Cumhuriyet

16 Tem 2019

 

S-400’ler nihayet geldi... 12 Temmuz 2019 tarihi, Türk- Amerikan ilişkileri açısından artık bir “milat”tır.

Türkiye elbette kısa vadede ABD yaptırımlarından olumsuz etkilenecektir ancak daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi orta ve uzun vadede Türkiye kazançlı çıkacaktır:

S-400’lerin askerî boyutu Türkiye silah envanterini çeşitlendirerek tek ülkeye bağımlılığı kıracaktır ve S-400’leri milli füze savunma sistemi inşa etmenin ara aşaması olarak değerlendirecektir.

ABD’nin S-400’lere karşılık Türkiye’yi F-35 programından çıkarması, aslında bir yaptırım değil, Türkiye’ye iyilik olacaktır. 6 Haziran 2019’da bu köşede belirttiğimiz gibi yüzde 85 oranında ABD’ye bağımlı hava kuvvetlerimiz F-35 ile yüzde yüz bağımlı olacaktır ve yazılımı ABD’nin elindeki bu uçakların en kritik zamanda “kullandırılmayabileceği” riskiyle hep karşı karşıya olacağız!

12 Tem 2019

Önceki yazımızda hükümet kaynaklarına da dayanarak, Libya’da fiilen bir savaşın içinde olduğumuzu belirtmiştik. AKP hükümetinin de destek verdiği bir operasyonla NATO kuvvetleri Kaddafi rejimini yıkmış ve Libya’yı bölmüştü. Libya’da biri Tobruk, diğer Trablus merkezli iki güç var ve AKP hükümeti Trablus merkezli olanı destekliyor. Ve geçen yazımızda da incelediğimiz gibi, desteklemekten öte Tobruk merkezli güce karşı Türkiye’den gönderdiği operasyonel birlikle Trablus merkezli gücün yanında savaşıyor!

09 Tem 2019

 

Baştan yanıtlayalım: Evet, Libya’da savaşıyoruz! Türkiye’nin haberi yok, ama Türkiye’yi yönetenler milletten ve milletin Meclisi’nden habersiz Libya’da savaşıyorlar! Nasıl savaşıyoruz, neden savaşıyoruz gibi sorulara yanıt vermek için baştan başlamamız gerekiyor:

01 Tem 2019

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde yenilgiyi çoktan kabul etmiş, hemen sonrasındaki Osaka G-20 zirvesine hazırlanmaktaydı.

Beklendiği gibi Erdoğan G-20 zirvesinde Trump ile görüştü. Trump basın toplantısında, Obama yönetiminin mevkidaşına ne çok haksızlık yaptığını anlattı. Ayrıca, rahip Brunson’ın serbest bırakılması konusunda ve kendilerine ISIS’ı yok etmekte en büyük destekçileri olan Kürtlere dokunmayarak, ne büyük yardımcı olduğunu üstüne basarak belirtti.

Erdoğan’ın basın toplantısından sonra ise ABD ile Türkiye arasında, hep olduğu gibi “muğlak” anlatımlarla zamana, daha doğrusu “camii önüne bırakılmış!” bir S-400 sorununun sürmekte olduğunu anladık.

27 Haz 2019

Tamam, saray istedi ve Öcalan HDP’ye “tarafsız kal” mektubu yazdı. Peki, karşılığında saray Öcalan’a ne verdi? Belki de kafalarda bu soru oluşmasın diye mektup, “devletin PKK’yi bölmek için Öcalan’ı kullanması” diye sunuluyor ısrarla… Devletin operasyonu olsa, herhalde seçime 3 gün kala beklenmezdi! Açık ki mektubun esas hedefi, Öcalan’ın etkileyebileceği kadar HDP seçmenini sandıktan uzak tutmak ve Binali Yıldırım’a bu şekilde dolaylı destek vermekti. Devlet Bahçeli’nin “neden Öcalanın talimatına uymuyorsun” diyerek HDP’ye kızması bile bu esas hedefi işaret ediyordu!

27 Haz 2019

 

Biliyorum, herkes seçimi konuşuyor. Yine de hatırlatayım. Bugün önemli bir dava var. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, tarihe “Gezi Direnişi” olarak geçen halk hareketi yargılanacak.

Hani “Elde çekiç olunca her şey çivi görünür” derler ya. 657 sayfalık iddianamenin en tuhaf yanı Gezi’yi FETÖ ile yan yana anması. Son dönemde beğenmediği her şeyi FETÖ’ye bağlayarak kendi günahlarından arınmaya çalışan, aslında bu şekilde FETÖ’yü de meşrulaştıran kafa bu davada da kendisini gösteriyor.

Oysa durum tam tersi. Madem toptancılık yapıyoruz. Öyleyse şunu söyleyebilirim: Gezi Direnişi’ne karşı çıkan FETÖ destekçisidir. Çok da anlaşılır nedenlerim var.

Bir: Gezi “17-25 Aralık” diye putlaştırılan milattan aylar önce oldu. Yani AKP’nin “Ne istedinizse verdik” dediği dönemde. AKP ve FETÖ o gün etle tırnak gibiydi.

18 Haz 2019

Geçen yazımızı şu saptamayla bitirmiştik: Atlantik yüzyılı bitti, Asya- Pasifik çağı başladı! Türkiye’deki Amerikancılar kabul etmese de, ABD’liler bu gerçeği görüyor ve bu gerçeğe göre strateji oluşturmaya çalışıyor. Örneğin Daniel Wagner özetle şöyle diyor: “Washington, dünyaya liderlik eden gücünün düşüşte olduğu ve Çin’in yükselişinin kaçınılmaz olduğu gerçeğinden hareketle, asıl Çin stratejisini oluşturmalı” (National Interest, 15.06.2019). ABD hegemonyasının inişe geçtiğini, dünyaya liderlik etme yeteneğini kaybetmeye başladığını ve Washington’un çekim gücünün zayıflaması sonucunda merkezkaç etkisiyle nasıl yeni türden ilişkiler kurulduğuna birkaç örnek verelim:

17 Haz 2019

Dünkü gazetemizin manşetinde arkadaşımız Emine Kaplan’ın AKP kulislerinden derlenmiş, İstanbul seçimine yönelik seçmene son mesajlar, kozların oynanması üzerinden hesaplar vardı. Başlıkta “Kabine değişikliği ile seçimi çevirme planı” vurgusu öne çıkmıştı. Aklımdan hiç çıkmamış, Zonguldak madencilerinin “Özalizm’i” yendikleri büyük madenci direnişinde, başarılarına nokta koyduran çarpıcı sloganları: “Halkımız, Başbakan yalan söylüyor, çarptık böldük hesap tutmuyor.

06 Haz 2019

 

Türkiye’nin S-400 almasına karşı çıkanlar şu üç temel itirazı dile getiriyor:
1. Türkiye S-400 alırsa, F-35 projesinden çıkarılır!
2. Türkiye S-400 alırsa, ABD silah ambargosu uygular ve Türkiye’nin elindeki silahlar modernize edilemez, yedek parça sıkıntısı yaşanır.
3. Türkiye S-400 alırsa, ABD yaptırım uygular ve Türk ekonomisini çökertir.
Üç itirazı da “Türkiye’nin uzun vadeli yararı ve çıkarları” düzleminde inceleyelim:

03 Haz 2019

 

AKP’nin dış politikada birbirine bağlı 3 problemi var: S-400, F-35 ve Suriye’de güvenli bölge. Bu üç problem şu üç nedenle çözülemiyor:
1. Türkiye güçlü bir ekonomiden yoksun olduğu için, problemlere dış aktör etkisini sınırlandıramıyor.
2. AKP, problemler üzerinde etkin olan aktörlerin (ABD, Rusya) karşıt pozisyonundan yararlanmayı şimdiye kadar sürdürebildi. Ancak “karar zamanının” yaklaşması, AKP’yi sıkıştırıyor.
3. AKP, dış politikayı iç politikada kendi iktidarını sağlamlaştırmanın aracı olarak kullanıyor ve iç cephe oluşturamıyor.

Sayfalar