İşçiler milli güvenliği bozuyormuş
Bakanlar Kurulu, binlerce cam işçisinin haklarını almak için başlattığı grevi 60 gün süre ile erteledi. Bakanlar Kuruul tarafından 27 Haziran günü Resmi Gazete’de yayınlanan kararda “Kristal İş Sendikası tarafından uygulanmakta olan grevin, genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğünden 60 gün süreyle ertelenmesine” denildi.
Kararın üzerine Kristal İş Sendikası'da ayrıntılı bir açıklama yayınladı.
Cam işçisi: “Sessiz kalmayacağız”
Erteleme kararı üzerine Kristal İş Sendikası bir açıklama yayınladı. Kristal-İş Genel Başkanı Bilal Çetintaş'ın imzasını taşıyan bildirinin tam metni şöyle:
AKP HÜKÜMETİ GREV HAKKIMIZI GASP ETTİ, SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
AKP hükümeti hukuku ayaklar altına alarak grevimizi erteledi. 5800 üyemizle Şişecam’a bağlı 10 cam fabrikasında 8 gündür sürdürmüş olduğumuz grev, AKP hükümeti tarafından “genel sağlığı ve millî güvenliği bozucu” nitelikte görülerek 60 gün süreyle ertelenmiş ve karar bugünkü (27 Haziran 2014) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
AKP hükümetinin bu hukuksuz, keyfi ve grev düşmanı kararını şiddetle protesto ediyoruz. Hükümet bu kararıyla demokrasiye ve sendikal haklara zerre kadar saygı duymadığını ortaya koymuştur. Türkiye grev yasaklı ve işçilerin hak arayamadığı bir ülkedir. 12 Eylül ürünü yasalarda yer alan ve AKP tarafından 2012’de yeniden yasalaştırılan grev erteleme mekanizması aslında bir grev yasaklama aracıdır. Grev erteleme mekanizması ILO tarafından şiddetle kaldırılmasını ve değiştirilmesi istenmiştir.
Pencere ve otomobil camı, çay ve su bardağı ile meşrubat şişesi üreten fabrikalarda uygulanan grevin milli güvenlik ve genel sağlığı bozucu olduğunu iddia etmek akılla, mantıkla, hukukla ve bilimle bağdaşmaz. AKP hükümetinin bu kararının temel nedeninin başta Şişecam olmak üzere sermaye gruplarından gelen talepler olduğunu ve “genel sağlık ve milli güvenlik” gerekçesinin sadece bahane olduğu biliyoruz. Minareyi çalanlar kılıf hazırlamıştır. Soma’da işçilerin sağlığını koruyamayıp 301 işçinin ölümüne sebep olanların “genel sağlık” gerekçesiyle işçilerin grevini ertelemesi nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.
5800 işçinin ve onların ailelerinin taleplerini dikkate almayan hükümet işveren örgütlerinin taleplerini derhal yerine getirmiştir. Hükümet bu kararıyla anayasal hakkımızı çiğnemiştir. Grev ertelemenin keyfi bir mekanizma olduğunu yargı kararları ile defalarca kanıtlanmıştır. Nitekim 2003 ve 2004 yılında ertelenen grevlerimiz için Danıştay yürütmeyi durdurma ve iptalkararı vermiştir.
Hükümetin bu kararından sonra Türkiye’de grev hakkından söz etmek mümkün değildir. AKP hükümeti bunu ilk kez yapmıyor. 2003 ve 2004 yıllarında da iki kez grevimizi ertelemişlerdi. Hükümet etkili grevlere tahammül edemiyor. Hükümet grevleri ya erteliyor ya da kırıyor. Bu hükümet döneminde etkili hiçbir grev uygulanamamıştır. Başta cam ve lastik olmak üzere büyük ve etkili grevler ertelenmiş veya Çaykur ve THY’de olduğu gibi etkisiz hale getirilmiştir.
Hükümetin işverenler lehine konuya müdahale etmesi ve işçinin tek mücadele aracı olan grevi ortadan kaldırması, işçiye karşı sermayeden yana saf tutmak anlamına gelmektedir. Sendikamızla masada müzakere etmek yerine hükümetin ve 12 Eylül ürünü yasaların arkasına saklanan Şişecam’a şunu hatırlatmak isteriz ki: O fabrikalarda grevimizi ertelettiğiniz hükümet üyeleri değil cam işçileri çalışacak. Zorbalıkla iş barışı sağlayacağınızı düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.
Cam işçisi birlik ve disiplin içinde haklarını aramaya devam edecektir. Gerek toplu sözleşme taleplerimiz ve gerekse grev sırasında hukuksuz bir biçimde işten atılan üyemiz Tamer Balcı’nın işine dönmesi için cam işçisi bütün gücünü kullanacaktır.
Bu karara karşı sessiz kalmayacağız:
Cam işçisi hukuksuz ve gayrimeşru grev erteleme kararına karşı meşru ve demokratik tepkisini ortaya koyacaktır.
Sendikamız AKP hükümetinin bu kararına karşı hukuki ve meşru yollarla mücadelesini sürdürecektir. Bu karara karşı Danıştay’a yürütmeyi durdurma ve iptal davası açacağız.
Başta ILO olmak üzere bütün uluslararası zeminlerde bu hukuksuzluğu anlatacağız ve Türkiye’de grev hakkının ortadan kaldırılmasına karşı girişimlerde bulunacağız.
Kamuoyuna saygı ile duyulur
Bilal ÇETİNTAŞ
Kristal-İş Genel Başkanı
sendika
Madende en az 301 can yitirmiştik.
İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor kamu kurumlarında AKP hükümetinin mezhepçi kadrolaşmasını açıklar nitelikte. Raporda ailesini yitiren çocukların durumları ile ilgili “Çocuğu İHL (imam hatip lisesi) öğrencisi” notunun düşüldüğü görülüyor.
Soma'da hayatını kaybeden 53 madencinin aileleriyle görüşülerek hazırlanan raporda yer alan notlarından bazıları şunlar:
* Yaşlı babaannesi var, kredi borcu var.
* Hanımı, guatırdan ameliyat oldu, annesi yardıma muhtaç.
* Annesine bakıyor, annesi mağdur.
* 3 çocuğu var. 7,10, 13 yaşlarında. 13 yaşında olan oğlu talesemi hastası. Tedavi görüyor. Gelirleri yok. Talesemi tedavisi yardımı gerekiyor.
* Ailesi yardıma muhtaç. Anne babasının sosyal güvencesi yok. Gelirleri yok. Anne ve baba tansiyon hastası.
* Babası diyalize giriyor. Kaza olduğu gün eşi doğum için hastaneye yatırıldı. 15 Mayıs’ta doğum yaptı. Halen Bergama Devlet Hastanesi’nde yatışı bulunuyor. Erkek çocuk dünyaya getirdi.
* Babası felçli, annesinin 3 aylık bebeği var. 2 çocuğu ortaöğretimde, 1 çocuğu Balıkesir’de üniversite öğrencisi.
* 2 çocuğu İzmir İHL öğrencisi, 1 çocuğu Soma Kız Meslek Lisesi’nde öğrenci.
* 2 çocuğu İzmir İHL öğrenci.
* 20 yaşındaki çocuğu Kütahya’da üniversite öğrencisi. Eşi, safra ameliyatı olmuş, iyileşmemiş.
* Yardımlar oldukça fazla ve yoğun bir şekilde gelip, kargaşa mevcuttur. Çocuklar meyve sularını yerlere atıp üzerine basarak patlatıp oyun oynar hale gelmiştir. Çikolatalardan bir ısırık alıp yerlere atmaktadırlar. Bir çok farklı grup köye gelmekte, provakatif çalışmalar yapmaktadır.”
Ayrımcılığa uğradık edebiyatına yıllardır başvuran mezhepçi AKP hükümetinin şefleri Soma katliamında yaşamını yitiren Alevi işçilerin köylerini de ziyaret etmemişti.
İmbat Madencilik isimli şirket işçi alımlarında gerekli belgeler arasına 'e-devlet şifresi'ni de eklemiş!
Patronların örgütlü işçilerden ne kadar korktuğu sendikal örgütlenmeyi engelleme çabasından anlaşılıyor. Soma'da yaşanan büyük işçi katliamından sonra özellikle madencilik sektöründe peş peşe yeni skandallar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Konuyla ilgili DİSK'e bağlı Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen)'in açıklaması şöyle:
İmbat Madencilik Soma’da işçilerden e devlet şifresi isteyerek suç işliyor!
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs’ta 301 madencinin yaşamını yitirmesine neden olan vahşetin ardından işçilerin DİSK’e yönelimi çeşitli oyunlarla engellenmeye çalışılıyor.
Sendikamıza karşı adeta psikolojik savaş uygulayanlar, işçilerin kendilerine ait hissettikleri bir sendikada örgütlenmelerini bir türlü hazmedemiyorlar.
İmbat Madencilik Enerji ve Ticaret A.Ş, çalıştırdığı işçilerden e devlet şifresini istiyor. Ekte de görüleceği gibi istenen belgeler arasında yeralan e devlet şifresinin işverene hangi konuda gerekli olduğu bilinmiyor.
İmbat Madencilik Enerji ve Ticaret A.Ş’nin e devlet şifresini niçin istediğini tahmin etmek aslında bizim açımızdan hiçte zor değil. İşçileri T. Maden – İş Sendikasına üye yaparak kontrol altında tutmak, insan onuruyla bağdaşmayan, çağdaş çalışma ortamına uzak uygulamalarını kesintisiz bir şekilde sürdürmek.
E devlet şifresi tamamen kişiye aittir ve ait olduğu kişiden başkası kullanamaz. İmbat şirketi işvereni işçilerden e devlet şifresi isteyerek açıkça suç işlemektedir.
İmbat Madencilik Enerji ve Ticaret A.Ş işverenini yasadışı uygulamalardan uzak durmaya, işçilerden istediği e devlet şifresinden derhal vazgeçmeye çağırıyor, aksi takdirde yasadışı uygulamaları nedeniyle gerekli yerlere başvuracağımızın bilinmesini istiyoruz.
Dev Maden-Sen Yönetim Kurulu