Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Belkarper işvereninin Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan açıklamasına yanıt veren bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
Belkarper işvereni kötü niyetini cahil cesareti ile sürdürüyor. Basına yaptıkları açıklamayla Belkarper Türkiye yönetimi bir kere daha hem cehaletini, hem kötü niyetini yalanlarla sergilemiştir.
Belkarper işvereni sendikaların birer gençlik kulübü olduğunu sanıyor. Oysa sendikalar, yasalar tarafından görev ve yetkileri tanımlanan birer kurumdur! Bu sebeple sendikalarla ilişkiler keyfiyete göre belirlenemez. Belkarper Türkiye Fabrikasında çalışan işçiler adına aldığımız yetkiyi, hiçbir mevzuat işverenin inisiyatifine bırakmaz.
Belkarper işvereni, Cumhuriyet Gazetesi’nde 19 Ağustos 2021 tarihinde çıkan haberde, “Tekgıda-İş Sendikasının toplu müzakere taleplerini mevzuata tamamen uygun biçimde kabul etmeme kararımız devam etmektedir” demektedir.
Sendika yetkileri yasalarla belirlenir
1 - Toplu İş Sözleşmesi müzakere talebi sendikanın keyfi verdiği bir karar ya da talep değildir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasasının 41. maddesi bir işçi sendikasının hangi koşullarda işyeri veya işletmede yetki alacağını belirliyor. Sendikamızın Belkarper’de kullandığı yetki ilgili yasanın, ilgili maddesine uygun olduğu için Çalışma Bakanlığı tarafından yapılan tespitler sonucunda verilmiştir. Bu yasal zorunluluklar karşısında kanun her iki taraf için de geçerlidir. Nasıl ki, sendikamız keyfi davranamazsa Belkarper işveren tarafı da bu aşamada keyfi davranma hakkına sahip değildir. Konunun muhatabıdır ve yasanın gereğini yapmak zorundadır.
Keza; Belkarper işvereni de yetkimizin kesinleşmesinin ardından sendikamızla toplu iş sözleşmesi müzakeresi için mutabakata varmıştır. Bu mutabakat karşılıklı yetkililerin imzalarıyla zabıt altına da alınmıştır.
Komite ile yapılan mutabakat yok
2 - Aynı haberde; “Bu kararımız hiçbir surette çalışanlarımızla büyük bir samimiyetle ve inançla yürüttüğümüz sosyal diyaloğun yavaşlaması anlamına gelmemektedir.” ifadesi yer alıyor. İşçi ve işveren arasında kurulan endüstriyel ilişkiler kişisel kararlarla belirlenemez. Ücret karşılığı çalışan kişinin ve bu ücreti ödeyen işveren tarafının tüm hakları yine yasalar tarafından belirlenir. Sosyal diyalog işyerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için kullanılabilecek yollardan olmakla birlikte, esasını yasaların oluşturduğu gerçeğini değiştiremez.
Sosyal diyalog ifadesinin ardından işverenlikten yapılan açıklama şöyle devam ediyor. “2016 yılından beri çalışanlar tarafından seçilen çalışan temsilci komitesi yapımız faaliyete devam etmektedir. Bu komite uzun yıllardır yönetim ile temsilciler arasında düzenli ve yapıcı paylaşımlar sağlayarak çalışanlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesini sürekli olarak desteklemektedir.”
Sendikal örgütlülüğün olmadığı ve sendikal düzenin kurulmadığı işyerlerinde bu tür uygulamalar olabilir. Ancak Belkarper işyerinde böylesi bir uygulama ve mutabakat altına alınmış bir anlaşma söz konusu değildir. Bunun en önemli göstergesi işçi ücretlerine yapılan minimum zamlardır. 17 yıllık kıdeme sahip işçinin asgari ücrete çalıştırılıyor olması sanırız ki bir işçi temsilci komitesinin kararı olamaz.
Velev ki böyle bir komite var; sendikamızın bu işyerinde örgütlenmesinin ve yetki alarak TİS imzalamasının önünde engel değildir. Sendikamız varsayılan kazanımları da göz önünde bulundurarak müzakere masasına oturup bunları daha da ileriye taşıma anlayışına sahiptir. İşçilerin lehine olan hiçbir kazanımı hiçbir dönem yok saymadık.
Ücretsiz ve süresiz izinler işten çıkarma demektir
3 - Haberde yer alan 14 işçinin iş akdinin sonlandırıldığı iddiaları sendikamıza ait değildir. Biz pandemi sürecinde işten çıkarma yasaklarına rağmen 12 işçinin süresiz ve ücretsiz izne çıkarıldığını belirttik ancak işten atıldı demedik. Kaldı ki ücretsiz ve süresiz izinler, iş akdi resmi olarak sonlandırılmasa bile işten çıkartmak demektir. Kaldı ki greve çıkan bugün itibariyle 6 kişinin iş akdi yasadışı bir şekilde sonlandırılmıştır.
Grevdeki işçinin yerine işçi alınamaz
4 - İşveren üretimde çalışan tüm işçilerin greve çıkmasına rağmen, üretime kalite standartlarından ödün vermeden devam ettiklerini ifade ediyor. Grevdeki işçinin yerine başka birimdeki işçi çalıştırılamaz. Bu durum 6356 sayılı yasanın 68. maddesinde açıkça belirtiliyor. Grevdeki işçinin yerine yeni işçi de alınamaz, başka işçi de çalıştırılamaz.
İşveren hukuksuz davranıyor
Tüm bu yalan ve çarpıtmalar, Belkarper işvereninin hukuk dışı uygulamalarını ve yalanlarını örtememektedir. Daha önce de pek çok defa belirttiğimiz gibi, Belkarper işvereni her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde üretim yapma niyetinde ise bu ülkenin yasalarına saygılı olmak ve uymak zorundadır! Belkarper işvereninin bu hukuk dışı uygulamaları yetkili merciler tarafından da tutanak altına alınmıştır. Buradan bir kere daha yetkili kurumları göreve davet ediyoruz. Kendi ağızlarıyla da itiraf ettikleri hukuksuzluklar için gereğinin yapılmasını talep ediyor, kamuoyuna ve basınımıza saygılarımızla sunuyoruz.
İşverenin gazeteye gönderdiği açıklama
Bel Karper şirketi Cumhuriyet Gazetesi'nde yer alan haberler üzerine gazeteye bir açıklama göndermişti. Cumhuriyet'ten Olcay Büyüktaş'ın köşesinde yer alan açıklama şöyle:
Açıklamanın tamamını buraya almak mümkün olmadığından yazılanlara ilişkin verilen yanıtları satırbaşları ile aktaracağız. Takdir okurun...
Sendikasızlaştırma söz konusu:
• Yanıt: Tekgıda-İş Sendikası’nın toplu müzakere taleplerini, mevzuata tamamen uygun biçimde kabul etmeme kararımız devam etmektedir.Bu kararımız, hiçbir surette çalışanlarımızla büyük bir samimiyetle ve inançla yürüttüğümüz sosyal diyaloğun yavaşlaması anlamına gelmemektedir. 2016 yılından beri çalışanlar tarafından seçilen çalışan temsilcisi komitesi yapımız faaliyete devam etmektedir. Bu komite, uzun yıllardır yönetim ile temsilciler arasında düzenli ve yapıcı paylaşımlar sağlayarak çalışanlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesini sürekli olarak desteklemektedir.
• İşyerinden pandemide 12 değil, sadece dört arkadaşımızın iş akitleri ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebi ile hiçbir usulsüzlüğe başvurmadan yasal haklar içerisinde feshedilmiştir.
• Üretim projemizde herhangi bir değişimimiz olmadan üretimimize, kalite standartlarımızdan hiçbir ödün vermeden devam ediyoruz. (https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olcay-buyuktas/yemek-degil-hilesepeti-1861615)
sendika
Tekgıda-İş Sendikası, işvereni, “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre greve çıkan işçiler hiçbir şekilde işten çıkarılamaz” diye uyardı.
Tekirdağ Çerkezköy’de faaliyet gösteren ve körili, sebzeli, tavuklu hazır makarnalar üreten AdkoTurk fabrikasında, patronun, örgütlenerek yetki alan Tekgıda-İş Sendikasıyla sözleşme masasına oturmadığı için pazartesi günü grev başlayacak. Grevde sözleşmenin yanı sıra sendikalı olduğu için işten atılan 15 işçinin işe iadesi ve tazminatları da talep edilecek.
Çerkezköy’de faaliyet gösteren Suriye ve Endonezya sermayeli AdkoTurk fabrikasında Tekgıda-İş Sendikası 2017 yılında örgütlenerek Çalışma Bakanlığı’ndan yetki aldı. Ancak patron yetkiye itiraz etti. 4 yıl süren yargı sürecinin ardından geçen Mart ayında kesin karar işçi ve sendika lehine oldu. Bunun üzerine sendika toplu sözleşme talep etti. Ancak patron toplu sözleşmeye oturmak yerine 15 işçiyi tazminatsız kovdu. Bunun üzerine fabrikada direniş başladı. İşçilerin direnişinin 129’uncu gününde fabrikada grev başlayacak.
Tekgıda-İş Sendikası, 23 Ağustos’ta greve çıkacakları AdkoTürk’te işverenin işçilere baskı yaptığını, işten atmakla tehdit ettiğini belirtti. Sendika, Indomie Hazır Noodle’ın Türkiye’deki üreticisi olan AdkoTurk’te 4 yıl önce örgütlenmeye başladı. Ancak işveren yetki tespitine itiraz etti. 4 yıl süren hukuk mücadelesini geçen şubatta kazanan sendika, Çalışma Bakanlığı tarafından taraflara gönderilen toplu iş sözleşme yetki belgesi sonrasında toplusözleşme sürecine girdi, işveren ise toplusözleşme sürecinin hiçbir aşamasına uymadı ve sözleşme taslağını da kabul etmedi. Bunun üzerine sendika, yasal sürecin sonunda zorunlu olan kanuni grev kararını aldı.
Tehdit- e-devlet şifresine el koyma
Sendikal örgütlenmeyi kırma isteyen işveren ve işveren vekilleri, çalışma izin belgesi çıkaracakları bahanesiyle işçilerin e-Devlet şifrelerini topladı ancak şifrelerin hangi işçilerin sendikalı olup olmadığının tespit edilmesi için alındığı ortaya çıktı. İşçilere yönelik baskılar artarken bugüne kadar 21 işçi tazminatsız olarak işten atıldı. İşyeri yönetimi her işçinin başına bir postabaşı dikerek sendika ile irtibatını engellemeye çalışıyor, işçilerin kendi aralarında yaptığı yazışmalar kontrol ediyor, kamera olmayan revir bölümüne götürülerek e-Devlet üzerinden sendikaya üye olup olmadıkları kontrol ediliyor.
Sendika Örgütlenme Uzmanı Yunus Durdu ise sürece dair şöyle konuştu: “İşveren grevi duyunca arkadaşlarımızı tehdit etmeye başladı. Arkadaşlarımıza greve çıkanın bir daha işine dönemeyeceği yönünde bilgiler veriliyor. Bu tehdittir. İşveren, işyerinde sürekli toplantılar yaparak sendikadan ne olduğu belli olmayan bir “örgüt” olarak bahsediyor, greve çıkacak üyeleri etkilemek için kahvaltılar veriyor, makinaların arkasında mangallar yapıyor. Grev kırıcılığı yapılan Bel Karper fabrikasının yönetiminden ve daha önce direnişin kırıldığı Döhler fabrikasının işveren avukatından bir ekip oluşturdular. Bunlar AdkoTurk işçisinin ve direncini kırmaya yönelik birlik olmuş durumdalar.”
Durdu, işverenin, greve çıkması halinde işçilerin tazminat alamayacağını, başka yerlerde iş bulamayacağını söyleyerek işçilerin kafasının karıştırıldığını, buna karşı yasal olarak da suç duyurusunda bulundukları bilgisini verdi.
İşveren ittifakı
İşverenin sendikal örgütlenmeyi engellemek için Türkiye’deki yasal boşlukları kullandığını belirten Durdu, işletmelerin bu konuda birbirleriyle iletişim halinde olduğuna dikkat çekti. Durdu “Buradaki Adkoturk işvereni ta Karaman’daki Döhler fabrikasının sendikayı nasıl içeri sokmadığını araştırıp Döhler’in avukatlarıyla çalışma aşamasına geldi. Buradaki insan Kaynakları Müdürünün Bel Karper’deki insan Kaynaklan Müdürüyle sürekli temas halinde olması, işveren ve patronların ne kadar örgütlü olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu da sendika ve işçi sınıfının düşünmesi gereken bir şey. Bu hukuksuzluk, bireysel olarak bir işletmenin değil tamamen organize işlenen bir suç.” diye konuştu.
Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı firmaların, bu tutumunun arttığını vurgulayan Durdu “Sendika olarak verdiğimiz mücadelenin son aşamasına doğru yürüyoruz. Her türlü hukuk mücadelesini verdik. Biz kazandık. Yargıtay işverenin bütün iddialarını reddetti. Çalışma Bakanlığının yetkisiyle de 126 gündür (dün) buradayız. Biz doğruları anlattık, birileri yalanlar anlattı.” dedi.
Son kararı işçi arkadaşlarının vereceğini belirten Durdu “Buradaki mücadelenin Türkiye’de hem işçi sınıfı hem sendikalar hem de hukukçular ve Türkiye’yi yönetenlerin doğru okuması gerektiğine inanıyorum. Biz dünyanın öbür ucundan gelmiş bir firmanın kanunsuzluklarını buradaki Türklere yapmalarını asla içimize sindiremiyoruz.” diye konuştu.
26 gündür grev yapan Nedex Kimya işçileri taleplerinin tamamının karşılanmasıyla iş başı yaptı. Petrol-İş Sendikası üyesi işçiler “Örgütlülüğün önemini anladık” açıklaması yaptı.
Kocaeli Dilovası’nda faaliyet gösteren Nedex Kimya fabrikasında Petrol-İş Sendikası ve işveren arasında yapılan toplu sözleşme sürecinin tıkanmasıyla başlayan grev 26’ncı gününde kazanımla sona erdi. İşçilerden işyeri temsilcisi Ferdi Gül Kırmızı “Bazı arkadaşlarımız sendikanın ne olduğunu bile bilmezken şimdi bu farkındalık yaratıldı. Başlattığımız direniş bize sendikalı olmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti” diye konuştu.
Dilovası’nda faaliyet gösteren Nedex Kimya fabrikasında Petrol-İş Sendikası’nda örgütlü 86 işçi, toplu sözleşme sürecinin tıkanması üzerine 17 Haziran’da greve çıktı. İşçiler uzlaşmazlığın temel noktasını oluşturan zam miktarının artırılmasını talep etti. Enflasyon üzerinde zam talep eden işçiler grevlerinin 26’ncı gününde talep ettikleri rakamın kabul edilmesiyle grevi sonlandırdı.
'Direnişin önemini anladık'
İşyeri temsilcisi Ferdi Gül Kırmızı, “Başlattığımız direniş bize sendikalı olmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti” dedi.
Direniş boyunca emekçiler olarak kendi aralarındaki dayanışmanın güçlendiğine dikkat çeken Kırmızı, “Bazı arkadaşlarımız sendikanın ne olduğunu bile bilmezken şimdi bu farkındalık yaratıldı. Artık sendikalı olan 86 arkadaşımız da ‘Eğer bir yerde direniş olursa biz dayanışmaya katılacağız’ diyor” diye konuştu.
'İşçiler sonuçtan memnun'
Nedex Kimya fabrikasındaki 86 işçinin de sözleşme sonucundan memnun olduğunu aktaran Petrol-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Eyüp Akdemir, “Başta patronlarla anlaşma sağlamamıştık ancak taleplerimizi ilettikten sonra görüşmelerimiz tamamen yalın bir şekilde devam etti. Taleplerimizin hepsi firma tarafından karşılandı. Sendikamız ile örgütlü olan 86 işçimiz de sonuçtan memnun. Hepsi iş başı yaptı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de 14.3 milyon işçinin 7 milyonu açlık sınırının altındaki asgari ücretle çalışıyor...
Türk-İş ve Hak-İş toplugörüşme masasında 700 bin işçinin kayıplarının telafisi için brüt ücretlerin artırılmasını istiyor. Hükümetin önerisi ise günde 3.3 TL artış.
Türkiye’de memur, emekli tüm ücretli çalışanlar gibi işçiler de zor durumda. Türkiye’de asgari ücretle çalışan yaklaşık 7 milyon işçi açlık sınırının altında hayat mücadelesi veriyor. Günlük 119 lira brüt ücret alan asgari ücretlinin günlük yapması gereken toplam harcama tutarı 311 TL. Yıl başından bu yana dolar karşısında yaklaşık 450 lira eriyen asgari ücret, yıllık yüzde 17.53’e ulaşan enflasyona da yenik düştü..
Sendika-Toplu sözleşme şart!
Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ın haberinde yer alan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 14.3 milyon işçi var. İşçilerin önemli bir bölümü özel sektörde. Sendikalaşma ise çok düşük. 14.3 milyon işçiden sadece 2.1 milyonu sendikalı. Toplusözleşme olmayan işyerlerinde ücretler çok düşük. Çoğunlukla da asgari ücret seviyesinde. Net asgari ücret 2 bin 825 lira. Türk-İş’in yaptığı ve genel kabul gören açlık-yoksulluk sınırı araştırmasına göre 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 865 lira. Yani asgari ücret açlık sınırının altında. Bunu yoksulluk sınırı olan 9 bin 332 lira ile karşılaştırabilmek ise olanaksız.
448 lira eridi!
Dolar 1 Ocak’ta 7.43 liraydı. Dün ise 8.62 lira. 1 Ocak’ta asgari ücretin karşılığı 380 dolardı. Dün itibarıyla asgari ücretin dolar olarak karşılığı 328 liraya düşmüş durumda. Arada 52 dolarlık fark bulunuyor. Yani yıl başından bu yana asgari ücret sadece dolar karşısında 448 lira eridi. Mart 2020’den 1 Temmuz 2021’e kadar olan süreçte, milyonlarca işçi salgın nedeniyle ya kısa çalışma ödeneği kapsamına alındı. Ya da ücretsiz izne gönderildi. Kısa çalışmadaki işçiler ücretlerinin yüzde 60’ını alabildi. Ücretsiz izne gönderilen işçilere ise önce günlük 39 lira, son aylarda ise günlük 50 lira ödeme yapıldı.
Emeklilik hakkına darbe...
Kısa çalışma ödeneği kapsamına alınan ya da ücretsiz izne gönderilen işçilerin yaklaşık 1.5 yıl boyunca genel sağlık sigortası dışındaki diğer primleri de yatırılmadı. Yani emeklilik prim ödemeleri durdu. Aradaki bu 1.5 yılda ödenmeyen emeklilik primlerinin kim tarafından karşılanacağı konusunda iktidar sessizliğini sürdürüyor. Büyük olasılıkla ödenmeyen bu primler ileride geriye dönük borçlanma ile yine işçiye yüklenecek. Zaten düşük ücret alan işçi bir de kendisinden kaynaklanmayan bu kaybı telafi etmek zorunda kalacak.
Kamu işçisi zor durumda
Durumları daha iyi olması beklenen kamudaki işçiler de özel sektörden çok farklı değil. Özelleştirmelerle kamudaki işçi sayısı gerilemişti. İşçi konfederasyonları daha önce 150-200 bin işçi adına iktidarla çerçeve sözleşme imzalıyordu. Ancak kamudaki taşeron işçilerin kadroya alınması ile birlikte işçi sayısı 700 bine ulaştı. O nedenle de bu yılki çerçeve sözleşmenin kapsamı büyüdü. Diğer taraftan iktidar taşeron işçileri kadroya aldı ancak daha sonra “unuttu.” Eskiden hiç değilse hakem kurulu kararlarıyla ücretleri biraz da olsa yükseliyordu ancak şimdi yine asgari ücrette kaldılar. İkramiye alamadılar. Tayin hakları olmadığı için aile bütünlükleri bozuldu.
Sendikalar, sosyal adalet ve anayasanın eşitlik ilkelerine uyulmadığını vurgulayarak adalet talepleri için artık seslerini biraz daha yükseltiyor.
Tüm Emekli-Sen: “Emekli maaşı ile geçinemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz”
Tüm Emekliler Sendikası, emekli aylıklarına Temmuz ayında yapılacak olan maaş zammı ve emeklilerin yaşadığı diğer sorunlarla ilgili taleplerini duyurmak için bugün ülke çapındaki tüm şube ve temsilciliklerinde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi.
Ülke çapında örgütlü olduğu il ve ilçelerdeki 115 şube ve temsilcilikte 15.000 üyesi bulunan Tüm Emekliler Sendikası'nın eş zamanlı basın açıklaması eylemi İstanbul’da Maltepe, Beykoz, Kadıköy ve Bakırköy’de olmak üzere dört ayrı yerde yapıldı.
Tüm Emekli-Sen Maltepe Şubesi üyeleri tarafından “insanca yaşanacak bir maaş” talebiyle Maltepe Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına, DİSK Emekli-Sen Marmara Bölge Temsilcisi Fevzi Kirlibal, DİSK Emekli-Sen Maltepe Şube Başkanı Şems Ergün, DİSK Emekli-Sen Kartal Şube Başkanı Ali Söğüt ve DİSK Emekli-Sen üyeleri ile sendikasız emekli yurttaşlar da katıldı.
“Emekliler İnsanca Yaşanacak Bir Maaş İstiyor - Emekli Sendikaları Statü Yasası Çıkarılsın - Yaşasın Emeklilerin Birlik Mücadele ve Dayanışması” yazılı pankartın açıldığı eylemde, “Emekliyiz, Haklıyız, Kazanacağız”, “İnsanca Bir Maaş İstiyoruz”, “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” ve “Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” sloganları atıldı.
Tüm Emekli-Sen MYK Yedek Üyesi Vedat Şerifoğlu tarafından okunan basın açıklamasında, “Temmuz ayı ile birlikte emeklilerin maaşlarına yapılacak zam oranları yine iktidarın enflas-yon oyunu ile gündemimize girmiş bulunmaktadır. Temel tüketim mallarına yapılan zamlar %50'lerde seyrederken verecekleri zam sadaka düzeyinde olacak” denildi.
Açıklamada, “Alanlarda haykırıyoruz, Emekliyiz, açız, isyandayız! Ülke kaynaklarını, 5 yandaşa peşkeş çekmek yerine, ülkenin emeklilerine verirseniz hepimize yeter! İşte bu nedenle bugün Tüm Emekliler Sendikası olarak alanlardayız. Susmuyoruz, haykırıyoruz! Emekliyiz, insanca yaşamak istiyoruz!” denilerek aşağıdaki taleplerde bulunuldu:
- Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın. Toplu sözleşmeli sendika hakkımız tanınsın.
- TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarına göre yüzdelik maaş artışı istemiyoruz.
- Tüm emekli maaşlarına açlık sınırının ve asgari ücretin üzerinde olacak şekilde yoksulluk sınırına göre seyyanen zam yapılsın.
- İşçi, Memur ve Bağ-Kur emekli maaşları arasındaki eşitsizlik giderilsin.
- Tüm emeklilere yılda dört defa birer maaş tutarında ikramiye ödensin.
- Sağlık hizmetlerinden alınan muayene, tedavi ve ilaç kesintileri kaldırılsın.
- Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.
- EYT’li yurttaşların mağduriyeti giderilsin. EYT Yasası çıkarılsın.
Tüm Emekli-Sen Maltepe Şubesi Üyeleri tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:
Emekliler insanca bir yaşam, insanca yaşanacak bir maaş istiyor!
Temmuz ayı ile birlikte emekçilerin ve emeklilerin maaşlarına yapılacak zam oranları yine iktidarın enflasyon oyunu ile gündemimize girmiş bulunmaktadır. Temel tüketim mallarına yapılan zamlar %50'lerde seyrederken verecekleri zam sadaka düzeyinde olacak.
Ülkemiz mafya, çete ilişkilerinin siyaset ile iç içe geçtiği, ortaya atılan iddialara iktidarın ve bağımlı yargının kulağını tıkadığı, halkın açlığının ve krizin görmezden gelindiği bir süreci yaşıyor. "Aç varsa siz de doyurun" gibi halkla dalga geçen bir anlayışla karşı karşıyayız.
NATO toplantısında "dünya liderleri" bir araya geldiler. Dünya halklarının pandemi ve eko-nomik krizler dahil hiçbir yararlı görüşmenin olmadığı zirveden, AKP iktidarının ülkemize biçtiği görev ise, Afganistan' da bekçilik!
Çok tehlikeli olan bu görev, ABD ve dünya sermayesine şirin görünmeye ve yönetememe durumunu kurtarmaya çalışan AKP iktidarının son ve çaresiz çırpınışlarıdır. Gençlerimizi ikti-darın kendini kurtarma hamlesine kurban edilmemesi için karşısındayız.
Bir taraftan ülkeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışan, diğer taraftan çok gecikmiş aşılama durumunu toparlamaya çalışan iktidar ekonomik krizi yine halka yüklemeye çalışmaktadır.
Her kesime baskıyı arttıran iktidar, ortaya atılan, yolsuzluk ve kara para aklamaların üstünü örterken, toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran söylemiyle muhalifleri hedef göstererek sokağa salınan güruhların siyasal cinayetler işlemesine yol açmaktadır.
Emekli sendikalarını ve muhalif partileri kapatma girişimleri gibi anti demokratik yöntemleri de kullanan AKP ve ortakları demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırmaktadır. Siyasi iktidar emekli sendikalarını kapatmaya çalışacağına uluslararası yasalara da uyarak emeklilerin sendika hakkını tanımalıdır.
Ülke de huzurdan, barıştan, demokrasiden bahsetmek suç, ekonomik kriz var demek ise ya-sak hale getirilmiş, demokratik eylem ve etkinlikler basit ve akıldışı bahanelerle engellenmiştir.
Böyle bir yaşama mahkûm değiliz! Alanlarda haykırıyoruz, Emekliyiz, açız, isyandayız! Alın terimizi döktüğümüz ülkemizde, barış ve huzur içinde, insanca yaşamak istiyoruz.
Kimseden sadaka ya da lütuf istemiyoruz! "Bayram harçlığı" değil, yılda dört maaş tutarında ikramiye istiyoruz. Pandemi bahanesi ile 65 yaş üstüne yasaklanan toplu taşıma araçları ser-best hale gelmelidir.
Bizlere gelince "kaynak yok" diyenler, onlarca yerden maaş alan yandaş ve yalaka takımları-nın kaynağını nereden alıyorlarsa oraya baksınlar. Ülke kaynaklarını, 5 yandaşa peşkeş çek-mek yerine, ülkenin emekçilerine ve emeklilerine verirseniz hepimize yeter!
İşte bu nedenle bugün Tüm Emekliler Sendikası olarak alanlardayız. Susmuyoruz, haykırıyo-ruz! Emekliyiz, insanca yaşamak istiyoruz!
Taleplerimiz:
- Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın. Toplu sözleşmeli sendika hakkımız tanınsın.
- TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarına göre yüzdelik maaş artışı istemiyoruz.
- Tüm emekli maaşlarına açlık sınırının ve asgari ücretin üzerinde olacak şekilde yoksulluk sınırına göre seyyanen zam yapılsın.
- İşçi, Memur ve Bağ-Kur emekli maaşları arasındaki eşitsizlik giderilsin.
- Tüm emeklilere yılda dört defa birer maaş tutarında ikramiye ödensin.
- Sağlık hizmetlerinden alınan muayene, tedavi ve ilaç kesintileri kaldırılsın.
- Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.
- EYT’li yurttaşların mağduriyeti giderilsin. EYT Yasası çıkarılsın.
Yaşasın emeklilerin birlik, mücadele ve dayanışması!
Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız!
Tüm Emekliler Sendikası Maltepe Şubesi Üyeleri
Koton’da sendikal örgütlenmeye başlanmasının ardından işten çıkarılan 31 işçi, hukuk mücadelesini kazandı.
Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikası’nın Koton’da örgütlenmeye başlaması üzerine işveren, sendika üyeleri üzerindeki baskıyı artırdı. “Kotoncalisanlari” adlı Instagram sayfasındaki gönderileri beğendikleri gerekçesiyle çok sayıda çalışan haksız ve hukuksuz olarak işten çıkarıldı ve hakları ödenmedi.
Bunun üzerine Sendika, pek çok kentte basın açıklamaları yaparak, Koton işçilerinin sesini kamuoyuna ulaştırmış, bazı kentlerdeki basın açıklamaları ise katılımın yoğunluğu nedeniyle adeta mitinge dönüşmüştü. Bu gelişmeler üzerine işveren, Koton'da uzun süredir şikayet konusu olan haksız uygulamalarını ve kötü çalışma koşullarını ortadan kaldıracağını ilan etti. Sendika, haksız ve hukuksuz şekilde işten çıkarılan işçiler adına sendikal tazminat talepli işe iade davaları açarak, mücadelesini hukuki alana da taşıdı.
Süreç nasıl gelişti?
İade davalarının bir bölümü, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak karara bağlandı. Bölge Adliye Mahkemesi, 31 işçinin işe iadesine ve işveren tarafından yapılan feshin sendikal nedenle olduğuna hükmetti. Her işçi için 4'er aylık boşta geçen süre ücreti ile 12'şer aylık ücretleri tutarında olmak üzere sendikal tazminata hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi, bunlara ek olarak işçilerin hak edip de ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatlarını da kesin olarak hüküm altına almış oldu. Karar aynı zamanda Koton'daki diğer çalışanlar başta olmak üzere Türkiye'deki tüm işçiler için emsal nitelik taşıyor. Koton'da işten çıkarılan işçilerin bir bölümüne ilişkin hukuki süreç ise devam ediyor.
Koop-İş'ten açıklama:
"İşverenin, Sendikal örgütlenme nedeniyle haksız ve hukuksuz şekilde üyelerimizi işten çıkartmasına karşı, ilk günden itibaren mücadelesini yükselterek sürdüren Sendikamız, Koton'da örgütlenme ve hukuk mücadelesine devam ediyor. Koop-İş olarak, Koton'da verdiğimiz büyük mücadeleyi her alanda sürdürecek ve sonuç alana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Tüm Koton çalışanlarını bu büyük mücadeleye katılmaya, Koop-İş'te birleşmeye, örgütlenme atağına kalkarak kısa süre içinde sonuç almaya ve sendikalı, toplu sözleşmeli çalışma düzenine geçmeye davet ediyoruz.
Elde ettiğimiz hukuk zaferi göstermiştir ki Sendikalı olan çalışan, güçlü ve güvenceli çalışandır. Üyelerini bir an olsun yalnız bırakmayan ve sonuna kadar yanında olan Sendikamızın elde ettiği bu büyük zafer, bunun en açık göstergelerinden biridir. Gücünü üyelerinden, haklılığından ve hukuktan alan Sendikamız, Koton çalışanları başta olmak üzere, AVM'lerde ve mağazalarda çalışan tüm emekçileri Koop-İş'in sendikal koruma şemsiyesi altına girmeye çağırmaktadır: SENDİKALI OL, GÜÇLÜ OL!"
Emekliler insanca yaşam ve toplu sözleşmeli sendika hakkı için 28 Haziran’da alanlara çıkıyor!
Tüm Emekliler Sendikası, emekli aylıklarına Temmuz ayında yapılacak olan maaş zammı ile emeklilerin yaşadığı diğer sorunlarla ilgili taleplerini duyurmak amacıyla, ülke çapında örgütlü olduğu tüm Şube ve Temsilciliklerinde 28 Haziran 2021 tarihinde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirecek.
Ülke genelinde 115 Şube ve Temsilcilikte 15.000 üyesi bulunan Tüm Emekliler Sendikası konu ile ilgili olarak gazetemize yaptığı açıklamada, “İşçi, Memur, Bağ-Kur emeklisi sendikalı ve sendikasız tüm emekli yurttaşları, emekten ve emekliden yana tüm dost kurumları ve basın mensuplarını basın açıklamamıza katılmaya davet ediyoruz” denildi.
Tüm Emekli-Sen’den yapılan açıklamada, İstanbul’da Bahçelievler, Beykoz, Kadıköy ve Maltepe’de dört ayrı ilçede yapılacak olan basın açıklamasına DİSK Emekli-Sen üyelerinin de katılacağı bildirildi.
31 Ocak 2021 tarih ve 31381 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2021 Ocak Ayı İstatistikleri Hakkındaki Tebliğe” göre, 31 Ocak 2021 tarihi itibariyle işkollarındaki işçi sayıları ile sendikaların ve konfederasyonların üye sayıları aşağıdadır:
Toplam İşçi Sayısı: 14.371.096
Toplam Sendikalı İşçi: 2.069.476
Sendikalaşma Oranı: % 14.40
Yazının devamı için tıklayınız.
Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) hakkında açılan kapatma davasının 30 Nisan Cuma günü İstinaf Mahkemesinde yapılacak olan duruşması ertelendi.
Tüm Emekli-Sen Maltepe Şubesi'nden kapatma davası hakkında gazetemize yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklama aynen şöyle:
Üyelerimize, emeklilere, basına ve kamuoyuna;
Covid-19 salgını nedeniyle 29 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından mahkemelerin ve adliyelerin çalışmasına ilişkin alınan “Tutukluluk hali gibi özel durumlar dışında, görülmesinde ivedilik arz etmeyen duruşmaların ertelenmesi” kararı çerçevesinde; sendikamızın kapatılması talebiyle açılan davanın 30 Nisan 2021 Cuma günü Saat: 10.00’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinde (İstinaf Mahkemesinde) yapılacak olan karar duruşması ileri bir tarihe ertelenmiştir.
Sendikamızı kapattırmamak ve toplu sözleşme hakkını kazanmak için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.
İnsanca ve onurlu bir yaşam, huzurlu ve güvenli bir gelecek ve toplu sözleşmeli sendika hakkı için Türkiye’nin bütün emeklileri birleşin.
- Emekli Sendikaları Kapatılamaz!
- Sendika Hakkımız Engellenemez!
- Emekliyiz, Haklıyız, Kazanacağız!
Emekli olması gereken yaşta olduğu halde 71 yaşında inşaat işçiliği yapan Mustafa Şimşek, iş cinayetinde yaşamını yitirdi...
71 yaşında, koronavirüs salgınına rağmen çalışmak zorunda bırakılan inşaat işçisi Mustafa Şimşek, çöken iskelenin altınca kalarak yaşamını yitirdi.
Muğla'nın Dalaman ilçesinde, kağıt fabrikasının depo alanı inşaatında çalışan 71 yaşındaki Mustafa Şimşek, iskelenin çökmesi sonucu altında kaldı. Ağır yaralanan Şimşek, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Olay, saat 14.00 sıralarında ilçeye bağlı bir kağıt fabrikasında meydana geldi. İddiaya göre, fabrikanın depo alanında bulunan inşaatta çalışan 71 yaşındaki inşaat emekçisi Mustafa Şimşek, çalıştığı iskelenin çökmesi sonucu altında kaldı.
Olayı görenler durumu sağlık ve polis ekiplerini bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları ilk müdahalesinin ardından Şimşek'i Dalaman Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Durumu ağır olan Şimşek, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.