Cumhuriyet

03 Mar 2020

Affedersiniz, Rusya’nın Suriye konusunda tutumunu değiştirebileceğini de nereden çıkardınız, umdunuz, hayal ettiniz de, 34 şehit verince birden “Rus düşmanlığı” ayranınız tepe yaptı? Ne Moskoflukları kaldı, ne ayılığı, ne postu.. Tarihsel savaşlarımız sökün etti. Kraliçe Katerina’yı gündeme getiren oldu mu, bilmiyorum. Ama bizdeki bol ayılardan biri Rus kadınları aşağılamaya girişti, ekranlarda!

Nefret ki ne nefret! Bu arada, Lenin’in Anadolu İhtilali’ne desteği hiç olmazsa anımsanabilirdi, madem tarihe daldılar iktidar destekçileri olarak.. Ama ne Kurtuluş’u ne Kuruluş’u ne Atatürk’ü sevdikleri için, bu destekten de nefret ediyorlardır!

Dostluktan ne anlıyoruz

Dost”luktan ne anladıklarını görüyoruz, adeta karıkoca, ağabey-kardeş, ana baba veya askerlik arkadaşlığı ya da iki sevgili ilişkileri cinsinden...

Biz, hegemonyacı güçlerle al takke ver külah olmaya alışığız iktidarlar olarak.

02 Mar 2020

Suriye’de tablo artık şöyledir:

ABD PKK/YPG’den, Rusya Şam yönetiminden (Esad), AKP hükümeti de cihatçı örgütlerden vazgeçmeyecek... 

IŞİD, ABD’nin PKK’yi “meşru aktör” yapabilmek için yararlandığı “kullanışlı düşman”dı. 

Benzer şekilde Nusra da (yeni ismiyle HTŞ) AKP’nin ÖSO’yu iç ve dış kamuoyuna onaylatabilmek için yararlanmaya çalıştığı “radikal grup”tur... 

AKP’nin paralı ordusu: ÖSO

Dahası AKP’nin son süreçte içeriye “Kuvayi Milliye”, dışarıya da “Suriye Milli Ordusu” diye yutturmaya çalıştığı “çokuluslu” ÖSO, sahadaki görevi bakımından da artık uluslararasılaşmıştır...

ÖSO, AKP’nin Libya’dan Bosna’ya, Kafkaslar’dan Sincian’a uzanan coğrafyada “profesyonel savaşçılık” yapan cihatçıları Esad’ı devirmek üzere ithal ettiği alt örgütlerden oluşan bir çatı örgüttü.

Bundan böyle İdlib’de de, Trablus’ta da daha yüksek fiyat veren çıkana kadar AKP’nin paralı ordusudur!

ÖSO Libya’da

26 Şub 2020

AKP’nin siyasal İslam (ve mezhepçilik) yüzünden saplandığı Suriye bataklığı, Ankara’yı kaçınılmaz olarak ABD’nin yanına sürükledi.

İşin “fıtratı gereği” siyasal İslam ABD (ve Batı) emperyalizminin stratejik ortağı olmak durumundadır:

1) ABD dün Soğuk Savaş’ta siyasal İslamı SSCB’ye (Rusya’ya) karşı kullandı. Bugün de Çin ve Rusya’ya karşı kullanıyor. Siyasal İslam sayesinde Afganistan’dan Libya’ya bölgeyi bloke ediyor.

2) Kullanabilmek için de “mezhep savaşlarını” körükleyerek İslam ülkelerinin içlerinde ve aralarında kaos ortamını, kontrollü bir biçimde yürüttü. Sovyetler Birliği 1989’da çökünce bu silah, daha da etkili olmaya başladı.

3) Türkiye NATO içinde devşirilerek, Köy Enstitülerinin yerine dinci örgütlenmeler planlı bir biçimde kullanıldı. AKP’nin Rusya ile yakınlaşma “lüksü” bulunmuyordu. Siyasal İslam odaklı iktidar yapısı: AKP’ye vücut veren İslamcı örgütlerin siyasal sistem içinde, “sivil toplumsal örgütlenmelerin” yerini alması, Ankara’yı ABD’ye “mecbur ediyordu”.

24 Şub 2020

İdlib konusundaki tartışmalar; sahada ne oluyor, Suriye nereleri ele geçiriyor, Ankara geri çekilemez türünden basmakalıp bir sürü laf üzerinde dolaşıyor ekranlarda, hemen hepsi Saray’ın politikalarına desteğe çıkıyor.

Dün Rusya’yı ABD’ye karşı savunanlar, bugün bakmışsın ABD ve Batı’yı Rusya’ya karşı savaş çağırıyor. Utanmazlığın, savaş çığırtkanlığının bini bir para..

Dahası, bir Ankara gazetecisi ve temsilcisi demez mi ki “Cumhurbaşkanı bir kez söyledi, eğer rejim (Şam veya Suriye hükümeti) 1 Mart’a kadar Türkiye’nin askeri gözlem sınırlarının ötesine geri çekilmezse, Türkiye’nin tek yapacağı şey saldırmak onları geriye püskürtmektir. Bu devlet sözüdür, eğer onları püskürtmezsek, inandırıcılığımız, devlete olan güven sıfırlanır, artık bu sözden geri dönülemez..” 

‘Rusya bize muhtaç’ gevezeliği

Bekledim, “Şam’a kadar da kovalamalıyız” lafı da gelecek mi..

20 Şub 2020

Yıldırım hızıyla gelişen olaylar karşısında şaşkına dönüyoruz... Ve ülkemizin başkomutanı, Saray’ın egemeni, her konuda tek yetkili ve hâkimi Cumhurbaşkanı “Her operasyon gibi bir gece ansızın gelebiliriz diyoruz. İdlib’i bırakmayacağız. İdlib harekâtı an meselesidir” dedi. Ortalık alevlendi! Belki siz bu yazıyı okurken İdlib’de Mehmetçiklerimiz ölüm kalım savaşına girmiş bile olabilirler. Bilmiyoruz.

İki seçenek var hâlâ: Birincisi blöf, yani Rusya ile iki gün süren toplantılardan bir sonuç alınamaması üzerine, Erdoğan, geçen hafta yaptığı açıklamaya uygun olarak, Suriye Ordusu’nu (ve Rus desteklerini) İdlib eyaleti sınırlarının ötesine atmak için ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Bu birkaç gün kazandırabilir RTE’ye; Ruslar RTE’yi şimdilik durdurmak için yeni bir elma şekeri önerirler mi, böylece RTE’ye de operasyonu yapmamak için bir bahane sunarlar mı?

Fakat Kremlin hemen tepki verdi, RTE’nin harekât an meselesidir açıklamasını en kötü senaryo olarak nitelendirdi.

20 Şub 2020

Türkiye ile Rusya’yı, Türk ordusu ile Suriye ordusunu karşı karşıya getiren ve ABD-İsrail ikilisinin büyük memnuniyet duyduğu İdlib krizinin nasıl çözüleceği, Astana Platformu’nun geleceğinden Türk-Amerikan ilişkilerine kadar pek çok konuyu etkileyecek.

AKP’den ABD’ye yapılan çağrılara ve kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan “yeniden Amerikancılığa” ve hepsinden önemlisi AKP ve MHP saflarında Suriye ile doğrudan savaş çığırtkanlığı yapılmasına rağmen, Ankara’nın Moskova’yla hareket etme yolunu koruyarak bir “yeni çözüme” razı olma olasılığı hâlâ yüksek…

Üstelik Erdoğan’ın konuşmalarına hâkim olmaya başlayan tona rağmen…

 Erdoğan’ın ‘çözümü’

Erdoğan, İdlib krizine “çözümünün” ne olduğunu önceki gün açıkladı: “İdlib’deki çözüm, rejimin saldırganlığının bir an önce durdurulması ve daha önce varılan anlaşmalardaki sınırlara ‘çekilme’sidir.”

Açık ki bu bir çözüm değil, eski “çözümsüzlüğe” dönüştür.

07 Şub 2020

İdlib, sürekli ötelenen bir “düğüm” sorunuydu. 

İdlib’le ilgili Soçi Mutabakatı 17 Eylül 2018’de imzalandı: 5. maddeye göre radikal terörist gruplar 15 Ekim 2018’e kadar; 6. maddeye göre ise çatışan taraflara ait ağır silahlar 10 Ekim 2018’e kadar “silahsızlandırma bölgesinden” çıkarılacaktı. 

Yani aslında mutabakat daha 16 Ekim 2018’de boşa düşmüştü. Ancak belirttiğimiz gibi İdlib, ötelenen bir “düğüm” sorunuydu. Düğümün yanlış çözülmesi, tüm dengeleri altüst edebilirdi. Moskova, Ankara’yı Washington’a itmemek için düğümü çözmeyi zamana bırakıyordu. Ara ara Suriye ordusuna operasyon için yeşil ışık yakıyor ancak Ankara’nın ateşkes çağrısına kayıtsız kalmayıp, meseleyi uzun vadeye bırakmayı sürdürüyordu. Ankara da aslında zamana oynuyordu; Afrin’de tutunabilmek için İdlib düğümünü çözmek/kestirip atmak istemiyordu.

Ve ABD, gelişmekte olan Türk-Rus stratejik ilişkisinin zayıf karnı olarak gördüğü İdlib düğümünün yanlış çözülmesinin pususunda bekliyordu hep... 

07 Şub 2020

ABD ile iktidar arasında bir ittifak var: Suriye parçalansın.

İktidarın hiç seslendirmediği bir konu var: Suriye topraklarını, özellikle İdlib’i işgal altında tutan HTŞ çatısı altındaki uluslararası terör örgütü konusundaki fikriniz nedir? Bu örgütün Suriye topraklarını işgal altında tutmasına karşı çıkan bir açıklamanızı anımsayan var mı? Rusya ve İran ile yaptığınız anlaşmada bu örgütü 1 ay içinde silahsızlandıracağınız sözünü 5-6 ay önce verdiniz, ama hiçbir şey yapmadınız, böylece anlaşmayı bozdunuz. İstiyorsunuz ki, Suriye böyle bölünmüş kalsın. Suriye ise bu terör örgütüyle savaşmak durumunda kalıyor.

Olan Türk askerine oluyor, şehitler geliyor. Ne amaçla ve ne uğruna?

Savaş her zaman göç yaratır.

İktidar ise 1 milyon insan daha Türkiye’ye yürüyor, diyor. Ankara gerçekten bu göçe karşı mı? 

Durdurmak istiyor musunuz göçü?

O zaman Suriye ile anlaşarak, yeni bir durum yaratmak zorundasınız, oturup bu terör örgütünü ne yapacağını kararlaştıracaksınız.

Neden anlaşmaya yanaşmıyor?

04 Şub 2020

ABD ile Rusya arasında sırat köprüsü üzerinde bir Suriye politikasının sürdürülebilir olduğuna ve sonuç vereceğine, bu politikanın sahipleri dışında inanan kimse var mıydı?

Ankara, Rusya’dan S-400 savunma füzeleri alarak, gerekirse Rus savaş uçakları da satın alabileceğinin işaretlerini vererek ABD ve AB’nin Türkiye üzerindeki baskısını azaltmaya çalıştı. Mesajı netti: Rusya ile ittifakı ilerletirim.

Ama Moskova’dan da isteği vardı: “Suriye ordusu İdlip’de dursun, ÖSO paralı askerlerinin Suriye’deki konumuna ve 30 bin kişilik kadar silahlı külahlı uluslararası teröristin İdlip’de varlığına göz yum..”

Yani “Suriye’nin bölünmesini ve bu bölümlerinin Ankara’nın kontrolünde, himayesinde, vesayeti altında kalmasını kabul et... bak sana nükleer santral yapımını da verdim...”

Şu Şam da ne yapıyor?!

03 Şub 2020

Türkiye geçmişte de çok yolsuzluk, hukuk dışılık, kayırmacılık, yasadışılık, adrese ihaleler, ülkenin kaynaklarının doğru yönetilememesi, har vurup harman savurmayı vb. yaşadı. Bunların hepsi iktidar ve yönettikleri belediyeler kaynaklıydı.

Tamam. Buna kimse itiraz edemez.

Ama 17 yıldır yaşadıklarımız, tüm geçmişteki yaşadıklarımızın hepsini kucaklayacak özellik taşıyor.

Yukarıda saydıklarımızın 17 yıllık mali toplamını birileri hesap edebilir mi bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim, parasal hacim olarak öncekileri katlayacak bir hacim ortaya çıkar. Başlıca nedeni, Türkiye’nin milli gelirindeki artış. Dolayısıyla har vurup harman savrulacak meblağın payı çok yüksek.

Kızılay’ı ülkenin vergisini kaçırmak için bir araç olarak kullanan şirket ve aynı yolu kullanan diğer şirketlerin, Ensar adlı iktidarla iç içe vakıflara ve tıpkı FETÖ örgütleri gibi öğrenci devşirmek, avlamak ve iktidarın adamı yapmak için faaliyet gösteren diğer vakıflara aktardığı milyonlarca dolarlar havalarda uçuşuyor. Paraların izini bile süremiyorsunuz.

Sayfalar