AKP hükümetinin rant politikaları, yerel kolluk gücü İBB ve Üsküdar Belediyesi işbirliğiyle kente saldırmaya devam ediyor. Yeşil alanları, parkları, yaşam alanlarını beton girişimlerle AVM, otopark, rezidans yapma sevdası Validebağ korusuna cami kılıfında dayatılıyor. Haftalardır iş makinalarına, zabıta şiddetine, polis saldırılarına rağmen mahalleli direnişi sürdürüyor, alanı terketmiyor.
Validebağ koru alanında, tüm hukuksuzluklara, yürütmede inşaatın durdurulması kararı çıkmasına rağmen inşaata başlanmış ve direnen mahalleliye zabıta-polis eşliğinde saldırılarak alan bariyer ve tomalarla çevrelenmişti. İstanbul Kent Savunması ve Validebağ Gönüllüleri çağrısıyla halk direnişe başlamış ve alanı savunmak için nöbet tutmaya başlamıştı.
Şimdi eylem vakti
Alanın sahiplenilmesi, binlerce insanın Validebağ'a sahip çıkması karşısında Üsküdar Belediyesi çeşitli yalan vaatlerle direnişi kırmaya çalıştı. Ancak mahkeme sürecinin bekleneceği sözü verilmesinin üzerinden 24 saat geçmeden İBB Başkanı Kadir Topbaş, yürütmenin durdurma kararının iptal edildiği açıklamasını yaptı. İstanbul Kent Savunması ve Validebağ Gönüllüleri ise 2 Kasım Pazar günü saat 17.00'de herkesi koruyu koruma eylemine davet ediyor.
Çağrı metni şöyle:
'Validebağ Direnişi meşruiyet kaynağını AKP iktidarının ve sermayenin oyuncağı haline gelmiş olan “hukukun” kurallarından değil; yurttaşların doğayı-kenti savunma haklarıyla sokaktaki varlıklarından ve yaşamı savunanların dört bir yandan gönderdiği dayanışma mesajlarından almaktadır.
Yönetenler “Validebağ’da yürütmeyi durdurma kararı iptal, inşaata devam” diyor. Biz Validebağ Direnişçileri, “hukuk iptal, direnişe devam” diyoruz. Söz konusu inşaatı çeşitli ayak oyunlarıyla yapmaya çalışanların asıl niyetlerinin bir tek çivi dahi çakılmaması gereken Validebağ Korusu’nda “çılgın projelerini” hayata geçirmeye çalışmak olduğunu biliyoruz. Dün Üsküdar Belediye Başkanı’nın günlerdir yok saydığı yürütmeyi durdurma kararına uyacağını söylemesi nasıl suçun itirafı ise, bugün İBB Başkanı’nın olmadığı söylenen mahkeme kararının iptal edildiğini söylemesi de aynı suçun yeniden itirafıdır.
Biz yaşamı savunanlar, koruyu koruyanlar 2 Kasım Pazar günü yan yana geliyor, yeni bir yurttaşlık bilincini hep beraber kuruyoruz.
Tüm İstanbul halkını Validebağ direnişine kitlesel biçimde katılmaya, kentini savunmaya davet ediyoruz!'
direniş
Tüm Emek Sen'in Dora Otel'de sendika mücadelesi devam ediyor. Sendikadan, geçtiğimiz günlerde yeni bir çağrı geldi.
İşte sendikanın çağrısı:
"Dora Otel patronları, emeklerine sahip çıkarak sendikalı olan işçileri, işten çıkardılar.
Dora Otel patronları, Anayasal haklarını kullananarak örgütlenen üyelerimizin işe döndürülmesi için yapılan tüm çağrıları yanıtsız bıraktılar.
Tüm Emek Sen üyeleri ve aileleri, Dora Otel patronlarının bu haksız uygulamasına olan tepkimizi dile getirmek için artık “Dora Otel’de konaklamıyoruz!” diyerek aşağıdaki otel iletişim adreslerine bildiriyoruz.
Tüm emek dostları ve demokratik kitle örgütlerinin bilgisine...
İstanbul Dora Otel
Tel : 0212 233 70 70
Fax: 0212 233 99 96
[email protected]
[email protected]"
Özellikle 90'lı yıllarda Kürt illerinde çok sayıda faili meçhul ve yargısız infaz olayı yaşanmıştı. Bugün Adana'dan gelen bir haber bu karanlık sayfanın yeniden açıldığını gösterir nitelikte.
Adana'nın Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Ova Mahallesi 44292 sokakta, bu sabah 08.30 sularında bisikletiyle Azadiya Welat gazetesini dağıtan Kadri Bağdu’ya bir motosikletten ateş açıldı. İki kişi oldukları iddia edilen yüzleri maskeli saldırganlar daha sonra olay yerinden uzaklaştılar. Kafasından vurulan ve ağır yaralanan Bağdu ise, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Yapılan otopside Kadri Bağdu'ya arkasından ateş edildiği, kurşunlardan ikisinin kafasına, birinin boynuna, birinin omzuna, birinin de eline isabet ettiği anlaşıldı. Olay yerinde 7.65 çaplı 2 boş kovan da bulundu.
Arkasında IŞİD mi var?
Olayı araştıran polisin bir görgü tanığına ulaştığı, bu görgü tanığının, bisikleti ile gazete dağıtımı yapan Kadri Bağdu'nun ara sokaktan çıktığı anda, motosikletle gelen kasklı saldırganın tabancasını arkasından ateşlediğini söylediği öğrenildi. Saldırının Kobani gösterilerinin bir devamı şeklinde, IŞİD’le bağlantılı çetelerce gerçekleştirilmiş olabileceğini iddia edildi.
“Ova Mahallesi’nde gündüz vakti abone olan evlere gazete dağıtırken, bir motosikletteki iki kişi tarafından ateş açılıyor. Bunun tamamen IŞID çeteleri tarafından organize, hedef gözetilerek ve kasıtlı yapıldığını düşünüyoruz. Bizim tahminimiz, Kobani olayları nedeniyle olduğu yönündedir. Bu işi yapanlar, 3-4 gündür devam eden Kürtlere yönelik saldırıları yapanlarla aynıdır. Savcılıkla görüştük. Ne bir gözaltı ne de olayın aydınlatılmasına yönelik ciddi bir çaba var. Olayın olduğu noktada kamera yoksa bile geçiş güzergahında olması gerekir. İstenirse failler iki saat içinde yakalanabilir. Yakalanmaları, bu işin devletin koruma altında yapıldığını gösteriyor.”
Diyarbakır Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, salı günü kentte çıkan olaylarda can kaybını 11 olarak açıkladı. Hizbullah örgütünün yasal kolu olan Hüda Par üyelerinin üç noktadan Kobaneyle dayanışma eylemi yapan halka ateş açması üzerine yükselen öfke dalgası ise sabaha kadar sürdü.
Gerek resmi kaynakların gerekse PKK'ye yakın kaynakların açıklamalarına göre karşılıklı açılan ateşler sonucunda ölenlerin 5'inin Hüda-Par'lı olduğu, 3 kişinin ise kimliklerinin henüz belirlenemediği şeklinde.
Sabaha kadar süren olaylarda Valiliğin talebi üzerine İl Jardarma Komutanlığı'na bağlı askerler zırhlı araçlarla şehre geldi. Askerler, kentin önemli bölgelerine konuşlandırılırken, zaman zaman olaylara da müdahalelerde bulundu. Kentin pek çok mahallesinden sabaha kadar silah seslerinin yükseldiği duyuldu.
Eylemler sırasında çok sayıda resmi kurum da tahrip edildi. Öte yandan Diyarbakır'daki sokağa çıkma yasağının valilik kararıyla bir gün daha uzatıldığı bildirildi.
Kartal Emek ve Demokrasi Güçleri emperyalist ABD'nin kapıkulu AKP'nin ve ikisinin beslemesi IŞİD'in Kobane halkına yönelik yaptığı katliamları kınadı.
28 Eylül 2014 akşam saat 18:30'da Kartal Ahmet Şimşek Koleji önünde bir aray gelen halk Kartal Baba Geçidi yukarısında bulunan AKP İlçe binası önüne yürüdü. “Katil IŞİD işbirlikçi AKP”, “Kobane IŞİD'e mezar olacak”, “Katil ABD işbirlikçi AKP,” “AKP halka hesap verecek” sloganları ile yürüyen halk saat 19:00 gibi Kartal AKP İlçe Binası önüne geldi.
AKP İlçe binası önünde basın açıklaması yapıldıktan sonra binanın girişine siyah çelenk bırakıldı. Kartallılar AKP'nin gericilik, vurgunculuk ve savaş politikalarını protesto ederek AKP İlçe binası önünden Kartal Meydanı'na yürüdü. Burada da sloganlar, ıslıklar ve yuhalamalar eşliğinde AKP politikaları protesto edildikten sonra Kartallılar gösterilerini sonlandırdı.
Kobane yanlız değil!
Kobane, Urfa'nın Suruç ilçesi yakınında ve bu doğrultuda Türkiye-Suriye sınırında yer alan yaklaşık 50 bin nüfusu olan Suriye'nin Halep şehrinin ilçesidir. Arapça Ayn El Arap adıyla da bilinen kent nüfusunun çoğunluğu Kürtler'den oluşuyor. Kentte daha düne kadar, emperyalizmin beslemesi gerici IŞİD çeteleri kente saldırmadan önce, Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Ermeniler kardeşçe yaşıyordu. Kent bugün emperyalizmin ve işbirlikçisi AKP'nin beslemesi IŞİD'in tehdidi altında direnmeye devam ediyor.
İş cinayetlerinin ve güvencesizliğin yayıldığı günümüzde patronların sendika düşmanlığı da bitmiyor. İstanbul Dolapdere'de bulunan Dora Otel isimli iş yerinde iki gün önce patron 3'ü Tüm Emek Sen üyesi 5 işçiyi işten çıkardı.
Bu otelde direniş var!
İşten çıkarılan arkadaşlarına sahip çıkan Dora Otel işçileri ise sendika öncülüğünde dün Dora Otel'de iş durdurdular. İş bırakma eylemi, bir yıla yakındır sürdürülen örgütlenme sürecinde otelin farklı birimlerinde yanyana gelmeyi başaran işçilerin ortak kararı ile gerçekleşti.
Bugüne kadar işçilerle yüz yüze görüşmeyen patron ile iş durdurma sonucu toplu görüşme gerçekleştirildi. İşten çıkarılan arkadaşlarının geri alınmasını talep eden otel işçileri patrona kısa bir süre tanıdılar. Daha sonra kendi aralarında toplanan Dora Otel işçileri, patronun geri adım atmaması durumunda direnişi sürdürme kararı aldılar.
Ülkenin dizginsiz bir karanlığa sürüklendiği şu günlerde solda yeni bir umut ışığı doğuyor. 21 Eylül'de Ankara'da ODTÜ Vişnelik Salonu'nda toplanan ve yaklaşık 9 saatlik bir toplantı gerçekleştiren siyasi parti, hareket, grup ve bireyler birlikte mücadeleyi güçlendirme kararını ilan ettiler. 'Direnmeye ve Birlikte Mücadele Etmeye Çağırıyoruz. Gericiliği ve Faşizmi Yeneceğiz' başlığıyla yayınlanan sonuç metninde Gezi günlerinde hep birlikte kurduğumuz barikatı, bir adım daha ileri taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur, denildi.
Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek yeni bir toplantı ile birlikte, mücadele ortaklığının ilkeleri, işleyişi belirlenerek, hareketin ismi de açıklanacak.
21 Eylül'de yapılan toplantı sonucu ortaya çıkan deklarasyonun metni:
DİRENMEYE VE BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ
Gericiliği ve Faşizmi Yeneceğiz!
İlk toplantısını 30 Ağustos’ta, ikincisini 21 Eylül’de Ankara’da gerçekleştiren siyasi parti, hareket, grup ve bireyler olarak; toplumun tüm eşitlikçi, özgürlükçü, ilerici, devrimci ve barış yanlısı dinamiklerini; direnme hareketlerini ve muhalefet güçlerini bir araya getirerek birlikte mücadele etme ve geleceği birlikte kurma kararı aldık.
Ülkemiz AKP iktidarı eliyle hızla İslami-faşist bir diktatörlüğe doğru sürükleniyor. Neoliberal yağma politikaları emekçi sınıfların hayatında büyük bir yıkım yaratıyor. Baskı ve zora dayalı yöntemlerle dinci gericilik temelinde bir toplumsal yaşam kurulmaya çalışıyor. AKP, ülkemizde yarattığı bu yıkımın yanı sıra, bölgemizde de emperyalizmle işbirliği içinde mezhepçi ve gerici boğazlaşmaları kışkırtarak, ülkemizi bölgesel bir savaşın parçası haline getiriyor.
Bu karanlık gidişata ‘hayır’ diyen milyonlarca yurttaş, Gezi / Haziran günlerinde sokağa çıkarak zorbalığa ve gerici küstahlığa karşı kararlı bir direniş ortaya koydu. Emekçiler, gençler, kadınlar, öğrenciler, aydınlanmanın kazanımlarına ve insanlığın ilerici birikimine sahip çıkan toplum kesimleri piyasacı yağma düzenine, gericiliğe ve diktatörlüğe dur dedi.
Bugün aynı kararlılığı sürdürerek, Gezi ve Haziran günlerinde kurduğumuz eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, bağımsızlığın ve laikliğin barikatını birlikte daha ileriye taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu amaçla bizler,
- Faşist baskı ve dinci zorbalığa karşı toplumcu bir demokrasi için;
- Gericiliğe karşı laiklik ve özgür bir yaşam için;
- Geleceksizlik ve güvencesiz çalışmaya karşı emeği hakları ve insanca bir yaşam için;
- Doğanın ve kentlerimizin yağmalanmasına karşı ortak yaşam alanlarımıza, sahip çıkmak için;
- Özelleştirme ve talana karşı halkçı-kamucu bir ekonomiyi örgütlemek için;
- Emperyalist saldırganlık, tahakküm ve işbirlikçiliğe karşı bağımsızlık için,
- Kürt sorununda kardeşlik ve birlikte yaşama iradesini güçlendirerek demokratik, adil, onurlu ve eşit yurttaşlığa dayanan bir çözüm için;
birlikte mücadele etmek amacıyla ortak bir irade oluşturduğumuzu ilan ediyoruz.
Bunun için; bütün eşitlikçi, özgürlükçü, ilerici halk güçlerini birlikte direnmeye ve emekten yana yeni bir toplumsal düzeni bugünden başlayarak kurmaya çağırıyoruz.
Abdurrahman Atalay
Adnan Serdaroğlu
Ali Millioğulları
Alper Taş,
Aslı Sicimoğlu
Aslı Aydın
Aysun Gezen
Aydemir Güler
Barış İnce
Beyazıt İlhan
Bilge Seçkin Çetinkaya
Burhan Sönmez
Burak Yücel
Bülent Forta
Can Atalay
Cemal Polat
Deniz Yıldırım
Doğan Tılıç
Doğan Çetinkaya
Erhan Nalçacı
Emin Koramaz
Emirhan Oğuz
Eriş Bilaloğlu
Erkan Baş
Evren Haspolat
Evren Hoşgör
Fatih Yaşlı
Gamze Yücesan Özdemir
Gökhan Günaydın
Gün Zileli
Güven Gürkan Öztan
Haluk Yurtsever
Hakan Gülseven
Hakan Öztürk
Hayri Kozanoğlu
Himmet Şahin
Hüseyin Demirdizen
Hüseyin Aygün
İbrahim Aydın
İbrahim Varlı
İsmail Hakkı Tombul
İlhan Cihaner
İlhan Kamil Turan
Kaya Güvenç
Kamil Kartal
Korkut Boratav
Masis Kürkçügil
Melih Pekdemir
Mehmet Soğancı
Mehmet Yetiş
Mehmet Yeşiltepe
Merdan Yanardağ
Metin Çulhaoğlu
Metin Ebetürk
Murat Nergiz
Necmi Erdoğan
Oğuzhan Müftüoğlu
Osman Öztürk
Önder İşleyen
Özgür Karaduman
Sadık Özsoy
Serpil Güvenç
Selçuk Candansayar
Sibel Uzun
Taner Timur
Tarık Şengül
Turan Eser
Tülin Öngen
Zafer Aydın
Mayıs Haziran 2013 Büyük Halk Direnişi'nin üstünden geçen zamana karşı çeşitli illerde "Gezi Davaları" görülmeye devam ediyor. Bu şehirlerden biri de Bursa. Geçtiğimiz hafta Bursa 8. Asliye Ceza Mahkeme’sinde görülen davanın ardından bugün de (17 Eylül 2014) “gösteri ve yürüyüş yasasına muhalefetten” açılmış davanın duruşması vardı. Dava Bursa 4. Asliye Ceza Mahkeme’sinde görüldü.
Bu sabah, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten yargılanan sendika ve meslek odaları üyeleri ile aralarından BDSP, Halkevi, HDP, ÖDP üyelerinin de bulunduğu 29 kişi ifade vermek için hakim karşısına çıktı. Sanıkları 20’nin üzerinde avukat savundu. Dava ifadelerin alınmasının ardından 3 Aralık 2014 gününe ertelendi.
Müebbet ağır hapis cezasıyla yargılanan çarşı üyeleri ile dayanışma uluslararası boyuta taşındı. Geçtiğimiz gün Alman futbol liginde mücadele eden Borussia Dortmund ile Freiburg'un karşılaşmasında Dortmund taraftarları Türkçe pankartlar açarak Çarşı'ya destek verdi. Açılan Türkçe pankartlarda şu ifadeler kullanıldı: “Çarşı ultras, yolunuz için savaşın”, “Asla pes etmeyin”, “Ultras için özgürlük, Türkiye de dahil.”
Alman tribünlerinden Türkiye'ye destek mesajları daha önce de gelmişti. Almanya'nın en büyük takımlarından olan Bayern Münih'in taraftarı da Çarşı'ya desteklerini açıklayarak, "Çarşı için adalet, Ultralar omuz omuza", "Her yer Taksim, her yer direniş" yazan pankartlar açmıştı.
Antakya'da geçtiğimiz yıl 10 Eylül 2013'te düzenlenen direniş eylemlerinde sırasında yaşamını yitiren 23 yaşındaki Ahmet Atakan, ölümünün birinci yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Defne İlçesi Çekmece Mahalle Mezarlığı'ndaki anma etkinliğine Ahmet Atakan'ın ailesinin yanı sıra Mayıs Haziran 2013 Büyük Halk Direnişi sırasında hayatını kaybeden Abdullah Cömert'in annesi Hatice Cömert, Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz ve ağabeyi Gürkan Korkmaz, Ethem Sarısülük'ün annesi Sayfi Sarısülük, Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan ile Mehmet Ayvalıtaş'ın ağabeyi Volkan Ayvalıtaş da katıldılar.
Oğlunun mezarı başında gözyaşlarına boğulan anne Emsal Atakan, "Seni bir yıldır kara toprağa verdim, dayanamıyorum oğlum, bak Abdullah'la Ali İsmail'in annesi de burada" diyerek ağıt yaktı. Gezi Parkı olaylarında ölenlerin anneleri ve yakınları da Atakan'ın mezar taşını öptü. Oldukça duygusal görüntülerin yaşandığı anmada AKP terörü ve gericiliği bir kez daha kınanarak, mücadelenin devam ettiği vurgulandı.










