İşten atılan Avcılar Belediyesi'nin işçileri, işlerine geri dönme taleplerini duyurmak için belediye önünde çadır kurup direnişe geçmişti. İşçiler direnişlerinin 9. gününde basın açıklaması yaptı.
Sendikalı oldukları için işten atılan taşeron işçiler basın açıklaması öncesinde bir yürüyüş gerçekleştirdi. Belediye iş sendikası öncülüğünde Marmara Caddesi'nde biraraya gelen işçiler belediye binasına kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca taşeron sistemi yasaklansın, direne direne kazanacağız, önce insan dediler işten aştan ettiler, yaşasın sınıf dayananışması yaşasın örgütlü mücadelemiz sloganlarını attı. Belediye binasının önüne gelindiğinde işçiler adına basın açıklamasını Belediye İş Sendikası 2 Nolu Şube Başkanı Erol Özdemir okudu. Açıklamada "Bizler sabahın erken saatinde başlayarak mahalle mahalle, sokak sokak ilçemizi süpüren günlük çöplerini toplayan temizlik işçileriyiz. Bizler işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinden mahrum, koruyucu malzemelerden yoksun, sağlık taraması ve kontrolleri yapılmayan, soyunma giyinme yerleri olmayan, lavabo ve tuvaletleri bulunmayan, maaşları sürekli olarak geç ve eksik ödenen emekçileriz.
Kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan, önce insan diyerek yola çıkan, Avcılar Belediyesi yönetimi sendikaya üye olmamızı engellemez sandık, ancak yanılmışız. Bugün Avcılar Belediyesi'nde emekçilere yapılanlar, emeğe saygılı olduğunu söyleyen bir partiye ve onun belediyesine yakışan davranış mıdır? Avcılar Belediye Başkanı tarafından sendikalaştıkları için işten atılan 32 arkadaşımız derhal işe başlatılmalıdır" dendi.
Açıklamanın ardından direniş çadırına geçilip direniş üzerine sohbetler edildi.
Açıklamaya Beşiktaş Belediyesinde temizlik işçi olarak çalışırken işten atılan işler de destek verdi. Kendilerinin de kazanana kadar direneceklerini söylediler. Açıklamaya Haziran hareketi Avcılar Meclisi, Disk ve Türk İş'e bağlı bazı sendikaların üyeleri ve yöneticileri Avcılar Emek ve Demokrasi Güçleri de destek verdi.
sendika
İstanbul Kartal'da Anadolu Adalat Sarayı'nda direnişlerini sürdüren yemekhane ve çay ocağı işçileri bundan sonraki direnişlerini sendika ile beraber yütrüteceklerini açıkladılar.
DİSK'e bağlı Dev Turizm-İş sendikasında örgütlenmeye başlayan taşeron işçilerine DİSK yönetimi ve Dev Turizm-İş temsilcileri 9 Aralık çarşamba günü destek ziyaretinde bulundu. DİSK Genel Başkanı Kani Beko, işçilerin 70 gündür ücretlerini alamadıklarına dikkat çekerek, “İşsizlik fonundan patronlara para aktarılabiliyor, fakat bu işçiler anasının ak sütü gibi helal olan maaşlarını alamıyorlar. Biz onlarla beraberiz, onların yanındayız” dedi.
İşçilerin Dev Turizm-İş Sendikası’na üye olduklarına da dikkat çeken Beko, “Önce burada çoğunluk tespiti alacağız, daha sonra işçi arkadaşlarımıza yakışan bir toplu iş sözleşmesi yapacağız. Bu işçilerimiz kadro olana kadar mücadeleyi omuz omuza sürdüreceğiz” diye konuştu. İşçilere YARSAV yöneticileri ve Emekçi Kadın Komisyonları da destek verdi.
Cumhuriyet Savcısı Ali Hacıibrahimoğlu, “İşçi kardeşlerimizin yanındayız. Bu direniş başarılı şekilde sonuçlanana kadar yemekhaneye gitmiyoruz, çay içmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Grand Hyatt Otel'de çalışan işçiler kadrolu çalışan garsonlarla aynı işi yapmalarına rağmen, kadrolu arkadaşlar 2500 lira civarında maaş alırken, taşeron arkadaşlar 1100-1500 lira arasında maaş almaktalar. Üstelik arkadaşların çalışma süreleri 1-4 yıl arasında değişmesine rağmen...
Ayrıca ayakkabı yardımı (yılda bir kez), seyyanen zam (bu yıl 950 lira ), ikramiye (yılda +4 maaş) vb. ek hakların hiçbirini almamaktadırlar.
Görüştüğümüz işçiler "Ricamız arkadaşların kadrolu işçiler ile aynı haklardan yararlanabilmesi için her türlü yayın organında sendikanın açıklamasını yaymanız. Grand Hyatt Istanbul yonetiminin (Doğuş Holding) işçi arkadaşları atmaması için oteldeki işçilerin sendikalı olduğunu herkesin bildiğini göstermeniz. Yardımınız için şimdiden teşekkürler" dedi.
Grand Hyatt Otel taşeron işçileri özlük hakları olan kadrolu çalışmak için sendikalı olmaya ve Turizm Otel Spor Emekçileri Sendikası (Tüm Emek Sen'de) örgütlenmeye karar verdiler.
Uzun yıllardır kadrolu işçiler ile aynı görevi yapmalarına rağmen ucuz iş gücü olarak görülmelerine daha fazla razı olmayacaklarını söyleyen işçiler, sorunlarının çözümünün sendikal örgütlenmeden geçtiğine karar vererek örgütlenme çalışmalarını hızlandırdılar.
Yaklaşık 6 aydır sürdürülen çalışmalar sonunda taşeron olarak çalışan işçilerin tamamına yakını Tüm Emek Sen üyesi oldu. Grand Hyatt Otel yönetimine kadrolu olma ve özlük haklarının çözümü için sendikaları kanalıyla 24 Mart 2015 Salı günü bir çağrı gönderen işçiler, otel yönetiminin demokratik haklarına saygı göstermesini istediler.
Sendika ve işçiler otel yönetiminin tavrını bekliyor. Bugün 2 Nisan 2015 itibarıyla patrondan bir yanıt gelmemiştir.
Otel yönetiminin bu sorunu görüşmeler yoluyla çözeceğini umduklarını bekleyen işçiler ve sendika yönetimi; patronun olumlu adım atmaması hâlinde ise şimdiden ulusal ve uluslararası dayanışma sağlamak üzere hazırlıklara başladılar.
Hükümetin kıdem tazminatını gasp etmeye dönük girişimlerine emek örgütlerinden tepkiler gelemey başladı. Türk-İş kıdem tazminatı hakkı için başlattığı eylemler kapsamında dün Kocaeli’de eylemdeydi. Olumsuz hava koşullarına rağmen Türk-İş’e bağlı sendikalara üye 2 bine yakın işçi, sloganlar eşliğinde kent içinde yürüdü. “Hükümet şaşırma sabrımızı taşırma!”, “Kölelik düzeni istemiyoruz!” gibi sloganların atıldığı eylemde basın açıklamasını Türk-İş Bölge Temsilcisi Adnan Uyar okudu. Kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesi girişimleri karşısında işçilerin hükümete genel grevle karşılık vereceğini söyleyen Uyar, açıklamasında: “Bugün Türk-İş olarak yaşadığımız olumsuzlukları haykırmak, taleplerimizi dile getirmek için bir aradayız. İzlenen politikalarla ülkenin geleceğine ipotek istenmektedir. Çalışanlara köle düzeni şartları dayatılmaktadır. Çalışanların hak ve özgürlüğünü daha da kısıtlamak, yaşama düzenini geriletmek, sendikaların gücünü ve etkinliğini azaltmak için sistemli bir kampanya yürütülmektedir. Buna müsaade etmeyeceğiz.” dedi.
Yanıt genel grev olur
Örgütsüzlüğün önünü açacak olan özel istihdam bürolarına da değinen Uyar: “Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması için hazırlanan tasarı ilgi komisyonda kabul edildi. Amaç, sendikasız, örgütsüz, güvencesiz sömürü düzenin pekiştirmek. Kıdem tazminatı hakkının ortadan kaldırılması niyeti ısıtılıp ısıtılıp işçinin karşısına çıkıyor. Kıdem tazminatı hakkı bıçağın kemiğe dayandığı noktadır. Kimse bu hakka el uzatmaya çalışmasın. Kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir. Türk-İş Genel Kurulu’nun kıdem tazminatının fona devredilmesi, sürenin azaltılması gibi bu hakkın tasfiyesine ya da zayıflatılmasına yönelik girişimin karşısında cevabı genel grev olacaktır.” açıklamasında bulundu.
Kaynak: Kızılbayrak
Tüm-Emek Sen'e üye oldukları için işten atılan Dora Otel işçileri her pazar olduğu gibi bu pazar sabahı da Dora Otel'in önünde eylemdeydi. Sendikalı işçiler ile dayanışmak için çeşiti parti ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla kurulan Dora İşçileriyle Dayanışma Platformu bu haftaki eylemini oteller bölgesi olarak da anılan Talimhane Caddesi'nden başlattı. Eyleme TKP 1920 İstanbul il örgütü de destek verdi
İşçiler, yürüyüşte turizm sektöründe çalışan işçilerinin sorunlarının tartışılacağı ve 14 Şubat’ta yapılacak “Turizm İşçileri Sorunlarını ve Çözümü Tartışıyor” konulu panele çağrı yapan bildiriler de dağıtıldı. İşçi Dayanışma Koordinasyonu ve Mağaza Çalışanları Platformu’nun da destek verdiği yürüyüşün sonunda bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Sendikalı işçiler ve platform üyeleri, 14 Şubat’taki etkinliğe çağrı yaparak eylemi sonlandırdı.
Dora Otel işçilerinin eylemi devam ediyor. Bu pazar günü yapılan eyleme TKP 1920 İstanbul İl Örgütü bir kez daha destek verdi. www.tkp.org'da yer bulan haber ise şöyle:
Sendikalı oldukları için işten atılan ve sendikaları Tüm Emek Sen öncülüğünde direnişe geçen Dora Otel işçileri direnişlerini her hafta yaptıkları eylemle sürdürüyor. Yasa dışı işten atma kararlarına karşı bir yandan hukuk mücadelesi veren işçiler diğer yandan da eylem alanlarını bırakmıyor. Patron üzerinde kurdukları kamuoyu baskısını her geçen gün yükseltmeye çalışıyor.
Oteller bölgesi eylem alanı
Dora Otel işçileri bugün (1 Şubat 2015) sabah saat 09.00’da Taksim’deki oteller bölgesi olarak anılan Talimhane’de buluşarak kortej oluşturup sloganlar eşliğinde Dolapdere’deki Dora Otel önüne kadar yürüdüler. Otellerde çalışan işçiler de korteji selamladılar. Yaklaşık saat 10.00 sularında otel önünde olan işçiler burada bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Katılan kurumların temsilcilerinin birer konuşma yaptığı etkinlikte parti adına Yaşar Saltürk konuştu. Dora Otel önünden metal işçilerinin haklı mücadelesini selamlayan Saltürk, önemli olanın mücadelede ısrar etmek olduğunu vurguladı. Dora patronlarına seslenerek “mücadelemizin devamı zaferimizin teminatı olacaktır” dedi.
Daha sonra yapılan konuşmaların ardından eylem sonlandırıldı.
Birleşik Metal İş Sendikası, Bakanlar Kurulu'nda metal grevinin ertelenmesi kararının çıkmasının ardından ilk resmi açıklamasını yaptı. Genel yönetim kurulu toplantının ardından yapılan açıklamada: emekçilerin arabulucu teklifini kabul etmedikleri, anayasal ve yasal haklarını alana kadar üretimden gelen güç ile meşru mücadele yöntemlerini kullanmaya devam edecekleri belirtildi.
Birleşik Metal İş'in yaşanan son gelişmelere ilişkin 30.01.2015 tarihli açıklamasının tamamı şöyle:
“Bakanlar Kurulu bugün almış olduğu işçilerin grev hakkının ortadan kaldırılması kararıyla bir kez daha sermaye ile işçiler arasında kimden yana olduğunu ortaya koymuştur.
Bakanlar Kurulunun bu kararı 'milli güvenlik' denilen şeyin gerçekte sermayenin güvenliğinden başka bir şey olmadığını ve Bakanlar Kurulu'nun gerçekte sermayenin bir kurulu olarak hizmet verdiğini açıkça kanıtlamıştır.
Kendilerine dayatılan ücret zamlarını ve çalışma koşullarını kabul etmeyen on binlerce metal işçisinin grev yolu ile hak arayışı ertelenmemiş ortadan kaldırılmıştır.
Bakanlar Kurulunun kararı, Danıştay tarafından iptal edilmedikçe yeniden grev başlayamaz. Bu nedenle erteleme değil hak gaspı söz konusudur.
Bugüne kadar sermaye ve sarı sendikanın işbirliği yolu ile mücadeleleri engellenmeye çalışılan metal işçilerin mücadelesi, bu kez de hükümetin bu ikiliye verdiği destekle ezilmeye çalışılmaktadır.
Birleşik Metal-İş Sendikası ve üyeleri grev kararı aldıkları zaman bir şeyin altını kalın çizgilerle çizmişlerdir: Bedeli ne olursa olsun onu ödemeye hazırız!
28 Ocak tarihinde ÇSGB’da 'taraflar anlaşarak YHK’ı özel hakem belirlesinler' teklifi sendikamız tarafından “arabulucu istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz' diye yanıtlandığından şimdi bunu grevin kaldırılması kararıyla gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.
Biz her türlü olasılığı düşünerek grev kararımızı aldık.
Bakanlar Kurulu kararının yasal sonucu 60 gün boyunca ile arabuluculuk kurumu devreye girecektir.
Açık ve net söylüyoruz: Grev hakkını gasbeden bir hükümetin belirleyeceği hiçbir arabulucuyla ve işçilerin hak mücadelesine saygı göstermeyi öğrenemeyen sermaye örgütüyle bu süreçte aynı masaya oturmayacağız.
Grevin durdurulması kararının işçilerin mücadelesini engelleyerek işyerlerine barış getireceğini sananlar yanılıyorlar.
Aksine bu karar mücadele azmimizi bilemiştir.
Bir kez daha söylüyoruz. Arabulucu değil hakkımızı istiyoruz. Alıncaya kadar üretimden gelen gücümüz de dahil meşru mücadele yöntemlerini kullanmaya devam edeceğiz.
Bu karar bizi rahatsız ettiği gibi, bu kararla rahatlamayı umanları da rahatsız edecek.
Üstelik misliyle!
Sadece işyerlerinde değil, sokaklarda da!
Sonuçlardan biz sorumlu değiliz. Sorumlu olanlar hakkımızı gasbedenler yani AKP iktidarı ve dağılmaya başlayan sermaye örgütü MESS’tir.
MESS üyesi işverenler şunu iyi anlasınlar: İşbirlikçi ve dayatmacı düzen ortadan kalkmadıkça bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu”
Türkiye'deki çalışma yaşamında yer alan emekçilerin sendikalı olma oranlarına ve istihdama ilişkin istatistikler açıklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’nin 24 Ocak 2015 sayısında yayımlanan veriler Ocak 2015 dönemine ilişkin işçi sendikaları üye sayılarını gösterir istatistikleri içeriyor.
İşçilerin %89'u sendikasız
Resmi Gazete'de yayınlanan verilere göre Türkiye’de çalışan sayısı bir önceki döneme oranla % 0,87 azaldı. Toplam 12 milyon 180 bini bulan kayıtlı çalışanın çalışanın tam % 89'u sendikasız. Yani işçiler arasında sendikalı olma oranı sadece %11 veya diğer bir söyleyişle her on işçiden sadece biri sendikalı. Üstelik bu hesaba sigortası olmayan, kayıt dışı çalışan milyonlarca işçi dahil değil. Onlarda hesaba katılığında sigortalı işçi sayısı genel içinde çok ama çok düşük. İstatistiklere göre ülke genelinde çalışan işçi sayısındaki dönemsel düşüşün etkisiyle sendikalı işçilerin sayısı bir önceki döneme oranla % 9,08 artarak 1 milyon 297 bini aştı.
İşçilerin çoğunluğu konfederasyonlarda
Örgütlü işçilerin sendikal dağılımına bakıldığında büyük çoğunluğun üç konfederasyona bağlı sendikalara üye olduğu görülüyor. Sendikalı işçilerin yaklaşık %98’i Türk-İş, DİSK ve Hak- İş konfederasyonuna üye sendikalarda örgütlü.
Konfederasyonlar arasında üye sayısındaki artış bakımından ilk sırayı %62,39 oranındaki artışla Aksiyon-İş alırken, onu %19,66 oranıyla Hak-İş, %9,46 oranıyla DİSK ve %4,12 oranıyla Türk-İş izledi. Üye işçi sayısı bakımından en büyük konfederasyon durumundaki Türk-İş bünyesindeki üye işçilerin sayısı 820.893 oldu. İkinci sırada bulunan Hak-İş’in üye sayısı 300.630, DİSK’in üye sayısı 122.526 ve Aksiyon-İş’in üye sayısı ise 29.476’ya ulaştı. Bağımsız sendikalardaki işçilerin sayısı ise bu dönemde %10 oranında azalarak, 23.939’a indi.
142 sendika var yetkili olan ise 49
Ocak 2015 istatistiğinde Bakanlığa kayıtlı sendikaların sayısı 142 olarak açıklandı. Bu sendikalar içinde işkolu barajını aşan sendikaların sayısı ise 49’da kaldı. Buna göre sendikaların yalnızca yüzde 34,75’i işkolu barajını aşabildi. Konfederasyonlar ve işkolu barajını aşabilen üye sendikalarına bakıldığında Türk-İş’in bütün işkollarında üye sendikasının bulunduğu ve bunlardan ikisinin (Orman-İş ve Deriteks) işkolu barajını aşamadığı anlaşıldı.
Hükümete yakın HAK-İŞ yetkide DİSK'in önünde
Hak-İş bir önceki dönemde başlayan tüm işkollarında sendika kurma veya kurulu sendikaları bünyesine alma çalışmalarına devam etti. Sonuçta tüm işkollarında üye sendikası bulunan Hak-İş’in 13 sendikası işkolunu barajını geçti. DİSK’in ise 19 işkolunda örgütlü üye sendikalarından sadece 4’ü (Lastik-İş, Tekstil, Birleşik Metal-İş ve Genel-İş) işkolu barajını aşabildi.
Aksiyon-İş'in 'pak' sendikaları
Hükümet Cemaat gerilimine bağlı olarak Gülen Cemaati yandaşlarının kurduğu iddia edilen Aksiyon-İş Konfederasyonu'nun bütün işkollarında “pak” ön adıyla kurulu sendikalarından henüz hiçbiri işkolu barajını geçemedi. Bağımsız sendikalardan işkolunu barajını geçebilenlerin sayısı 1’de (Banksis) kaldı.
İşkollarına göre Ocak 2015 istatistiğini incelediğimizde, 8 numaralı Basın, Yayın ve Gazetecilik ile 17 numaralı Sağlık ve Sosyal Hizmetler işkollarında çalışan sayısının azaldığı belirlendi. Çalışan sayısı en fazla artış gösteren işkolları ise Konaklama %15,99, Savunma ve Güvenlik %13,80, Genel İşler %11,61 ve Gıda %10,74 işkolları oldu. Ticaret, Büro, Eğitim 13 sendika, Metal 11 sendika, Dokuma, Hazır Giyim ve Deri 10 sendika ile en fazla sendika bulunan işkolları olduğu görüldü.
İşkolları içinde örgütlülük bakımından bütün işkolları için yüzde 10,65 olan örgütlenme (sendikalı) oranını 10 sendika aşabildi. Bunlar içinde % 31 ile Banka, Finans ve Sigorta ilk sırayı alırken, %26,7 ile Avcılık, Balıkçılık, Tarım ve Ormancılık ikinci, %23,64 ile Genel İşler üçüncü, %22,97 ile İletişim dördüncü sırada yer aldı.
En örgütsüz inşaat
Örgütlülüğü en düşük işkollarında ise % 2,68 ile İnşaat işkolu birinci olurken, bu işkolunu %3,99 ile Konaklama ve Eğlence, %5,12 ile Basın, Yayın ve Gazetecilik, %5,17 ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler, %5,25 oranıyla Ticaret, Büro, Eğitim izledi. Cinayet gibi iş kazalarıyla anılan maden ve inşaat hem çalışan hem de sendikalı işçi kayıplarının en yoğun yaşandığı işkolları.
Birleşik Haziran Hareketi toplumsal muhaleferin nabzını daha iyi tutabilmek için artık internet üzerinden herkese açık olarak yayınlanan bir elektronik bülten çıkartıyor. İlk sayısı bugün www.birlesikhaziranhareketi.org sayfasından yayınlanan e-bülten küçük ama içeriği oldukça kapsamlı.
İlk sayıda Birleşik Haziran Hareketi'nin 11 Ocak'ta 46 ilde birden ilk adımını attığı 'Laik ve Bilimsel Eğitim için AYAKTAYIZ' başlıklı kampanya sürecini anlatılırken, 11 Şubat Çarşamba günü ülke genelinde boykota çıkacak olan Haziran'ın, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve imam hatiplerin kapatılması gibi somut mücadele taleplerine değinildi.
Metal greviyle dayanışmaya özel vurgu
Haziran bülteni metal işçilerinin büyük grevine de yer verirken, 29 Ocak tarihinde 15 bin metal işçisinin greve çıkacağını ve işçi sınıfının sesi olacağını bildirdi. Bültende metal işçileriyle dayanışmayı örgütlemenin hareket açısından bir görev olduğunun altını çizildi. Greve çıkacak fabrikaların da isimlerini yayımlayan Haziran grevin, milyonlarca emekçinin ağır bir biçimde saldırı altında olduğu döneme gelmesine de dikkat çekti.
E-Bültene ulaşmak için linki tıklamanız yeterli:
http://birlesikhaziranhareketi.org/haziran-e-bulten/
On binlerce metal işçisi Birleşik Metal İş Sendikası öncülüğünde 29 Ocak'ta greve hazırlanırken metal patronları da boş durmuyor. Patron örgütü Metal Eşya Sanayicileri Sendikası'nın (MESS) girişimiyle Alstom, Kroman Çelik, Sarkuysan, Yücel Boru, Çayırova Boru, Dostel fabrikalarında grev kararına karşılık grev oylaması gerçekleştirilecek.
İşçilere 'hayır deyin' baskısı
MESS üyesi dört şirketin grev oylaması talebi üzerine grev tarihinden iki gün önce oylama için fabrikalarda sandıklar kurulacak. Yücel Boru’nun Osmaniye ve Hatay/Dörtyol'da bulunan fabrikaları da oylamaya katılacak. Gebze Sarkuysan’da ise grev oylaması için sendika üyesi olmayan çalışanlardan toplanan imzaların İşkur Kocaeli İl Müdürlüğü’ne teslim edildiği öğrenildi. Diğer yandan grev oylaması için direten patronların diğer yandan da işçileri “hayır” oyu vermesi için tek tek arayıp tehdit ettiği bildiriliyor. Gelişmeler karşısında Birleşik Metal İş uzman ve işyeri temsilcileri ise grev komiteleri ve işçilerle toplantıları sıklaştırırken; metal işçilerine haklarına sahip çıkmak için mücadeleye kararlılıkla devam etmeleri gerektiği mesajı veriyorlar.