sendika

öğretmenler borç çıkmazında
Öğretmen sendikalarının yaptığı araştırmalara göre öğretmenler borç batağında... Eğitim-İş’in Türkiye genelindeki 3 bin 630 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilen anket öğretmenlerin sorunlarını gözler önüne seriyor. Türk Eğitim-Sen'in, 3-13 Kasım günleri arasında toplam 13 bin 261 öğretmeni kapsayan anketinde ise katılan her 10 öğretmenden 8’i borcu olduğunu ifade ederken “Borcum var” diyen öğretmenlerin yüzde 36,7’sinin borcunun 100 bin TL’den fazla olduğu bildirildi. Öğretmen geçinemiyor Eğitim-İş anketine göre öğretmenlerin: - Yüzde 57.8'i gıda ihtiyacını karşılayamıyor, - Yüzde 90'ı kredi kartı borcunu zor ödüyor, - Yüzde 48,3'ü ek hesap kullanıyor, - Yüzde 65'i geçinmekte zorlanıyor, - Yüzde 77,7'si sağlık giderlerini karşılamakta zorlanıyor, - Yüzde 84,3'ü ek iş arıyor. Haciz, liyakat, borç sarmalı... Türk Eğitim-Sen  anket sonuçlarına göre: - Öğretmenlerin yüzde 82,6’sı borcu olduğunu ifade etti. Bunların yüzde 36,7’si 100 bin liradan fazla borcu olduğunu söyledi. Öğretmenlerin yüzde 1,8’i son bir yılda maaşına haciz konulduğunu belirtti. - Öğretmenlerin yüzde 59,2’si evlerinin kendilerine ait olduğunu belirtirken yüzde 33,8’i ise kira olduğunu ifade etti. Kirada oturduğunu ifade eden öğretmenlerin yüzde 38,3’ü kiranın maaşının yüzde 21 ila yüzde 30’u arasında olduğunu, yüzde 32,4’ü ise yüzde 10-yüzde 20 arasında olduğunu belirtti. - Öğretmenlerin yüzde 20’si ek iş yapıyor. Ek iş yapanların yüzde 44,40’ı özel ders verdiğini, yüzde 24,50’si tarım ve hayvancılıkla uğraştığını söyledi. Katılımcıların yüzde 14,4’ü kripto para ile ilgileniyor. - Araştırmaya katılanlar öğretmenlik mesleğiyle ilgili yaşanılan en olumsuz durumu yüzde 88,8 oranıyla mesleğin değer görmemesi ve saygınlığını kaybetmesini olarak ifade etti. Daha sonra sırasıyla ücret ve özlük hakları olarak diğer ülkelerdeki meslektaşlarından daha geri olmak ve liyakatsizlik, kadrolaşma sorunları dile getirildi. - Katılımcıların yüzde 58,4’ü Bakanlık merkez teşkilatında en çok yaşadıkları sorun olarak liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtti. Katılımcıların yüzde 52,52’si de il/ilçe müdürlüklerinde en çok yaşadıkları sorunun yine liyakatsizlik olduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 48,76’sı okullarında hiçbir sorun yaşamadığını ifade ederken yüzde 28,65’i ise liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir. - Katılımcıların yüzde 40,8’i öğretmenlerin mesleki imajına katkı sağlamak için MEB’in yapması gereken en önemli hususun öğretmenlik meslek kanunun çıkarılması olduğunu ifade etti. - Katılımcıların yüzde 27,7’si meslek hayatlarından en az bir defa şiddete maruz kaldığını ifade ederken yüzde 72,3’ü ise herhangi bir şiddete maruz kalmadığını belirtti. - Katılımcıların yüzde 81,4’ü toplu sözleşme görüşmelerinde imza atılan ücret artışları beklentilerini karşılama konusunda çok yetersiz kaldığını belirtti. Yüzde15,5’i beklentilerini karşılamada yetersiz kaldığını ifade ederken yüzde 2,6’sı ise kısmen yeterli vurgusunu yapmıştır.  
bel karper işçisi direndi kazandı
Bel Karper işçisi 156 gün sonra kazandı, işveren toplu sözleşme masasına oturmaya ikna oldu. Çorlu’da Bel Karper peynir fabrikasında devam eden grevin 156. gününde patron toplu iş sözleşmesi (TİS) masasına oturmayı kabul etti. Kararlılıkla süren mücadelenin sonucunda, Ankara’da Çalışma Bakanlığının arabuluculuğunda sendika ve fabrika yönetimi arasında yapılan toplantı sonrası, Bel Karper yönetimi Tekgıda-İş sendikasının sözleşme taslağı üzerinden TİS masasına oturmayı ve atılan işçilerin geri alınmasını kabul etti. Ancak işçiler, toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar grevlerini sonlandırmayacak. Bel Karper’de Tekgıda-İş’te örgütlenerek uzun süren bir hukuk mücadelesi sonrasında toplu sözleşme hakkını kazanan işçiler; bu haklarının patron tarafından yok sayılması, sendikadan istifaya direnen baş temsilcinin Kod-29’la işten atılması ve 12 işçinin ücretsiz izne çıkarılması üzerine greve çıkmışlardı. Mücadeleye devam zafer getirdi Tekgıda-İş Sendikası 2015 yılında, Tekirdağ Çorlu’da faaliyet gösteren, Fransız menşeli Bel Karper örgütlendi. İşveren yetki tespitine itiraz etti. Hukuki süreç 6 yıl sürdü. Yargı, Tekgıda-İş lehine toplu sözleşme yapabileceğine ilişkin karar verdi. Sendikanın toplu sözleşme masasına oturmaya yönelik çağrılarına rağmen işveren, sendikalı bazı işçileri işten çıkarma ve bazılarını ücretsiz izne göndermek dahil baskılarını sürdürdü. İŞKUR aracılığıyla toplu sözleşme taslağı işverene gönderildi ancak işveren sözleşme şartlarını ‘maliyetli’ bulduğunu beyan ederek pazarlık masasına oturmadı. Sürecin devamında Tekgıda-İş Sendikası grev kararı alarak 80 çalışandan 65’iyle 17 Mayıs 2021’de bu kararı uygulamaya koydu. Grev esnasında grev kırıcılığı ile kararlı bir şekilde mücadele edildi. Jandarma ve kaymakamlığın bütün engellemelerine, işçilere ceza yazma tehditlerine, patronun grev kırıcılığı girişimlerine rağmen grevci işçilerde en ufak bir geri adım olmadı. En son Tekirdağ Valisine taleplerini dile getirmek isterken yaka paça gözaltına alındılar. Bütün bu zorluklara rağmen kararlılıkla grevlerine devam eden işçilerin TİS zaferi, bütün işçi sınıfına moral oldu. İşe başlama heyecanı Tekgıda-İş Örgütlenme Uzmanı Yunus Durdu, taraflar arasında sendikanın toplu iş sözleşme hakkını tanıyan bir protokol imzalandığı bilgisini verdi. Firma yöneticilerinin, iki gün içinde Bel Karper’in Paris’te bulunan genel merkeziyle yapacakları görüşmenin ardından toplu sözleşme görüşmelerinin de başlayacağını belirten durdu, iki ay içinde de toplu sözleşmenin sonuçlanacağını öngördüklerini kaydetti. Yunus Durdu, şunları söyledi: “Burada bir inat vardı, yıllardır süren bir hukuk mücadelesi vardı. İşverenin geri adım atması, sağduyulu yaklaşması olumlu adım oldu. Biz kurumlara zarar vermek istemeyiz ama öbür taraftan da üyemizin hakkını korumak en önemlisi. İnşallah bundan sonra iki taraf da kazanan olur. Arkadaşlarımız heyecanla işe başlamayı bekliyor. Atışmalar oldu, olabilir bunlar tabii durumun doğası gereği. Art niyet olduğunu düşünmüyoruz. Burada sözleşme imzalandıktan sonra her şey daha güzel olacak. Keşke 10 yıl önce sendikalı olsaydık, diyeceğiz. Sendikamızın buradaki duruşu önemliydi. 6 ay boyunca buradaki üyelerimize maaş ödedik, gece gündüz çadırda kaldık, mücadele ettik. Tekgıda-İş Sendikamızın genel başkanı, yöneticilerinin çok emekleri var. Biz sahadayız ama görünmeyen kahramanlar var. Bu işin maddi boyutu, mücadele boyutu hepsi bir bütün. Desteklerinden dolayı tüm emek dostlarına teşekkür ediyoruz.”
mitsuba direnişinde kazanım
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Birleşik Metal-İş Sendikası’na bağlı 9 işçinin sözleşmesinin feshedildiği Mitsuba Otomotiv Fabrikası’nda işçilerin 24 saat süren eylemleri kazanımla sonuçlandı. Arkadaşlarının işe iadesi ve toplu sözleşme isteyen 120 işçiye fabrika dışından Nakliyat-İş ve onlarca emek dostu da destek verdi. Direniş başlıyor Japonya merkezli otomotiv yan sanayi Mitsuba’da işçiler Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlendi. Sendika’nın Çalışma Bakanlığı’na yetki başvurusu yaptığı sırada işveren 12 gün önce 5 işçiyi işten çıkardı. İşçiler fabrika önünde direnişe başladı. Çalışmaya devam eden işçiler de arkadaşlarına destek verdi. Bu kez işveren pazartesi günü 4 işçiyi daha direnişçilere destek verdiği için işten çıkardı. İşverenin bu son hamlesi 2 vardiya halinde çalışan işçilerde tepkiyle karşılandı. “Fabrika yönetimi tarafından kendilerine mobbing uygulandığını” dile getiren yaklaşık 120 işçi, toplu sözleşme ve işten çıkarılan arkadaşlarının işlerine geri dönmelerini talep etti. İşçiler pazartesi günü kendilerini fabrika içine kapatarak üretimi durdurdu. Eylem gece vardiyasıyla devam etti. Dün ise tüm vardiyalar birleşerek direniş büyüdü. Direniş işverene geri adım attırdı Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ve sendika yönetimi fabrikaya gelerek işveren ile görüşmeye başladı. Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, eylemler kararlılıkla devam edince fabrika önüne geldi. Yavuz, tarafların görüşmesi için arabulucu olmaya çalıştı. Birleşik Metal-İş ve işveren tarafı arasında yapılan görüşmenin ardından fabrika önünde bir basın açıklaması yapıldı. Sendika tanınacak Açıklamayı Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın yaptı. Aydın yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sayın Genel Başkanımızın ve merkez yöneticilerimizin girişimleriyle dün akşamdan bu tarafa Valilik ve emniyetle yapılan görüşmelerin sonucunda bir müdahalenin engellenmesi, arkadaşlarımızın mağdur olmaması için ve atılan arkadaşlarımızın geri alınması için önemle bir mücadele veriliyor. Ancak bu mücadele bizi yüzde yüz memnun etmese de, önemli kazanımlar elde ettiğimizi düşünüyoruz. 10 arkadaşımızı ısrarlarımıza rağmen, işveren bu konuda geri adım atmayarak tazminatsız çıkan arkadaşlarımızın tazminatlıya döndürülmesi, diğer arkadaşlarımızın da tazminatlarının verilmesi ve bundan sonraki süreçte sendikanın tanınacağı, bu fabrikada sendika ile irtibatta olunacağı, bir taslak hazırlanarak işverene sunulacağı, işverenle eğer anlaşmaya varabilirsek toplu sözleşme imzalayacağımızı eğer anlaşamazsak itirazımızı sürdüreceğimizi ve bundan sonraki süreçte yaşanan olaylarla ilgili herhangi bir arkadaşımıza herhangi bir işlem yapılmayacağına dair bir anlaşmaya vardık.”    
mavi yakalı kadın çalışan yüzdesi düşük sendika ise güvence demek
Türkiye'de yetenek yönetimi, ölçme ve değerlendirme, çalışan bağlılığı ve deneyimi, ücret araştırmaları, mobil işgücü (expat) yönetimi danışmanlığı, yan haklar ve esnek yan haklar danışmanlığı, bireysel emeklilik planları ve aktüeryal değerleme konularında insan kaynakları yönetim danışmanlığı hizmetleri sunan Mercer Türkiye, ‘2021 Mavi Yaka Ücret Artışı ve Yan Haklar Politika & Uygulama Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 221 şirketin mavi yaka çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre; sendikalı şirketlerin özellikle kıdem teşvik ödeneği, ikramiye ödeneği ve gece vardiyası fark ödeme primine yönelik uygulamaları kullanarak ücretlendirmede sendikasız şirketlere göre fark yarattığı ön plana çıkıyor. Mavi yakada kadın istihdamı yüzde 17 Araştırmanın sonuçlarına göre; Türkiye’de mavi yaka çalışan istihdamında 36 yaş ortalamasıyla genç bir çalışan profili ortaya çıkıyor. Çalışanların yüzde 83’ü erkek, yüzde 17’si ise kadın çalışanlardan oluşuyor. Kadın istihdam oranı; teknik rollerin yoğunlukta olduğu maden-metal sektöründe yüzde 5.6, teknolojide yüzde 6.9, otomotiv yan sanayide yüzde 8.7, kimyada yüzde 11.1 ve üretimde yüzde 13.7 gibi oldukça düşük oranlara sahip. Yüzde 33.9 ile hizmet, yüzde 34.6 ile bankacılık ve finansal hizmetler, yüzde 34.6 ile ilaç ve sağlık sektörlerinde ise kadın istihdam oranlarının daha yüksek olduğu görülüyor. Yüzde 66’lık bir oranla teknoloji, yüzde 51.3 ile otomotiv yan sanayi, yüzde 43.8 ile maden metal sektörlerine iş gücü oluşturabilmeleri açısından meslek lisesi ve teknik liseli mezunlarının oldukça önemli bir etkiye sahip oldukları gözlemleniyor. Sendika ile hak oranları artıyor Araştırmaya göre; ücretlendirmeyle ilgili olarak, sendikalı şirketlerin özellikle kıdem teşvik ödeneği, ikramiye ödeneği ve gece vardiyası fark ödeme primine yönelik uygulamaları kullanarak ücretlendirmede sendikasız şirketlere göre fark yarattığı ortaya çıkıyor. Sendikalı şirketlerin yüzde 50’sinde kıdem teşvik ödeneği uygulaması bulunurken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 24.1 olarak göze çarpıyor. Benzer şekilde, sendikalı şirketlerin yüzde 93’ünde mavi yakalı çalışanlara yönelik ikramiye ödeneği uygulaması bulunurken, bu oran sendikasız şirketlerde yüzde 47.3. Sendikasız şirketlerin yüzde 24.1’i gece vardiyası fark ödeme primini uygularken, sendikalı şirketlerin yüzde 90.7’sinde bu uygulama bulunuyor. Sendikalı ve sendikasız şirketlerde yan hak uygulamalarının benzer olduğu gözlemlenirken, sendikalı şirketlerde cenaze yardımı, çocuk yardımı, çalışan çocukları için eğitim yardımı, giyim yardımı uygulamalarının daha yüksek oranlarda olduğu görülüyor. Sendikasız şirketlerin yüzde 11.1’inde işveren katılımlı bireysel emeklilik uygulaması bulunurken, sendikalı şirketlerde ise bu oran yüzde 16 civarında. Sendikalı şirketlerdeki çalışanların işten ayrılma oranı yüzde 2.2 iken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 4.5 olarak belirleniyor. Aradaki farkın nedenlerini anlamak için işten ayrılmaya etki eden faktörler incelendiğinde; sendikasız şirketler içerisindeki temel işten ayrılma sebebinin yüzde 54.7’lik bir oranla baz ücret olduğu gözlemleniyor. Özel sağlık sigortası uygulaması sıkıntılı Araştırmanın sonuçlarına göre tüm şirketlerde mavi yakalı çalışanlardan özel sağlık sigortasına sahip olanların oranı yüzde 25.5 olarak belirtiliyor. Çalışanların yüzde 31.5’u ise tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip. Yüzde 43’ü ise bir özel sağlık sigortasından faydalanmıyor. Şirketlerin yüzde 21.9’u mavi yaka çalışanları için bir sağlık sigortası yapmayı düşünürken, yüzde 78.1’inin ise böyle bir planı bulunmuyor. Şirketlerin yüzde 27.2’sinde mavi yaka çalışanlar bir hayat sigortası uygulamasından faydalanırken, yüzde 72.8’inin böyle imkanı bulunmuyor. Çalışanlarına hayat sigortası sunmayı planlayan şirketlerin oranı ise yüzde 7.5 olarak gözüküyor. Ferdi kaza sigortası planı uygulaması sunan şirketlerin oranı yüzde 47.6 iken, sunmayan şirketlerin oranı ise yüzde 52.4 olarak gözüküyor. Şirketlerin yüzde 97.4’ü mavi yaka çalışına yönelik bir ferdi kaza sigortası planı sunmayı düşünmüyor. “Şirketler mavi yaka politikalarını gözden geçirmeli” Türkiye’de 36 yaş ortalamasıyla mavi yakada genç bir çalışan profili olduğuna dikkat çeken Mercer Türkiye Kariyer Bölümü Ülke Lideri Şadiye Azışık Kılcıgil, “Araştırmamızın sonuçlarına göre; çalışanların yüzde 83’ü erkek, yüzde 17’si ise kadınlardan oluşuyor. Bu anlamda mavi yakada cinsiyet eşitliğinin sağlanması için iş dünyasının yeni politikalar geliştirilmesi gerektiği, daha fazla kadın istihdamı sağlanabilmesine yönelik somut adımlar atılması gerekiyor. Yine önemli bulgulardan biri; sendikalı şirketlerdeki çalışanların işten ayrılma oranı yüzde 2.2 iken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 4.5 olarak belirleniyor. Aradaki farkın nedenlerini anlamak için işten ayrılmaya etki eden faktörler incelendiğinde; sendikasız şirketler içerisindeki temel işten ayrılma sebebinin yüzde 54.7’lik bir oranla baz ücret olduğu gözlemleniyor. Şirketlerin içerisinde bulunduğumuz yeni dünyaya hızlı adaptasyonu için mavi yaka işgücünü; hem ücret ve yan haklar hem de çalışma ortamı, çeşitlilik ve kapsayıcılık başlıklarında piyasa verilerinin yanı sıra şehir ve bölge farklılıklarını da göz önünde bulundurarak gözden geçirmeleri gerekiyor” dedi.  
mitsuba’da direniş var
İşçi ve sendika düşmanlarına karşı metal işçileri direniyor Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Mitsuba fabrikasında, DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası'na üye olan 9 işçi işveren tarafından işten çıkarıldı. Bunun üzerine işçiler vardiya çıkışında işten atmalara ve sendikasızlaştırmaya karşı direniş başlatarak, fabrikayı terk etmeme kararı aldı. DİSK Genel Sekreteri ve Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Genel Sekreter Özkan Atar, sendikanın Genel Merkez ve Şube yöneticileri ile temsilciler de işyeri önünde işçilerle birlikte direnişi sürdürürken, fabrika dışında ise çevik kuvvet polisleri TOMA aracı ile birlikte beklemeye devam ediyor.
emekliler hakları için yanyana geliyor
Emekli grupları kaynakların adil kullanımı için birleşiyor Emeklilerin hak arama mücadelesinde çeşitli dayanışma ağları altında örgütlü emekliler ‘Emekliler Eşgüdüm Üst Kurulu’ çatısı altında birlikte hareket etme kararı aldı. Eşgüdüm Üst Kurulunun dönem sözcülüğünü Birleşik Kamu İş Konfederasyonu eski genel başkanı İsmail Tutoğlu yapıyor. Emeklilerin hakları için çeşitli sendika, dernek, internet grupları, dayanışma ağlarında birleşen emekliler şimdi de 13 milyon emekliyi bir araya getirmek için çatı örgütü oluşturuyor. ‘Emekliler Eşgüdüm Üst Kurulu’ çatısında bir araya gelen emekli gruplarının dönem sözcülüğünü Birleşik Kamu İş Konfederasyonu eski genel başkanı İsmail Tutoğlu yapıyor. Tutoğlu, 10 ayrı emekli grubunun bir araya gelmesi ile oluşturulan Emekliler Eşgüdüm Üst Kurulu adına yaptığı açıklamada tüm emekli örgütlerine birlik çağrısı yaptı. Açıklamasında “Hepimizin amacı emekliler olarak insanca yaşayabileceğimiz şartlara ve gelir düzeyine ulaşmak” ifadelerini kullanan Tutoğlu, “Bugün ülkemiz de sayıları 13 milyona yaklaşan emekli kitlesinin açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm edildiğini görüyor ve bu gerçeği bizzat yaşıyoruz. Emeklilerin büyüme ve kalkınmadan yeterince pay alamadığı somut bir gerçektir. Ülkemizin kaynak sorunu olmadığı, var olan kaynakların adil paylaşım sorunu olduğu çıplak bir gerçek olarak önümüz de durmaktadır” dedi. Emekli örgütlerinin birliğini sağlayacak eşgüdüme ihtiyaç var Emeklilerin bir araya gelmesi için eşgüdüme ihtiyaç olduğu belirtilen açıklamada “Emeklilerin 2000 yılı öncesi, 2000 yılı ile 2008 yılı arası ve 2008 yılı sonrası maaş bağlama oranlarının farklı olması emekli maaşların da kabul edilemez büyük farklılıklara yol açmaktadır. Siyasal iktidarın emeklilerin ve emekçilerin örgütlenmesine ve hak aramasına yönelik taleplerine karşı baskıcı ve şiddete yönelik tutumu emeklilerin önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Yasalara uygun şekil de kurulmuş sendikaların mahkeme kararları ile kapatılmaya çalışılması ülkemiz demokrasisi açısından utanç vericidir. Siyasal partilere, belediyelere ve derneklere kayyum atama yetkisinin alınmış olması demokrasi güçlerinin hak arama mücadelesine sekte vurmaktadır. Sendika ve Derneklerde örgütlenmeyen/örgütlenemeyen emekliler internet grupları, platformları ve dayanışma ağları üzerinden örgütlenmeye, emeklilerin seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Çok sayıda sendika, dernek ve internet gruplarının çabaları ne yazık ki tüm emeklileri örgütlemeye yetmediği gibi, emekli taleplerini güçlü bir şeklide kamuoyuna taşımakta da zorluklar yaratmaktadır. Bu nedenlerden dolayı tüm emekli örgütlerinin birliğini sağlayacak bir eşgüdüme acil ihtiyaç vardır. Emeklilerin parçalı ve örgütsüz yapısı hak arama alanını daraltmakta ve 13 milyon emekliyi etkisiz kılmaktadır. Oysa toplumun bilgi, birikim bankası konumundaki emeklilerin yetkinliğinden yararlanma, tüketimden gelen gücünü kullanma ve seçimlerde oyları ile iktidarı belirleme gücü vardır. Bu bilinçle tüm emeklilerin ve emekli örgütlerinin tek çatı altında buluşarak ortak hareket etmesi için Emekliler Eşgüdüm Üst Kurulu’nu hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu çağrıyı okuyan, duyan tüm emekli örgütlerini amasız, fakatsız, ön yargısız olarak eşgüdüm üst kuruluna katılmaya, ortak ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz” denildi. "Hedeflerimiz" Emekliler Eşgüdüm Üst Kurulunun hedeflerinin de dile getirildiği açıklamada şunlara yer verildi. 1 - Birlikte örgütlenmeyi sağlamak amacıyla belli bir amaca ulaşmak için yapılan çalışmaları bütünleştirmek, bu çalışmaların birbirini tamamlamasını sağlamak. 2 - Uyum içinde güç ve eylem birliği sağlamak. Bu amaçla ilk etapta 11 maddede uzlaşma sağlanarak acil olarak hayata geçirilmesi için fikir birliğine varılmıştır. Bunlar; 1 - İntibak yasasının en kısa sürede çıkarılmasını, emekliler arasındaki maaş farklarının giderilmesini sağlamak. 2 - Emeklilerden kesilen (özel hastaneler dâhil) tüm katkı paylarının kaldırılmasını sağlamak. 3 - Emeklilere iki bayram da ödenen emekli ikramiyesinin bir maaş olarak belirlenmesini sağlamak. 4 - Emekli maaşlarının artışında Gıda enflasyonunun esas alınmasını ve döviz artış oranlarının dikkate alınmasını sağlamak. 5 - 3600 ek göstergenin söz verildiği gibi ve tüm memur emeklilerini kapsayacak şekilde yasalaşmasını sağlamak . 6 - En düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine çıkarılmasını sağlamak. 7 - Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili yasanın biran önce çıkarılmasını sağlamak. 8 - Emekli sandığı, Bağ-Kur, SGK ve özel sosyal güvenlik sandıkları tek çatı altında toplanmasını sağlamak. 9 - Aylık bağlanma oranlarının yeniden 2000 yılı öncesi oranlarla bağlanmasını sağlamak. 10 - Emeklilere enflasyon kayıplarının telafisi için seyyanen ( 1.000 TL ) zam yapılmasını sağlamak. 11 - Emekli örgütlenmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, emeklilerin toplu sözleşme masasında temsil edilmesini sağlamak. Türkiye’deki tüm sendika, dernek ve irili ufaklı emekli gruplarını eşgüdüm üst kurulumuza önyargısız katılarak güç birliğine, taleplerimizi ortaklaştırmaya ve uzun vadede tek çatı altında toplanmaya davet ediyoruz. Gelin en korktukları şeyi yapalım! Birleşelim, örgütlenelim tek yumruk olalım! Çünkü var olmak ve insanca yaşamak için başka şansımız yok! Eşgüdüm üst kurulunda çağrı bildirisini imzalayan platform ve gruplar Bağımsız Emekliler Grubu adına İmdat Aslan Bağımsız Emekliler Platformu adına Fetdah Günkaya Çağdaş Emekliler Grubu adına Kadri Soğukoğlu Emekli grubu Mehmet Akkaya Emekli Demokrat Öğretmenler Grubu adına Arslan Gümüş Emeklerin Sesi Gurubu adına Celil Cengiz Çolak Tüm Emekliler Bileşim platformu adına Mustafa Ersan Tüm Emekliler Dayanışma Ağı (TEDA) adına Tarık Bozkurt Türkiye Bağımsız Emekliler platformu adına Mehmet Öztürk Türkiye Emekliler Platformu (TEP) Necati Erkan Kaynak: Haber2021  
sendika korkusu fabrika kapattırdı
Şanlıurfa 2'nci Organize Sanayi Bölgesi'nde DİSK Tekstil'in bir süre önce yetki aldığı iş yerinde sendika ile sözleşme imzalamayan işveren, bütün işçileri Kod-18 ile işten attı. Şanlıurfa 2'nci Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Uğur Tekstil fabrikasında çalışan 300 işçi sendikaya üye oldukları gerekçe gösterilerek 'Kod-18' maddesi ile işten çıkarıldı. İşveren bununla da kalmayıp fabrikayı kapattı. İşçilere göre fabrika bir süre sonra yeniden açılacak ve yeni işçi alımı yapılacak. SMS ile işten çıkarıldılar Urfa’da 2'nci Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Uğur Tekstil’de çalışan işçilerin çoğunluğu DİSK Tekstil’e katılmış ve Eylül ayı itibariyle de sendika fabrikada yetkili olmuştu. Bunun üzerine Uğur Tekstil yönetiminin sendikalı oldukları gerekçesiyle işçilere baskı yaptığı hatta Hayri Uğur’un “sendikayı fabrikaya sokmam, gerekirse fabrikayı kapatırım” dediği iddia edilmişti. Uğur Tekstil’de çalışan 300 işçi, dün aldıkları SMS ile işten çıkarıldıklarını öğrendi. İşten atılan işçiler, fabrika kapatma bahanesiyle sendikal faaliyetin önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi. İşçiler, duruma karşı çıkmak için bugün fabrika önünde eylem yaptı. Avukat Ergin Sözen, işverenin bu davranışını denetleyecek yasal mekanizmaların eksikliğini dile getirdi. Fabrika yönetiminin en baştan itibaren baskı uyguladığını ve sendikal faaliyetin önüne geçmek istediğini söyleyen işçiler, aldıkları SMS sonrası SGK'yı aradıklarını belirtti. SGK’dan fabrikanın üretime ara verdiği bilgisini öğrendiklerini, ancak fabrikanın üretime ara verecek bir durumda olmadığını aktardılar. İşçiler, "Durumun üretimle ya da ara vermek ile alakası yok. Fabrika yönetimi sendikanın girmemesi için böyle bir bahane uydurdu. İlk baştan beri baskıyla, tehditle vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Bunu yapamayınca bu yolu denemeye başladılar. Biz böyle yapacaklarını tahmin ediyorduk. Bu kararı ve işten atılmayı kabul etmiyoruz. Hakkımızı alıncaya kadar direnmeye devam edeceğiz" diye konuştular. 'Bu oyunu bozacağız' DİSK Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen, fabrikada yaşananlara ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Bugün Uğur Tekstil’de çalışan bütün üyelerimize SGK’dan gönderilen sms’lerle kod 18’den işlerine son verildiği bilgisi gelmiştir. Sendikal örgütlenmeyi engellemek için baskı, tehdit, mobing vb her yöntemi deneyen UğurTekstil patronu şimdi de toplu işçi kıyımı yapıyor. Uğur Tekstil patronu fabrikayı kapandı göstererek, bu süre zarfında markalara yapması gereken üretimi fason yoluyla başka işyerlerinde yasa dışı bir şekilde yaptırarak, fabrikadaki sendikalı işçileri ve sendikal örgütlenmeyi tasfiye etmek istemektedir. Uğur Tekstil’deki bütün üyelerimizle birlikte bu işçi kıyımına ve sendika düşmanlığına karşı sonuna kadar direneceğiz. Bu oyunu bozacağız!  İşçilerin birliği ve örgütlü gücü karşısında hiç bir güç duramayacak! Direne direne kazanacağız!"    
iktidar emekli düşmanlığında sınır tanımıyor
İktidarın ‘Adalet’ anlayışı emekli sendikalarına geçit vermiyor. Emekli sendikaları peş peşe kapatılıyor… Yargıtay, Tüm Emekli-Sen’in kapatma kararının onanmasına karar verdi Milyonlarca emeklinin oyunu alarak işbaşına geldiğinden beri uyguladığı ekonomik politikalarla emeklileri yoksulluğa mahkûm eden emekli ve sendika düşmanı AKP/MHP iktidarı, peş peşe açılan kapatma davaları ile emekli sendikalarını haksız ve hukuksuz bir şekilde faaliyetten men ederek, insanca ve onurlu bir yaşam için mücadele eden emeklileri susturmak istemektedir. Ankara Valiliği tarafından, emeklilerin sendika kuramayacağı gerekçesi ile Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) hakkında açılan kapatma davasında, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/8908 Esas, 2021/12525 Karar sayılı dosyasından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, sendika hakkında daha önce verilmiş olan kapatma kararının onanmasına, 22.09.2021 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. DİSK Emekli-Sen kapatma kararı da Yargıtay’da Diğer taraftan, DİSK Emekli-Sen hakkında Ankara 26. İş Mahkemesinin 2020/35 Esas sayılı dosyasından açılan kapatma davasında da 25 Mart 2021 tarihinde sendikanın kapatılmasına karar verilmişti. Bunun üzerine DİSK Emekli-Sen’in Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine (İstinaf Mahkemesine) yaptığı itiraz sonucunda sendika hakkında verilen kapatma kararı onaylanmış ve Yargıtay’da temyiz edilmişti.    
yemeksepeti boykotu başladı
'Sepete atmıyoruz, sepetten atıyoruz' Nakliyat-İş, DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi sendika ve meslek örgütleri, yurttaşları Yemeksepeti'nde yaşanan işçi ve sendika düşmanlığına karşı boykota çağırdı. Boykota, çok sayıda sendika, siyasetçi ve meslek örgütü de destek verdi. Cumhuriyet'e konuşan Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu "Emekçilerden yana olan tüm halk örgütlerini, siyasi partilerimizi bu boykot çağrısını sahiplenmeye çağırıyoruz" dedi. Türkiye Devrimci Kara, Hava ve Demiryolu İşçileri Sendikası’na (Nakliyat-İş) üye olmaları gerekçe gösterilerek, Yemeksepeti firmasındaki işlerine son verilen emekçiler, İstanbul Şişli’de bulunan Yemeksepeti Genel Merkezi binası önünde açıklama yaptı. Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Nakliyat İş Sendikası’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yemeksepeti işçileri, insanca yaşayabilecek bir ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları için anayasal haklarını kullanarak DİSK’e bağlı sendikamız Nakliyat-İş Sendikası’nda örgütlenmeye, üye olmaya başlamışlardır. İşveren sendikanın toplu iş sözleşmesi yetki aşamasına geleceği aşamada, örneği görülmemiş bir şekilde hile ve muvazaaya başvurarak, yasalara, yargı kararlarına aykırı bir şekilde resmi evrakta sahtecilik yapmış ve Yemeksepeti’ni Taşımacılık İşkolunu, 10 nolu Ticaret, Eğitim, Büro İşkolu olarak değiştirmiştir. Bunun sonucu 2000 Nakliyat- İş Sendikası üyesi işçinin üyeliği düşürülmüştür. Bu sürece müdahale etmesi gereken Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığı şu ana kadar müdahale etmemiştir. Sendikanın başvurusu üzerine yapılan müfettiş incelemesinin sonucu da 8 ay geçmesine rağmen sendikaya gönderilmemiştir. 'YEMEKSEPETİ HİLESEPETİ olmuş' "Yemeksepeti, Hilesepeti olmuş, işçilerin örgütlenmesine yönelik baskılar, işçi ve sendika düşmanlığı devam etmiştir. Yemeksepeti/ BanaBi depoları özel kişilere devredilmeye başlanmış, işçilere yönelik istifa baskıları, mobbinge dönüşen uygulamalar artmıştır. Büyük çoğunluğu moto kurye olarak çalışan Yemeksepeti çalışanları, esnaf kurye olarak çalışmaya zorlanmaktadır. Çalışanların birlikte, örgütlenme ortamı ortadan kaldırılmak istenmektedir." "Hilesepeti olan Yemeksepeti’nin işçi ve sendika düşmanlığını protesto etmek, işçilerin insanca yaşayabilecek bir ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları için mücadelesi ile dayanışmada bulunmak amacıyla 27.09.2021 günü Şişli’de bulunan Yemeksepeti Genel Müdürlüğü önünde 'Yemeksepeti’nden yemek ve market siparişi vermeyelim, boykot edelim, işçi ve sendika düşmanlığına ortak olmayalım' dedik." "Bahşiş dahi kuryeye gitmiyor, sisteme yükleniyor" Cumhuriyet'e konuşan Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, bu boykot çağrısının sadece sendikal olarak değil, aynı zamanda halkın tüketimden gelen örgütlü gücü için de önemli olduğunu söyledi. "Sendika olarak yaklaşık 1 senedir Yemeksepeti çalışanlarıyla sendikal faaliyetlerimiz başlamıştı. Asıl olarak 2020'nin son aylarında sendikal çalışmalarımız hız kazandı" diyen Küçükosmanoğlu, "Faaliyetlerimize başladık çünkü Yemeksepeti'nde çalışan arkadaşlarımızın birikmiş sorunları vardı. Pek çoğunun üzerinde prim baskısı vardı. Hatta bir moto kurye sipariş teslim ettiğinde, bahşiş adı altında yapılan ödeme dahi, kuryeye verilmiyor, sistemin içerisine giriyor. Siparişin yerine getirilmesi, çalışma koşulları gibi pek çok birikmiş sorun vardı. Bu sorunlarla; çok kısa sürede çok sayıda arkadaşımız sendikamıza üye oldu" diye konuştu. Bu süreçte Yemeksepeti yetkilileri ile de görüştüklerini aktaran Küçükosmanoğlu, "Kendileri bizlere 'anayasal haklara saygılı olduklarını' söylediler. Ancak bizim yol aldığımız andan itibaren bazı depolarda sendika üyesi olan arkadaşlarımıza baskılar yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz günlerde işveren, sendikal örgütlenmeyi kırmak amacıyla, asgari ücretteki artışla beraber bir 'iyileştirme' yaptı. Ama bizim üye sayımız her geçen gün arttı" dedi. "İşkolu değişikliği, resmi evrakta sahtecilik" "Bir gün bir baktık ki, SGK aracılığıyla arkadaşlarımızın iş akdi feshedilmiş" diyen Küçükosmanoğlu, "Oraya 10 nolu Ticaret Eğitim Büro işkolunda iş yerleri açarak, arkadaşlarımızın girişini yaptılar. Böylece neredeyse 2 bin 200 civarında olan arkadaşlarımızın sendika üyeliği sistem üzerinden düşürüldü. Aslında Bakanlık tarafından buna müdahale edilmesi gerekiyor. Çünkü, işverenin bunu tek başına değiştirme yetkisi yok. Türkiye'de eşi benzeri görülmemiş bir sendika düşmanlığı yapılarak, arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun iş kolu değiştirildi. Bununla ilgili Bakanlığa bir inceleme talebinde bulunduk. Çünkü bu hileli bir durum. Resmi evrakta sahteciliği de giriyor. Cumhuriyet Savcılığına da suç duyurusunda bulunduk. İnceleme sonucu hala gelmedi" sözlerini kullandı. "Yemeksepeti işkolu değişikliği ile de kalmadı, bu sefer moto kurye olarak çalışan arkadaşlarımızı 'esnaf kurye' modeline geçirdi" diye konuşan Küçükosmanoğlu, "Bu esnaf kurye modeli de sendikal örgütlenmeyi bitirmeye yönelik. Ayrıca Banabi depolarının özel kişilere devredilmesi de, ileride olabilecek sendikal örgütlenmeye bir engel" ifadelerini kullandı. "İndirim yağmuru' adı altında aldatmaca" Küçükosmanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Yemeksepeti'nin 'indirim yağmuru' diye bir kampanyası var. Orada da müfettiş incelemesinde ortaya çıktı ki, bu 'indirim yağmuru' tamamen yurttaşlara aldatmaya yönelik bir kampanya. 'Önce ürüne zam yapıp, ondan sonra ona yüzde 50 indirim yapılıyor. Bunlar tespit edildi." Bu süreçte Tüketici Birliği Federasyonu ile de görüşmelerinin olduğunu belirten Küçükosmanoğlu, "Biz sadece sendika olarak değil, halkın örgütlü gücüyle de etkili bir boykot çağrısı yapalım istedik. En başından başlayan bu sendika ve işçi düşmanlığı ve bu sendikal örgütlenme mücadelesi ilk kez bu kadar ciddi şekilde Türkiye gündemine gelince; DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi sendikaların ortak çağrısıyla, Yemeksepeti işvereninin işçi ve sendika düşmanlığına karşı bir boykot çağrısı yaptık" dedi. "Boykot çağrısı bir hayli etkili oldu. Farklı kesimler tarafından da sahiplenildi" diyen Küçükosmanoğlu, "Biz bu boykot çağrısını daha etkili bir hale getirmek için tüm halk örgütleriyle, siyasi partilerle iş birliği içinde olacağız. Bu mücadele, işverenlerin yaptıklarının yanlarına kalmaması açısından da önemli. Emekçilerden yana olan tüm halkımızı, tüm halk örgütlerini, siyasi partilerimizi bu boykot çağrısını sahiplenmeye çağırıyoruz" ifadelerini kullandı. Twıtter'da gündem oldu Yemeksepeti'ne boykot çağrısı Twitter'da TT listesine girdi. Boykota birçok sosyal medya kullanıcısı yurttaş, siyasetçi ve moto kurye olarak görev yapan emekçiler de destek verdi. Kaynak: Miray Özbilek / Cumhuriyet  
kamu emekçilerinden Memur-Sen'e tepki
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı Büro-İş Sendikası ile Enerji-İş Sendikası Memur-Sen'in imza attığı kamu çalışanları toplusözleşmesinde üye sayısı yüzde 1’i geçemeyen sendikaların üyelerinin 400 TL’lik sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılmasına tepki gösterdi. Büro-İş Sendikası 10 milyon kişiyi mağdur ettiğini iddia ettiği Çalışma Bakanı Vedat Bilgin hakkında soruşturma açılmasını istedi. Enerji-İş Sendikası'da  yüzde 1’i geçemeyen sendikaların üyelerinin 400 TL’lik sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılmasına tepki gösterdi. Büro-İş, suç duyurusunda bulundu: Çalışma Bakanı 10 milyon kişiyi mağdur etti Birleşik Kamu-İş’e bağlı Büro-İş Sendikası, 400 TL’lik toplusözleşme ikramiyesinden yararlanabilmek için getirilen “yüzde 1” şartı ve az üyeli sendikalar için kullandığı “merdiven altı” sözleri nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Büro-İş Sendikası suç duyurusu dilekçesinde, bakanın “yasal dayanaktan yoksun, açıkça anayasaya aykırı eylem ve işlemi ile hizmet kolunda en az yüzde 1 düzeyinde örgütlenmemiş tüm kamu görevlileri sendikalarını fiilen ortadan kaldırdığı” belirtildi. Dilekçede, 1950’li yıllardan itibaren başlayan sendikal hak ve örgütlenme mücadelesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir bakanının sendikalar hakkında bu şekilde beyanda bulunmadığı vurgulandı. Sendikaların demokratik sistemin “kılcal damarlarından” olduğuna işaret edilen dilekçede, “Sendikaların ‘merdiven altı yapı’ olarak ifade edilmesi; her şeyden önce haksızlık, söz konusu sendikalarda görev yapan kamu görevlileri bakımından da büyük bir utanç nedenidir. Sendika kurmak ve sendikaya üye olmak 4688 sayılı kanunda yer alan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıdığı bir hak olup, tüm kamu görevlileri sendika kurma, sendikaya üye olma ve istifa etme hakkına sahiptir. Bu husus anayasal güvence altındadır” denildi. Dilekçede şu görüşlere yer verildi: - Bu şart 215 sendika, 2 milyon sendika üyesinin kazanımlarının ellerinden alınması anlamına gelmekle; sendika üyeliği özgürlüğüne, sendika hakkına da açık bir darbedir. - Büro, bankacılık ve sigortacılık hizmet kolunda örgütlü olan 42 sendikanın yalnızca 5’ine üye olanlar toplusözleşme ikramiyesinden yararlanabilecek. 282 bin 317 bin memurun yalnızca 139 bin 694’ü ikramiye alabilecek. Suç duyurusu dilekçesinde bakanın, aileleri ile birlikte yaklaşık 10 milyon kişi ve yüzlerce sendikayı mağdur ettiğine işaret edilerek hakkında soruşturma açılması istendi. Enerji-İş: Toplusözleşme ikramiyesindeki yüzde 1 barajına bir tepki de onlardan geldi Memur-Sen'in imza attığı kamu çalışanları toplusözleşmesinde üye sayısı yüzde 1’i geçemeyen sendikaların üyelerinin 400 TL’lik sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılmasına bir tepki de Enerji-İş Sendikası’ndan geldi. Sendika genel başkanı Ekim Devrim Yıldıran, “Bu uygulama her sözleşme döneminde kendi üyeleri en başta olmak üzere tüm kamu emekçilerini masada satan Malum-Sen’in kaçınılmaz olan dağılmasının önüne geçemeyecektir. Bağımsız Türk Yargısından döneceği aşikar olan bu madde en başta demokratik örgütlenme hakkının gaspı ve bu ülkenin üretilen her değerinde emeği ve alın teri olan kamu emekçilerini aile bütçeleri ile tehdit etmenin çaresiz ve çirkin bir yoludur” dedi. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı Enerji-İş Sendikası, hükümet ile Memur-Sen arasında imzalanan 6. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde, sendikalı memur sayısının yüzde 1’inden az üyesi bulunan sendikaların üyelerinin 400 TL’lik sözleşme ikramiyesinden yararlanamamasına tepki gösterdi. Enerji-İş Genel Başkanı Ekim Devrim Yıldıran yaptığı açıklamada, kamu emekçilerinin demokratik örgütlenme hak ve özgürlüğüne karşı yapılan bu uygulamaya karşı yargı sürecini başlatacaklarını belirtti. Yıldıran, açıklamasında şunları ifade etti: “Ülkemiz kamuoyunun ve milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin yakından takip ettiği şekilde TS (Toplu Sözleşme) tiyatrosu geleneksel 2 yıllık turnesini yine ve yeniden hüzünlü bir final sahnesi ile tamamlamıştır. İki yılda bir sahneye konan bu malum tiyatronun 6. Döneminde kötü karakterler ve yaptıkları maalesef geçmiş dönemleri bile aratacak noktaya gelmiştir. 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin imzalanan 6. Dönem Toplu sözleşmesi ülkemiz Kamu Emekçileri için kabul edilemezdir. 2 Ağustos tarihinde ‘memurlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz' giriş cümlesi ile başlayan sözde toplu görüşmelerde iktidar ile yandaş sendikası milyonlarca emekçiyi yine TÜİK’in sokakla, marketle, mutfakla hiçbir ilgisi olmayan tartışmalı resmi enflasyon rakamlarına mahkum etmiştir. Bu durum milyonlarca emekçi için beklenen bir son olsa da biz emekçiler bu yılki sözleşmede Malum-Sen’in yeni bir oyunu ile daha karşı karşıya kaldık. Yıllar boyunca haksız bir şekilde talep ettiği dayanışma haracını almanın hukuki bir yolunu bulamayan Malum-Sen bu sefer iktidar ile beraber hukukun arkasından dolanmıştır. TS İkramiyesinin yalnızca örgütlülük düzeyi yüzde 1 den fazla olan sendikaların üyelerinin yararlanmasını sağlamıştır. Bu uygulama her sözleşme döneminde kendi üyeleri en başta olmak üzere tüm kamu emekçilerini masada satan Malum-Sen’in kaçınılmaz olan dağılmasının önüne geçemeyecektir. Bağımsız Türk Yargısından döneceği aşikar olan bu madde en başta demokratik örgütlenme hakkının gaspı ve bu ülkenin üretilen her değerinde emeği ve alın teri olan kamu emekçilerini aile bütçeleri ile tehdit etmenin çaresiz ve çirkin bir yoludur. Eşkıya masada ne yaparsa yapsın gücümüze güveniyoruz, bağımsız yargımıza güveniyoruz. Kamu emekçilerinin demokratik örgütlenme hak ve özgürlüğüne karşı yapılan bu uygulamaya karşı Sendikamızın yargı sürecini başlatacağını buradan ilan ediyoruz. Unutulmasın ki kuruluş şiarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz, Sınıf Bilinciyle Emeğe, Yurttaş Bilinciyle Cumhuriyete, Ulus Bilinciyle Vatanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.  

Sayfalar