak Covid-19’un yarattığı gerçek istihdam kaybını ve işsizliği hesapladı.
• Geniş tanımlı işsiz sayısı 9,7 milyona yükseldi.
• Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 27 olarak gerçekleşti.
• Ekim 2020’de de Covid-19 ve ekonomik krizin işgücü piyasaları üzerindeki tahribatı sürüyor.
• Covid-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı Ekim 2020’de 10 milyona yaklaştı!
• Covid-19 Ekim 2020’de en az 2 milyon 246 bin yeni eşdeğer istihdam kaybına yol açtı.
• Revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı yüzde 29,8’e yükseldi
• İstihdam bir yılda 896 bin kişi azaldı.
• İstihdam oranı yüzde 43,6’ya geriledi.
• İşbaşında olanların sayısı son bir yılda 1 milyon 833 bin kişi azaldı.
• Ümitsiz işsizlerin sayısı bir yılda 668 binden 1 milyon 511 bine yükseldi.
• Kadınlar Covid-19’dan daha fazla etkileniyor: Kadın işgücü yüzde 8 kadın istihdamı yüzde 6,3 azaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Aralık ayı enflasyon verileri ile birlikte memur maaşlarına ve emekli aylıklarına yapılacak zam oranı da belli oldu.
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre enflasyon Aralık ayında yüzde 1,25 artarken, yıllık bazda yüzde 14,60 oldu.
Memura 4.36 enflasyon zammı gelecek. Yüzde 3 de sözleşme zammı alacak. Memur ve memur emeklileri Ocak’ta toplam yüzde 7.36 zam alacak. SGK ve Bağ-Kur emeklileri ise 8,36 oranında zam alacak. Zamlı maaşlar 15 Ocak'ta ödenecek.
Toplu sözleşme gereği memur ve memur emeklilerinin Ocak maaşlarına yüzde 3 zam olacak. Verilerin açıklanmasının ardından ortaya çıkan enflasyon farkı da maaşlara yansıtılacak. Daha önce yılın ilk yarısı için 2020'nin ikinci yarısındaki enflasyonun yüzde 4'ün üzerinde kalan kısmının enflasyon farkı olarak yansıtılması düzenlenmişti.
2021 kira oranları da belli oldu
TÜİK'in rakamlarına göre, TÜFE 2021 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1.25, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 14.60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14.60 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12.28 artış gerçekleşti.
Aralık ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları (TÜFE) yüzde 12.28 arttı. Bu rakamla, Ocak ayında konut için kira sözleşmesi yapacak veya yenileyecek kiracılar için zam oranı en yüksek yüzde 12.28 olacak.
TÜİK verilerine göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %14,60 aylık %1,25 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre enflasyon Aralık ayında yüzde 1,25 artarken, yıllık bazda yüzde 14,60 oldu. Merkez Bankası'nın kısa süre önce yayımlanan son enflasyon raporunda, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 12.1 olarak açıklanmıştı.
Giyim ve ayakkabı düştü
Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu ana gruplar sırasıyla, yüzde 0,65 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 5,73 ile haberleşme ve yüzde 6,84 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 28,12 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 21,12 ile ulaştırma ve yüzde 20,61 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.
Ana gruplara göre
Aralık 2020’de, endekste kapsanan 418 maddeden, 98 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 36 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 284 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.
Ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Aralık ayında azalış gösteren diğer ana gruplar, yüzde 0,58 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 0,03 ile eğitim ve yüzde 0,01 ile alkollü içecekler ve tütün oldu. Buna karşılık, ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Aralık ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 3,46 ile ev eşyası, yüzde 2,64 ile ulaştırma ve yüzde 2,53 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de 2020 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,11, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 14,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,83 artış gerçekleşti.










